Bank Asya'nın Yabancıları #2: Gerçekleşmeyen Proje

Hasan Doğan federasyonunun yaptığı en hayırlı işlerden biriydi Bank Asya'ya yaş sınırlı yabancı uygulamasının getirilmesi. Böylece Bank Asya 1.Ligi, TSL için bir altyapı görevi görecek ve böylelikle Türkiye'ye uyum sürecini atlatmış genç ve yabancı oyuncular Süper Lig takımlarına servis edilecekti. Aslında geçen sezon bu anlamda fazlasıyla iyi bir başlangıç vadediyordu bizlere, en azından bana. Süper Lig'de bile benzerine uzun yıllardır rastlamadığımız bir Bruno Ferreira Mombra Rosa fenomeni geçti Orduspor'dan, Trabzonspor ağırlıklı olmak üzere birçok Süper Lig kulübüyle de anıldı adı. O dönem 800 bin dolarlık bonservis ücretinin ödenip kalanının Orduspor'a verileceği birçok teklif gündeme gelmiş ancak Orduspor yönetimi onu bir sezon daha takımda tutmayı hedeflemişlerdi.

O arada ne oldu, ne bitti bilinmez ama ne Bruno Ordu'da kaldı, ne de bir Süper Lig ya da Bank Asya kulübü ortaya koyduğu performansla kalitesini ve yapabileceklerini fazlasıyla ispatlamış 21 yaşındaki bu forvetle ilgilenmedi. Bir ara Danimarka'ya transfer olduğu söylentileri de çıktı ama lafta kalan transferlerden biri oldu o da. Hoş, Bank Asya ve transfer deyince iki kez düşünmek lazım, en yetkili ağızlardan hatta resmi sitelerden onaylanan transferlerin gerçekleşmediğini gördük. Chibuzor Okonkwo'yu, Carlos Vargas'ı unutmuş değilim. Bruno da şu anda Flamengo kadrosunda gözüküyor ve gördüğüm kadarıyla fazla da şans bulmuş gözükmüyor. Gol sıkıntısı çeken herhangi bir Türk takımı devre arası zorlayabilir bu transferi. Kamyonla Brezilyalı getiren menejerlerden bedava dağıtılıyormuş gibi yabancı alan takımlar belki performansa göre karar verir diye söylüyorum. Bruno dahi transfer yapamamışken diğerlerine de pek bakmamak gerekir aslında. Tiago Altay'da, MBilla Adanaspor'da forma giyiyor hala, transfer yapan ya da yapabilecek bir oyuncu bilmiyorum ben başka, bilen varsa söylesin.

Projenin gerçekleşmeyen daha doğrusu işlemeyen tek yönü bu da değil, bir de işe tersinden bakmak gerek ki orda hiçbir girişimin olmaması daha büyük bir arızaya işaret ediyor aslında. Süper Lig kulüplerinin yabancı kontenjanlarını yönetememesi malum, yabancı sınırlamasından dolayı genç ve gelecek vadeden yabancı oyuncu deneme şansları olmadığını her şartta dile getiren bu kulüplerimizin önüne altın tepsiyle sunulan bu fırsatı değerlendirmeye çalışan kulüp dahi yok. Bu konudaki tek deneme Theo Weeks transferinin başarısından sonra bir diğer genç Liberyalı Tony Tisdell'i transfer eden ve onu Bank Asya'ya kiralayan Ankaraspor'dan geldi. Onlara da Süper Lig takımı saymak ne kadar doğru, bilemem ama en azından Karşıyaka'ya oyuncu kiralanırken plan buydu. 17 yaşındaki Tisdell şu ana kadar 169 dakika forma bulabilmiş sadece, Karşıyaka'yı da izleme şansı bulamadığımdan bundan fazlasını söylemem doğru olmaz ama istenilen süreyi pek de aldığı söylenemez. Yine de denenmeye çalışılan bir şey var ortada, geri kalan 17 takımın hiçbirinde böyle bir girişim yok, ben gözden bir detay kaçırmadıysam tabii. Sonuç olarak bu yolun da henüz rayında olduğunu söylemek mümkün değil, Bank Asya'dan Süper Lig'e geçişlerde olmadığı gibi.

İlgili ilgisiz her konuyu İngiltere'ye bağlamak futbol dünyasının klişelerindendir ancak bu kiralama işini en iyi kotaran lig ilişkisi EPL ve Championship arasında dersek yalan söylemiş olmayız sanırım. Aslına bakarsak bu kadar alakasız iki üst düzey lige sahip çok az futbol ülkesi var Avrupada. İspanya, Almanya, İtalya ve Fransa'yı da şöyle bir gözümüzün önüne getirirsek bu ilişkinin çok daha iyi işlediğini görürüz. Biz bunu daha yerli oyuncu bazında da işletebilmiş değiliz gerçi ama insanın neden diye sorası geliyor. Hakikaten neden yahu?

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

7 yorum:

Jordan dedi ki...

Gecen sene bank asya'yı da takip etmemi saglayan adamdı Bruno. Super Lig'den bir takım nasıl almadı hala saskınım. Alınsa cok is yapardı ligimizde. Yazık oldu.

bonaventure dedi ki...

