
2006'da yaşanan efsanevi şampiyonluk sonrası yaşanan çöküşün arasında Türk futbol tarihinin en parlak çıkışlarından birini yapan Arda Turan, Galatasaray A takımında düzenli forma bulduğu 3 sezonun ardından yeni bir mücadeleyle karşı karşıya. Bugüne kadar klasik bir sol açıktan farklı olarak 3. bölgedenin iki kanadında da yaratıcı oyuncu pozisyonunda yer bulan ve buna bağlı olarak gelişim kaydeden Arda Turan için Frank Rijkaard'ın Galatasaray'a gelişiyle geliştirdiği bu mevkii bilinci değişime uğramak durumunda. Peki Arda Turan'ın evrileceği pozisyon ne olacak? Rijkaard'ın hem Hollanda'da hem de gerçek anlamda teknik direktörlük kariyerinin temellerini atan 5 yıllık Barcelona deneyiminde uyguladığı taktik düzen belli; yüzeysel olarak 4-3-3 olarak özetlenen pasa dayalı, merkez forveti yanlarda hem kanat hem forvet özellikleriyle yer alan iki oyuncunun desteklediği sistem. Bu sistemde her oyuncunun belli görevleri var ki Rijkaard'ın Barcelona'nın başına gelişiyle tekrar revize olan bu sistemin ana unsurları bunlar. Bugün Iniesta'nın, geçmişte Deco'nun üstlendiği görevin tanımıyla Ronaldinho-Henry/Messi üçlüsünün üstlendiği görevin tanımı tamamen farklı. Biz de kendi bakış açımızla bu sorunun cevabını aramaya çalışalım.
Barcelona'nın düzeni zaten hepimizce az çok biliniyor, Türkiye'de rotasyonu, sistemin işleyişi bu kadar ayrıntılı bilinen üç-beş Avrupa takımından birisi Barcelona. Bizim esas tespitini yapmamız gereken Arda Turan'ın kariyer gelişimi ve bunun üzerinden onu oturtabileceğimiz doğru görevi seçebilmek. Bunun içinse Boleslav maçlarını hatırlamak gerek.
Galatasaray kariyerinin ilk golü olması açısından manevi önemi vardır belki Arda için ama bu gol aslında çok daha fazla şey anlatıyor bize Arda hakkında. Genç Arda'yı Arda Turan yapan saf yeteneklerini sergilediği maçtır Mlada Boleslav maçı. Hiçbir Türk oyuncusunda görmeye alışkın olmadığımız doğru karar verebilme yetisi ve sorumluluk alma isteğiyle oyunu kanatlardan yönlendirebilen bir oyuncu izledik o gün. Attığı golde ne kadar zeki ve kurnaz bir oyuncu olduğunu, 3. bölgeye ne kadar yakın olursa o kadar tehlikeli bir oyuncu olacağını göstermişti. O golle başladığı sezonun ilk yarısında bir Gaziantepspor maçı da vardır Arda Turan'ın, belki hatırlayanlarınız olacaktır. Maç 2-2 beraberlikle sona ermişti ama Arda Turan şu zamana kadarki en iyi performanslarından birini ortaya koymuştu. Gaziantepspor'un iki kanadını da felç eden, bütün insiyatifi eline alan, kanatlardan birebirde rakiplerini ekarte edip forvetlere tek vuruşluk gol pasları atan bir Arda Turan. Arda'nın kariyer başlangıcındaki rolü tam olarak buydu. Takımda ona eşlik edecek oyuncu bulmakta zorlanması o sezonu Galatasaray için bir kabusa çevirse de Arda için çok verimli bir sezondu, genç bir yetenek olmaktan oyun liderliğine evrilmişti çünkü.
