Basketbol Derbisi (!): Galatasaray CC 74-72 Fenerbahçe Ülker

Spormax'te spikerin, yorumcuların, muhabirlerin klişeleriyle süslü bir girişin ardından aslında uzun süredir Galatasaray ve Fenerbahçe arasında görmediğimiz bir saha içi dengesiyle kaliteli olmasa da mücadeleci ve zevkli bir maç izleyeceğimizi bekliyordum ve artık tiksinti veren saha dışı olayları sebebiyle lekelense de ben uzun süre derbi heyecanını hissettiğim bir basketbol maçı izledim. Bu sebeple iki basketbol takımı oyuncularına ve teknik heyetine saygılarımı sunarım öncelikle.

Galatasaray'ın iyi bir seriyle başlamasına Ömer Aşık'ın bireysel performansıyla yanıt veren bir Fenerbahçe görüntüsü vardı. Galatasaray'ın bileği düzgün yabancıları Jasaitis, Wilkinson ve Rancik isabetli şutlarıyla Galatasaray'ı ilk periyotta orta mesafeden sürükleyen isimler oldular. Cemal Nalga'nın da Semih ve Ömer'le elinden geldiğince boğuşması ve iştahlı dış savunmacılar Ömer Aşık'ın 8 sayılık performansını kenara koyunca çok iyi bir iş çıkardılar. Tanjeviç, bu savunma gayretini açacak çözümlemeleri pek getiremedi, klasik uzun rotasyonu çerçevesinde Oğuz müdahelesinde bulunmak dışında. Psikolojik üstünlüğünü 6 sayılık farka çevirdi takım ve ilk periyot öyle sonuçlandı.

Özellikle dış şutlardaki isabetin getirdiği 6 sayı civarı fark maç boyunca savunma temposu Galatasaray'da fazla düşmeyince ve Fenerbahçe ekstra seriler yakalyamayınca 3. periyot sonuna kadar 5-6 civarında seyretti. 3'e inip 7-8'e çıktığı anlarda oldu ama hemen bir düzeltme sayısı geldi her iki taraftan da. Fenerbahçe'yi bu bölümde hücum anlamında ayakta tutan ise takımın diğer Ömer'i Ömer Onan'dı. İyi savunmasının dışında sağlam bir şut performansı da ortaya koydu. Bir ara 1/10 olan üçlük yüzdesi de Mrsic'in alışılageldik şutlarıyla ortalamaya yaklaşınca son dakikalarda farkı eritti Fenerbahçe. Bu bölümde Galatasaray'da karşılık veren ise ekstra şutlarıyla Evren Büker ve takımın en güvenilir eli konumundaki Rancik'ti. Fenerbahçe normal sürede öne geçti mi, bilmiyorum, eğer bir anlık dalgınlığıma gelmediyse en iyi beraberlik oldu sanıyorum. Galatasaray da eline geçen birçok fırsatı ABD asıllı Makedon Washington ile bir türlü değerlendiremeyince, ki buna birçok turnike de dahil, maç eşitlikle sonuçlandı.

Ne olduysa bu andan sonra oldu zaten, Fenerbahçe maçları=gerilim düsturundan zaten gergin bir şekilde maça gelen, daha doğrusu zaten bu gerginliği yaşamak için salona gelen bu taraftarlar ve hangi akla hizmet binlerce kişiye hareket çekip karşılık almayacağına emin olan orta yaşlı bir bayanın akılsızca davranışı yüzünden ortalık karıştı. Son dönemde adet olduğu üzere sahaya girip basketbolcuya bulaşmaya çalışan daha da akılsız üç-beş arkadaş da işi iyice karıştırıp Kinsey'in de dahil olduğu o utanç görüntülerine imza attılar. Bize rezalet dolu bir saat yaşatan yönetimlerden, tribündeki dengesizlere, ortamı germeyi takım ruhunu taşımak olduğunu zanneden kimi basketbolculara kadar herkes suçlu. Neremiz doğru ki bunlar düzgün olsun diyeceğim ancak sahaya o kadar müdahil olmaya başladı ki bu olaylar, artık işin şirazesi tamamen kaçtı. Rakip benchi sözlü, tezahüratlı, çoğu zaman küfürlü taciz bu maçlarda bilinen bir olay artık, her derbide görüyoruz ancak iş fiziksel boyuta gelince orda dur demek gerekiyor artık. Dur diyecek olanlar bunu becerebilir mi, işte işler o noktada sarpa sarıyor. Bir taraf kendi evinde olanları unutup "Tarihte böyle bir şey yok" derken diğer taraf "Ama onlar daha fazla yapmıştı geçen" diye beyanat veriyorsa bu işin çözüleceği de yok zaten. Basketbolu engellemeyecek düzeyde dursunlar, o kafi. İnsan gibi maç izlemek gibi temennilerimi sonraya saklamak istiyorum kendi adıma.

