Stadyum/Salon İnşaatları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Stadyum/Salon İnşaatları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türkiye 2016, Rusya 2018 & Katar 2022

Fransa'ya tek oyla kaybettiğimiz EURO 2016 ev sahipliği için adaylık dönemindeki tartışmaları hatırlarsınız.* Türkiye'nin bildirdiği şehirlerin Batı ağırlıklı olmasının faturası TFF'ye kesilmiş, hatta ülkeyi bölmekle dahi suçlanmıştı. Aslında tek kelimeyle 'ulaşım' olarak özetlenebilecek akılcı ve makul bir cevap mevcutken, 87 yıllık ülke tarihinin sorumluluğunu bir futbol turnuvasına başvuran yetkililere yüklemek bence kolaycılıktan başka bir şey değildi. Trabzonspor kongresinde dahi otellerinde yer bulunmayan Trabzon'un bir futbol şehri olması, hızlı trenle ulaşılamayacağı, ulaştırma sağlanması için gereken bütçenin tüm turnuva giderinden fazla olacağı gibi detaylar bizi ilgilendirmiyordu hiç. Ne olacaktı ki, Urfa da Diyarbakır da şıp diye geliştiriliverilsindi. Her şey bir parmak şıklatması kadar basitti. Böyle olacaksa hiçbir organizasyon Edirne'den içeri girmese de olurdu.

Sanki bu ülkenin en üst düzey liglerinde her yer homojen temsil ediliyor, stadyumlar pırıl pırıl parlıyor da işin içine bilinçli bir ayrımcılık yapılıyormuş havası verilen, hatta "Adaylığın adı Batı Türkiye olsun" denecek bir noktaya gelinmişti.

Çok değil, henüz bir ay önce 2018 ile 2022 Dünya Kupalarının ev sahipleri belli oldu: Rusya ve Katar. Peki bu adaylıkların haritaları nasıldı derseniz yandaki tablolara bakabilirsiniz. Acaba Rusya 2018 yerine Batı Rusya mı desek, ya da Katar yerine Doğu Katar mı? Yorumlarına katılmadığım olsa da her daim belirli bir mantık çerçevesinde konuştuğunu, kendi birikimi üzerinden bir fikir ürettiğini belli eden Mehmet Demirkol'un beni hayal kırıklığına uğrattığı belki de tek yorumu buydu. "Eyy Demirkol" diye girişecek değiliz elbette ama Rusya'da "Böyle alacağımıza hiç almasaydık" diyen bir Mehmet Demirkov var mıdır acaba? Sormadan edemedim.

Not: Diğer adaylıkların  büyük bir çoğunluğu da herhangi bir homojenlik içermediği gibi Türkiye'ye oranla daha da orantısız adaylıklar bulunduğunu not düşelim...

*Saraçoğu Bildirisi & Euro 2016 Şehirleri
*Euro 2016 Logosu & Adaylığımız

Yılan Arena

Bursa, uzun süredir yeni bir stadyum yapılması planlanan şehirlerden birisi. 45 bin kişilik, İstanbul'a yakın bir stadyum olarak EURO 2016'da olduğu gibi, yeni tekliflerde de önemli yer tutacak. Çalışmaları yaklaşık üç yıldır süren bu stat için artık ihalenin yapılması bekleniyor. En kötü ihtimalle 2011 seçimleri öncesinde kazmanın vurulması mevcut hükümet politikası dahilinde beklenebilir.

Bence lig açısından önemli projelerden birisi olan Timsah Arena'yı buraya taşımam ise yaklaşık 15 gün önce nete düşen proje fotoğrafı. EURO 2016 sürecinde Ulu Cami'ye benzer bir tasarımın TFF tarafından yayınlanması olay olmuştu, Bursa BB Başkanı Recep Altepe ise Timsah Arena'da ısrarcı olduklarını söylemişti ancak güzel bir proje olmasına karşın stadyum için çizilen kafanın bir timsahtan çok yılana benziyor olması problem. Bursa'da da çok tepki çekmiş bu kafa hikayesi. Bu şekliyle yapılırsa hakikaten üstünden çok geyik dönecek gibi duruyor.