Arda'nın oyun içinde daha efektif olmasını engelleyen özellikleri de vardı elbette, hala var. Bunlardan en önemlisi o dönemki zayıf fiziği ve kondisyonuydu. Ayrıca 3. bölge oyuncusu olmasına rağmen kaleyi düşünmüyordu ve oyunu yönlendirirken verdiği doğru kararları skora dönüştürmeye geldiğinde kaleye gitmeyi tercih etmediğinden ceza sahası opsiyonları dardı. Arda Turan'ı kimilerine göre abartı gelse de Ronaldo, Messi, Quaresma, Robben gibi oyunu kanatlardan yönlendiren üst düzey oyunculardan ayıran farklar bunlardı. Arda Turan'ın kendini bir üst seviyeye taşıması için bunları aşması gerekiyordu. Bu konularda 2. sezonunda ilerleme kaydetti aslında, düzenli oynadıkça ve nefesini doğru kullanmayı öğrendikçe kondisyon problemini büyük ölçüde aştı. Golü daha çok düşünmesi gerektiğini farketti ve Galatasaray'ı 2007/08 sezonu şampiyonluğuna taşıyan oyun liderliği performansına skor katkısını da ekledi. İlk yarıda golü bulunmayan Arda Turan sezonu 7 golle tamamladı.
2006/07: 8 gol (5 lig, 2 avrupa, 1 kupa) , 10 asist (7 lig, 3 avrupa)
2007/08: 8 gol (7 lig, 1 avrupa) , 18 asist (14 lig, 4 avrupa)

Arda'nın profosyonel düzeydeki ilk iki senesini bu şekilde özetleyebiliriz, şimdi günümüze biraz daha yaklaşalım. Arda Turan'ın Avrupa vitrinine çıktığı en önemli turnuva olan Euro 2008'e geri dönelim. Euro 2008'de Arda'yı parlatan en önemli özelliği kanatlardan etkili olması kadar takımın pas trafiğini yönetebilmesiydi. Özellikle İsviçre ve Çek Cumhuriyeti maçlarında gördük ki Arda Turan ofansif etkinliğinin yanında oyun kuruculuk vasıflarını da yükleniyor. Ancak burda atlanmaması gereken nokta turnuva performansıyla sezon boyunca gösterilen rutin performans arasındaki fark. NBA'den örnek verirsek normal sezonda gösterdiğiniz performansla play-off'larda gösterdiğiniz performans arasında bariz bir fark olur, ben buna benzetirim bu tip performansları. Yanlış hatırlamıyorsam Arda Turan o maçlarda 10 km'nin üzerinde bir mesafe kat etmişti sahada ki Galatasaray'da genelde en çok koşan üç oyuncu arasına giremez Arda Turan. Oyun liderliği konusunda ne kadar başarılı bir oyuncu olduğunu zaten biliyoruz ama bunun için 2. bölgeye kaydırılmasına gerek olmayan bir oyuncu Arda, birincil görevi bu olursa aynı zamanda pozisyon üreten oyuncu rolünü kaldırabileceğinden emin değilim bu anlamda.
Geçen sene Skibbe'nin onu sağ kanatta oynatma isteğini ve onun bu konudaki isteksizliğini biliyoruz, onu bu konudaki tavrı sebebiyle
eleştirmiştik zaten ama orda Arda Turan'ın söylediği çok kritik bir nokta var. Arda diyordu ki "Benim sol kanatta oynadığım süre içinde geliştirdiğim 7-8 tane oyun seti var ve bunlar üzerine uzmanlaştım. Sağ kanatta sabit olarak oynamak beni verimsiz kılar, bu anlamda sol kanatta oynamayı tercih ediyorum." Arda Turan bunu görevinin tanımı değişmemesine rağmen sağ kanat için söylüyorsa 2. bölgede yepyeni bir role kafaca ne kadar hazır ve mutlu olacağı benim için soru işareti. Bu söylemlerinde Lincoln, Skibbe ve bazı yerli oyuncular arasındaki çekişme de etkiliydi elbette, Rijkaard'ın getirdiği karizma ve kredi bu tip serzenişlerin önünü kesecektir ama önemli olan Arda'nın başarılı olup olmayacağı. Bu bölgenin getirdiği sorumluluklar da farklı. Arda ceza sahasına sızmakta ve zaten sınırlı olan gol katkısını bulmakta iyice zorlanacak. Şutu olan bir oyuncu olsa cepheden daha iyi fırsatlar yakalayabilirdi ama Arda'nın hiçbir zaman vasat üstüne çıkaramadığı bir meziyet isabetli ve sert şut atmak. Arda'dan beklenilen sezon toplamında 15 gol, 15-20 asist gibi bir performansı vermesi bu anlamda pek mümkün olmayacaktır eğer bu görevde orta alanda şans verirsek.