Neyse, biz yine sahaya dönelim. Saha dışındaki rezalete rağmen maçın kendi temposuna kavuşması olaylar aklımızın bir köşesine yazılı olmasına rağmen sportif rekabet çerçevesinde sizi bir şekilde maçın içine çekiyor. Yine de iki tarafın saha içinde koyduğu mücadeleye yakışan iki uzatma devresi oldu ve iki tarafın karşılıklı hataları ve atakları sayesinde çok kez bitti denilen çok değişken bir maç izledik. Galatasaray CC Basketbol Takımı oyuncuları adına galibiyete fazlasıyla sevindim, bu kadar iştahlı bir oyunu bu kadar süre önde götürdükten sonra kaybetmek psikolojik olarak onları çok zor bir duruma düşürebilirdi.

Tanjeviç'e fazla diyecek bir sözüm yok, Fenerbahçeli arkadaşlara “Allah kurtarsın!” diyebilirim en fazla. Galatasaray'ın Fenerbahçe'ye karşı duramayacağı en zayıf yönü olan içerden oynamak yerine Galatasaray'ın istediği tempoda ve bölgede maçı oynamak ve bunu değiştirmek için bir hamle yapamamak uzun rotasyonu olarak Galatasaray'ın çok önünde olan Fenerbahçe için maçı kaybetmenin anahtarıydı ve Galatasaray da isteği yönünde gelişen oyunu Washington'ın gerçekten acayip tercihleri sebebiyle uzatmalı da olsa almayı bildi. Rezalet bir ton görüntünün arasında sevincini yaşamaya çalışmaları bile üzücüydü aslında. Babasının kucağında maça gelen ve korkudan ağlayan o kız maçın en vurucu karesinin sahibiydi. Türkiye'de basketbol bu noktada artık, maalesef...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

11 yorum:

Emir dedi ki...

Ben galatasaraylıyım ama bu olaylar karşısında kinsey'in gri tişörtlü galatasaray taraftarının çenesine çaktığı yumruk çok hoşuma gitti itiraf edeyim :)

Adsız dedi ki...

Galatasaray yönetimi sahaya giren, eline geçirdiğini sahaya atan adamları tespit edip, maça girmelerine yasak getirmediği sürece bu olanların sorumluluğunu üstüne alıyor demektir. Federasyon kaç maç ceza verse müstahaktır. "Ben böyle şey görmedim" de hakkaten komik olmuş. Acaba düzgün maç izlemek için oraya gidenler yönetime dava açsa kazanabilirler mi?

Gala's dedi ki...

oraya Galatasaray seyircisi olay çıkarmaya değil, takıma destek olmaya geldi. çok güzelde destek oldu. sadece küfür vardı. küfürü bugün babaeskispor sahasında bile görüyoruz. bunun sebebi galatasaray fener değil. eğitim ile alakalı bir durum.

yanlız oradaki bayan ve basketbolcuların el kol hareketleri olayların fitilini yaktı. kendi taraftarına yumruk atılmasından keyif duyan zihniyeti anlamıyorum. uğur abi seni sürekli takip ederim yorumlarını beğenirim. ama kusura bakmayın o beğenilmeyen seyirci sadece derbi maçta değil, sezonun 30 maçı ve play offlarda deplasmanda içerde orada. 10 kişide olsa 100 kişide olsa oradalar. bunun bayan basketi, voleybolu, sutopu küreğide dahil.

pclion dedi ki...

Burak, seyircileri beğenmediğimi söylemedim, zaten ben de o seyircilerden biriyim. Ne demek istediğim anlaşılmıştır diye düşünüyordum. Bu kadar kolay tahrik olup sahaya inmek de ne oluyor allah aşkına, bu insanları kucağında kızıyla maça gelen, ya da arkadaş grubuyla derbide takımını desteklemeye giden adamla nasıl bir tutmamı bekliyorsun, onu da ben anlamadım mesela. Ordaki binlerce kişiye tek organizmaymış muamelesi yapmak yersiz..

Gala's dedi ki...

yanlış anlaşılma olmuş aynı şeyleri düşünüyoruz :)

sahaya atlayanlar zaten şuursuz kişiler. fenerliye şamar atanda 33. haftadan tanıdık bir isim zaten. ama asıl hıncalın holigan dediği seyirci tanjevicin arkasındaki seyirci. orada yılmaz başkan sedat ve vedat abi olayları tek başlarına önlediler. polis dahi önleyemedi. o seyircinin sağduyusundan hiç söz edilmiyor.önünde yeterli güvenlikçi yoktu isteseler ve organize olsa sahay girebilirlerdi.
bu olaylar sadece anlık sinirle 1-2 kişinin sahay girmesiyle oldu. efes maçında yüzlerce kişi girmişti sahaya. kargaşa daha büyüktü. olaylar burda çok çabuk kontrol altına alındı. ama yinede bir ceza alacağız haklı olarak.

ama ben en çok taraftara yumruk atan kinsey ile tarafatra tokat atan semih erdenin alacağı cezayı merak ediyorum. sanıyorum nbade taraftara saldıran bir oyuncu 10 maç almıştı.

antifener_43 dedi ki...

Ron Artest Detroit Pistons maçında rakip taraftara yumruk attığı için 1 sene yani 73 regular season 13 playoff maçı olmak üzere 86 maç ceza aldı. Ayrıca takımı 5 milyon USD sallarysini ödemedi ve ertesi sene takımdan şutladılar kavga edenleri.

onur dedi ki...