"Yılan Arena" fotolarından tatmin olmayan varsa şurada ufak bir videosu mevcut...

Aslantepe Ziyareti

Bugün Türk Telekom Arena'nın basına tanıtılması amacıyla bir gezi düzenlenmiş, ben de bunu fırsat bilip her gün yanından geçip iç geçirdiğim stadyuma ayak basayım dedim. Ekonomi gazetecilerine yönelik, bana kalırsa büyük ölçüde yüzeysel bir tanıtım oldu, zaten hedef kitlenin de bizim gibi her gün yeni fotoğraf var mı diye kontrol eden Galatasaraylılar olduğunu sanmıyorum. Yine de benim adıma güzel bir deneyimdi tabii.

Gidince de boş durmayıp Coşkun Peküstün'ü bulmuşken merak ettiğim birkaç konuyu sordum. Kısaca özetlemek gerekirse;

*Çatının montajı zaten bildiğimiz gibi 2011 yazında Galatasaray tarafından üstlenilecek. Stadyumu 29 Ekim'de kulüp teslim alıyor ancak açılır/kapanır çatının montajının 2011 yazında yapılabilmesi için rayların hazırlanması gerekiyor, bu da ihale kapsamında yer almıyor. Kulüp bu problemi yakında çözecekmiş.

*Forumlarda tepki toplayan koltukların seçim nedeni olarak bütünlüğü gösterdi Coşkun bey. Tribünlerdeki koltukların aynı olmasını istedikleri, bu koltukların da gayet makul olduğunu söyledi. Sadece koltuğun arkasındaki demir aksamın gözükmesinin hoş olmayan bir detay olarak söylenebileceğini, bunun ise stadyumun görüntüsünü bozmayacağını belirtti.

*Son olarak kombine fiyatlarını da öğrenmeye çalıştım (çalıştık). Kendi alanı olmadığını da not düşerek fiyatların belirlendiğini, mevcut Ali Sami Yen kombineleri civarında olacağını söyledi.

Bunun dışındaki detaylar zaten internet sitelerine düşmüş durumda ve bilindik şeyler. Daha fazla detay isteyen varsa Aslantepe.biz sitesine bir göz atsın derim...

İkinci Ligde İki Yeni Stad: GAP Arena & Oba Stadyumu

Günün konuşulan haberlerinden biri de geçen aylarda Şanlıurfa'da açılan GAP Arena'nın Türkiye Kupası finaline ev sahipliği yapma fikriydi. Euro 2016 için belirlenen aday şehir ve stadyum sürecinde de gündeme gelmişti Şanlıurfa fakat stadyumun yeni açılmış olmasının getirdiği bir yanılgı olduğunu da yadsımamak lazım. GAP Arena'nın 92'de çizilmiş ve yapımına başlanmış bir proje oldğunu, mimarisinin eski usül yapılan stadyumlardan büyük farklılıkları olmadığını not düşmek gerek. Yine de yeni yapılan, üstü kapalı ve hatrı sayılır bir kapasitesi olan bu stadyumun şehir futboluna katkı yapacağı aşikar.