-----------------Baros----------------
----Kewell-------------------Keita----
-----------Arda------------?----------
------------------Topal---------------
Tabii Arda Turan'ın olduğu kadar Galatasaray'ın çıkarları da söz konusu, kadroyu optimum şekilde kullanabilmek adına. Galatasaray'ın elinde üç tane üst düzey 3. bölge kanat oyuncusu var. Harry Kewell, Arda Turan ve yeni transfer Abdul Kader Keita. Keita hem kanat-forvet kimliğiyle, hem de sağ taraf formasyonuyla ileri üçlünün sağında oynayacağını söyleyebilmek zor değil. Sol taraftaki tercihse daha çok iki oyuncunun çok yönlülüğüne bağlı. Harry Kewell kariyeri boyunca sol forvet oynamış bir oyuncu ve 4-3-3'ün ortasında oyun kurucu olarak görev yapmaya uygun değil. Bütün özellikleri Baros'u ve Keita'yı tamamlayan sol kanat-forvet özellikleri. Arda Turan pas becerisi anlamında daha üstün ve orta sahanın gerektirdiği daha ağır savunma görevlerine Kewell'a oranla daha uygun. Ayrıca ona serbestlik sağlanırsa zaman zaman Kewell ve Keita'yla bölge değiştirip rakip defansın dengesini bozabilme şansına sahip. Orta sahada bu rolü üstlenebilecek başka oyuncumuz olmadığından Arda'nın bu bölgede oynamasının kulüp ve teknik heyet tarafından arzulanır olması mümkün.
İşin bir başka boyutu da yazının girişinde dediğimiz gibi bunun Arda Turan adına ecnebi deyimiyle bir 'challange' olacak olması. (Şu kelimeyi tam olarak karşılayan Türkçe kelime bilen varsa yorumlara yazsın lütfen. Mücadele yazınca garip hissediyorum zira, belki hedef olabilir. Neyse.) Bu bölgeye adapte olmak zorunda kalacağından eksik yönlerini giderme adına daha fazla çaba gösterebilir ve bunun kariyer gelişimine de büyük katkısı olur. Sadece sol açıkta göreb yapan bir oyuncudan ziyade hem kanatlarda görev yapan, hem de oyun kurucu oynayabilmek daha afilli bir CV için fena olmaz hani. Özellikle İngiltere gibi zor ligleri hedefliyorsanız birden fazla pozisyonda oynabiliyor olmanız önemli bir kriter. Arda'nın hedefleri arasında bu ligler varsa üzerine koymak durumunda ki bu en çok Galatasaray'ın işine gelir.
Taraftarın nabzına bakarsak Arda'nın Iniesta rolüne geçmesi benimsenmiş gibi duruyor. Yalnız bunda 4 hücum oyuncusunu oynatabilmenin gerekliliği kadar insanlardaki 'yeni bir Hagi' görme dürtüsünün de etkili olduğunu düşünüyorum, buna artık dillere pelesenk olan 'oyunu çift yönlü oynamak' deyimini de katabiliriz. Oyuncunun özelliklerini doğru düzgün etüd etmeden bu tip bir gelişimin kesinlikle olacağını varsaymak ilerde büyük bir hayal kırıklığını da beraberinde getirebilir. Beklentileri dizginlemek adına bunu söylememiz gerek.
Sonuç olarak ben Arda Turan'ın 3. bölge oyuncusu olduğunu ve mevkii değişiminin beklenen olumlu etkiyi en azından hemen yapmayacağını düşünenlerdenim. Takım halinde başarılı bir sezon girişi Arda'nın bu bölgedeki geçiş performansını parlatabilir belki ama bu onun yeteneklerinin hangi bölgeye daha uygun olduğu hakkındaki fikrimi değiştirmeyecek. Galatasaray için en yararlısı, en hayırlısı neyse o olsun, bütün dileğim bu...