öncelikle şu "gol sorunu" olan süper lig takımları diyince hemen aklıma trabzonspor geliyor. diyarbakırspor bile trabzonsppordan daha iyi forvet bulabiliyorken bu adamların halen daha tekkenin peşinde koşturması hakikaten garibime gidiyor. hayır tekke derken de kastettiğim fatihin artık trabzonspor klasmanında bir topçü olmadığı. ne işi var yahu bu kadar beceriksiz ve ersun yanal gibi adamın arkasında duramayan adamların yanında. tr de gideceği en kötü yer 3 büyüklerdir fatihin. ts ye gelirse nihattan farkı olmaz. ayrıca nihat tekke ikilide kabus olur. o da ayrı bir konu.

öte yandan bence tr süper lig takımlarının yöneticileri sabah akşam 3 büyüklerin haberlerini okumaktan ara sırada federasyonun kurabiye partileri için toplantıkları ortamda ali dürüst benzeri adamlarla yanyana geldikleri için znneiyorlar ki kendileri de 3 büyüklerin bir parçası. ve zannediyorlar ki onlar anadoludan yabancı almıyorlarsa bizde almamalıyız. ulan gerzek senin r. carlosla . h kewell eşleştirecek bir topçun var mı? klübü satsan alamazsın bu adamları. sen git al getir brunoyu ne şin var daha kasetten gördüğün adamlarla...

Cezasahasi dedi ki...

Galatasaray'ın Ganalı hamlesini hatırlıyorum. Doğru kotarılabilse kesinlikle çok faydalı bir hamle olabilecekken ne hale geldiğini hatırlayın. Bazı şeyler yapısal olarak değişmeli. Kulüp başkanları menejerlerin oyuncakları halinde...

Karabükspor'a bakın. Gençlerbirliği'nin kontenjan (ya da herneyse) sebebiyle alamadığı Emenike'yi onlara önermeleri neticelerinde satın alma opsiyonuyla beraber kiralamışlar bu adamı. Ve herkes çok beğeniyor. Bu kulübün başkanını tebrik etmek lazım. Kulübü düşünen bir hamle yapmış. Her başkan böyle mi? Değil... Hocalar da değil... İsmi lazım değil süper ligdeki hocalarımızdan bazılarının çalıştığı özel menejerler var ve yabancıları bunlar aracılığıyla getirtiyorlar. Tabii bu işlerin içine Başkanlar ve kulüp yönetimleri de müdahil oluyor. İşin içinde iş var anlayacağınız. Ve bu sistem varken, en azından bu adamlar varken işi zor kulüplerin.

Adem

Vecchia Signora dedi ki...

Bir de tabi eldeki değeri bilmemek var. Bkz. Bursaspor ve Shin Rok. Adam bir buçuk ay önce gitti, kaçtı resmen. Yazık ettiler mis gibi yeteneğe. Top kontrolü, dribblingi, topu saklaması, 1.80lik boyuyla sağladığı ciddi hava hakimiyeti ve isabetli şutları..

Resmen harcandı ve şuan kontratsız durumda sanırım. Kontratının şartlarını bilmediğimden kesin bir şey söyleyemem ama Bursa'dan da Gençler'in yaptığı gibi bir "öneri"de bulunmalarını beklerdim hiç değilse. Ya koskoca kulüpte hiç mi kimse bu çocuktaki yeteneği görmedi??

Türkiye'de futbol ve oyuncu anlayışı açısından çok ciddi bir değişim gerekiyor.

murat dedi ki...

merhaba ben murat.öncelikle gerçekten güzel bir blog yazmışsınız.tebrik ederim.ben yeni bir blogcuyum.sizden bir ricam olacaktı.blogunuzda bana link verir misiniz? bloguma bakmak isterseniz : http://bilissim.blogspot.com
cevabınızı bekliyorum

Cezasahasi dedi ki...

Ayrıca ben bu olayın gerçekleşmeyen proje olarak değerlendirilmesinin son derece erken verilmiş bir yargı olduğunu düşünüyorum. Sanki aradan 3-4 sezon geçmiş de bu yöntem hiç bir işe yaramamış gibi bir ortam oluşmuş. Yok böyle bişey. Daha yolun başındayız. Bekleyip sabretmek, sonuçları da en az bir 3-4 sezon sonra değerlendirmek gerek.

Adem

pclion dedi ki...

Sevgili Adem, ben zaten söylediğinin aksine bir şey söylemedim dikkat edersen, şu anda 1.5 sezon geride kalmak üzere ve kulüpler henüz böyle bir ayrıcalığın farkında değiller. En azından bunu söyleyebileceğimi düşünüyorum, düşüncemi de "3-4 sene bekleyeyim, bakalım ne olacak?" diyerek bekletmem abes olur takdir edersin ki. 1.5 sene de bir uygulamanın başlangıcını değerlendirmek için fazlasıyla yeterli bir süredir. Yararlanan birileri olur, en azından bir girişim olur, ayrıca bahsederiz, o ayrı...

Related Posts with Thumbnails