37 yaşındayım ve daha Spor & Sergi Sarayı basketbola hizmet ederken bu sporun sevdalısı olarak takip ediyordum. Caferağa spor salonu'nun açılış maçı olan FB-Tofaş maçını bile seyrettim tribünden bir GS taraftarı olarak. Hiç kavga etmedim, kavga çıkan maç da görmedim canlı olarak; 10-12 senedir artık tribüne gitmiyorum çünkü...Bu olaylar yüzünden de takım(lar) cebinde parası olup kombine alarak katkı yapacak, hakem yanlış bir 3 saniye ya da steps çaldığında tepki göstererek baskı yaratacak taraftarını kaybetmiş durumda. O tribünlerdeki taraftarın kaçı basketbol kurallarına hakimdir merak ediyorum doğrusu? Bir kadın el işareti yaptı diye tahrik olan zihniyetin de acilen cinsel terapi görmesi gerektiğini düşünüyorum; sokaktaki turiste sarkmak ile pek farkı yok bence!

Hüseyin Altıkıllı dedi ki...

Abi maçın tansiyonunun getirdiği tereddütle beraber normal sürenin sonunda Preldziç'in üçlüğüyle 3 sayı öne geçti diye hatırlıyorum Fenerbahçe. Murat karşılık vermişti sanırım ona karşı hücumda başka bir uzun mesafeyle.

efsane78 dedi ki...

onur abi seni tanımıyorum ama tebrik ediyorum bir fenerli olarak.artık bu olayları görmek istemiyorum ben..

salonlarda olsun stadlarda olsun.bir gun birimize o stadda birsey olacak diye korkuyorum.
bu ülkede artık fener-gs ayrımı olmaya basladı aynı türk-kürt,alevi-sunni gibi.işte en büyük tehlike de bu gerisi benim için hikaye.
gslileri de tebrik ediyorum galibiyetten ötürü.
saygılar

fabio luciano dedi ki...

kaya geçen sene 248 maç ceza almıştı kinsey de ona yakın bi ceza alır merak etmeyin.

Erdal Güngör dedi ki...

Korkmayın hiç bir şey olmaz ! Kimse kimsenin boğazını kesmez yada koparmaz,televizyonlarda felaket senaryosu yazanlar bunlardan nemalanıyorlar,onların sporu pazarlama stratejisidir,Türkiyede sporu pazarlamanın tek yolu olarak görüyorlar.

Ama ortada bir gerçek var,sahaya atlayan o iki Galatasaraylı arkadaşlar suçlular,yalnız dün akşam bir özel tv kanalında onları toplum düşmanı olarak lanse edenler insan haklarını ihlal etmiştirler ve suçları sahaya atlayanlardan daha büyük !

Türkiyede son 10 yıl içinde bilinçsiz bir taraftar kitlesi oluştu,spor müsabakalarına giden büyük çoğunluk sahada gördükleri sporu bilincinde değiller ve içlerinde hissetmiyorlar.Tribünde seyrettikleri spor müsabakalarını boş zamanlarında kendileri yapmıyor,soruyorum kaçınız bir Futbol,Voleybol,Basketbol kulübüne üye? Eğer bir futbol sever sade futbolu medyadan takip ediyorsa sahada oyuncular ile aynı duyguları yaşaması mümkün değil,o sade tribüne deşarj olmak için gidiyor,ben pazar günü salona gelen 12.000 bin kişinin 10 bini Basketbol kurallarını bilmediği kanısındayım çünkü bende bilmiyorum ve açık konuşayım Basketboldan hoşlanmıyorum daha çok Futbol ve Voleybolu seviyorum ama Fenerbahçeye karşı oynadığımız için ekrana kitlendik ailece.Orayada çoğu kişi bu yüzden geldi.

Bilinçsiz ve oyundan uzak bir kitle olduğunu tribünde verilen destekten ortaya çıkarabilirsiniz,kimse oyunun gidişine göre destek vermiyor çünkü kendisi oyundan uzak.Eğer kendiside futbol,basketbol oynasaydı sahada oyuncuların ne zaman ve nasıl bir desteğe ihtiyaç duyduklarını bilir ona göre tezzahürat yapardı.Bizim zamanızda böyleydi çünkü biz boş zamanlarımızda topun peşinden koşturuyorduk.

Kimse dünyaya tribüncü yada sporcu olarak gelmiyor,şu dönemde insanları doğru yönledirmek gerekiyor ve burada Taraftar oluşumlarının başında olanlara büyük iş düşüyor,doğru düzgün koordine edilerek,çalışma atölyeleri ve semirnerler düzenleyip tribüne gelen insanları eğitmek şart oldu.Ben Türk tribünlerinin İngilizlere benzemesini istemiyorum ama şu bilinçsizlik insanların enerjisini boşa harcamasına sebep oluyor,bu insanları enerjilerini doğru yöne harcamlarını sağlamayız.

Sevgiler

Related Posts with Thumbnails