Altyapı Fetişizmi

Özellikle Galatasaray taraftarında gelişen bir refleks oldu bu son dönemde, zaman zaman kendimi de katıyorum bu gruba. Transfer dönemlerinde yerli piyasasında ismi geçen her oyuncuya karşı durup "Onun yerine altyapıdan şu çocuğa şans verelim." deme şeklinde tezahür ediyor genelde. Ancak gözden kaçan nokta şu ki Türkiye'nin bütün iyi oyuncuları Galatasaray altyapısı çıkışlı olmak zorunda değil.

Bu mantıkla ilerlenseydi Mehmet Topal, Barş Özbek, Emre Güngör gibi Galatasaray adına oldukça faydalı olan bir çok oyuncuyu başka takımlarda seyrediyor olacaktı Galatasaray taraftarı. Galatasaray'ın rakipleri arasında en verimli altyapı sistemine sahip olması -ki Beşiktaş'ın da hakkını vermek gerek, en azından yetiştirme anlamında- Türkiye ve Almanya pazarından elini ayağını çekmesi anlamına gelmemeli kesinlikle. Genç oyunculara önem vermek sadece kendi altyapından yetişen oyunculara şans vermek anlamına gelmez, aksine bu yanılgıya düşmek Türkiye'deki genç oyuncu havuzunu diğer takımlara teslim etmek demek olur. Bu yazdıklarım Galatasaray hakkında gibi gözükse de diğer kulüpler için de geçerli aslında.

Bir de Galatasaray özelinde olan bir durum var. Altyapının iyi durumda olması mezun olan her oyuncunun Galatasaray kalibresinde olacağı yanılgısını da beraberinde getirmesi, bu kesinlikle yanlış. Boğaziçi mezunu her kişinin iş hayatında çok başarılı olacağının garantisi olmadığı gibi Galatasaray altyapısından mezun her futbolcunun da Galatasaray A takımı seviyesinde olması mümkün değil. Zaten iki senede bir PAF takım kadrosu tamamen değişiyor, bu oyuncuların hepsinin A takıma yükselmesini beklersek bunun matematik olarak bile mümkün olmadığını görmek lazım. Her sene A takım kalitesinde kalıcı olacak 1-2 oyuncu yetiştirmek fazlasıyla yeterlidir.

İşte bu noktada da alttan gelenlerin önünü tıkayan bir gerçek var, o da yerli oyuncu ihracını beceremeyen bir ülke olmamız. Belli bir kalitenin üstündeki yerli oyuncular üç büyüklerde düzenli forma bulmaya başladıktan sonra seviye atlayamıyorlar. Hem kulübe hem de alttan gelenlere zarar veriyor bu kısır döngü. Bunu aşabildiğimiz zaman Türk futbolu gerçekten bir yerlere geldi diyebileceğiz ama yakın gelecekte görebilir miyiz bunları, sanmıyorum. Bu daha genişçe tartışılması gereken bir konu zaten, başka bir posta bırakalım gerisini...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

4 yorum:

papaz dedi ki...

son paragrafda kesinlikle çok iyi özetlemişsin durumu. Kısır döngü içinde şans bulamıyor çoğu yetenek.

Kapali Ust dedi ki...

Oyuncu ihracını becerememizin nedeni yabancı sınırlaması nedeni ile yerli oyuncuların sahip olduğu rekabet avantajıdır. Zaten cok fazla süper lig seviyesinde oyuncumuz olamadığı için mevcut oyuncular yurtdışındaki eşdeğer oyunculardan daha yüksek ücretler alıyor ve doğal olarak içerde oynamayı tercih ediyorlar. Yabancı sınırlaması kaldırılırsa yurtdışında forma giyen oyuncu sayımız artar, tabi Türkiye'de forma giyen yabancı sayısı da..Bir nevi prisoner's dilemma.

apaç dedi ki...

bazen cuk seslerini beraberinde getirebiliyor bu refleks.

tıpkı serkan kurtuluş-ali atam ya da ferdi elmas-volkan bekçi örneklerinde olduğu gibi.

selaminko dedi ki...

http://selaminko.blogspot.com/2009/01/trk-futbolu-ve-pazarlama-sorunu.html

Related Posts with Thumbnails