Aralık ayından beri Şanlıurfaspor'un maçlarını oynadığı stadyum, ilk üç maçında 70 bine yakın seyirci topladı. Belediye'nin de ciddi bir organizasyonu var bu önemli rakamlarda, şehir halkına SMS'lerle dahi haber verildiğini biliyorum Urfalı arkadaşlarımdan. Kaliteli bir iş ortaya konulduğu ortada. Bir şehrin futbol kültürünü geliştirebilmesi için illa çok büyük hedefler koymasına gerek yok kendine, şehrin futbolla ilgilenmesini, bunu bir haftasonu eğlencesi olarak görmesini sağlamak bile çok iyi bir başlangıç olacaktır. Bu hareketlenmenin 2.Lig B kategorisine kadar ulaşması heyecan verici. Galatasaray'ın, Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ın iyi stadyumları olmasının ülke futbolunu parlatma adına büyük bir önemi var belki ama Şanlıurfa'nın, Rize'nin, Konya'nın da insanca maç seyredilebilecek stadyumlara sahip olması en az onlar kadar önemli.
Bu anlamda farklı bir stadyum inşaatı da Alanya'da sürüyor. Euro 2016 aday şehirlerinden biri olan Antalya'nın projesi malum, geçen günlerde açıklandı. Onun da üstünden geçilir illaki ama Alanya'daki stadyum da epey ilgi çekici duruyor. Madran Arena'yla beraber şehirdeki üst düzey stadyum sayısını üçleyecek olan Oba Stadyumu'nun Mayıs ayında açılması bekleniyor. 15 bin seyirci kapasitesine sahip stadın son görüntüleri Alanyaspor'un resi internet sitesinde yayınlanmış. Şanlıurfa'daki duruma benzer bir şekilde stad eski bir projeye sahip, uzun süre kenarda kalmış. Bu sebeple yerleşim merkezlerine biraz uzak olan stadyumun inşaatının tamamlanması kadar ulaşımın sağlanması da mühim. Onun için de Alanya yerel medyası şöyle bir videolu haber geçmiş. Çevresiyle, konumuyla epey güzel bir stadyum olacağa benziyor, umarım yol yapımı için fazla bozulmaz orman dokusu. Alanyaspor'la ilişkisi, bir dönem FM'de oyuncuları bonservissiz transfer edilebildiği için takımı talan etmekten ibaret olan şahsımın hem Şanlıurfaspor, hem Alanyaspor üzerine söyleyeceği fazla bir şey yok gerçi, o kısmı blogu takip edip bu takımlar hakkında fikir sahibi olan arkadaşlara bırakalım...

Euro 2016 Stadyumları: İzmir Örnekköy Stadyumu

Euro 2016 projesinin Türkiye ve Türk futbolu için ne kadar önemli olduğunu ilgili her yazıda vurguladık. Bu turnuvanın en somut getirisi ise şüphesiz stadyumlar. Bu stadyumlarla beraber Süper Lig başta olmak üzere ülke futbolunun yenilenmesi adına önemli bir fırsat yakalanmış olacak. Kapasitesi yüksek bir futbol stadyumunun lige ne kadar etki edebileceğini Saraçoğlu örneğinde hep beraber gördük. TT Arena ve diğer stadyumların da devreye girmesiyle bu değişim özelden genele yayılacak ve yayın ihalesi sonrası gündemi meşgul eden marka değeri kavramı (hoş, bu kavramın da içi boşaldı son dönemde) gerçek anlamda yükselişe geçecektir. Bu projeye bu yüzden daha geniş bakabilmek gerektiğine inanıyorum, getirilen eleştirileri de belli ölçülerde tutmak gerekiyor.

Konumuza dönelim. Türkiye'nin dün gerçekleştirdiği UEFA sunumunun en önemli yönü daha önce belirlenen şehirlere yapılacak projelerin kesinleşmiş olması. Daha önce sunumu yapılan İzmir Örnekköy Stadyumu da TFF'nin projesinde birebir yer alan stadyumlardan biri. İstanbul'la beraber Türkiye'nin en köklü futbol kültürlerinden birine sahip olan şehrin özellikle son 10 yıldaki başarısız dönemini kapatacak bir proje gözüyle bakabiliriz bu stadyuma. İzmir'in kültürel dokusu baz alınarak oluşturulduğu açıklanan projenin çizimleri bana hafiften Olimpiyat Stadyumu havası verse de o projede yapılan hataların burda tekrarlanacağını pek zannetmiyorum açıkçası. Olimpiyat Stadyumu da zaten büyük bir revizyon geçirecek, onla ilgili de söylenecek çok şey var.
 Foto: Yusuf Gündoğan / aslantepe.biz

İzmir'deki esas tartışma ise stadyumdan ziyade stadyumun yapılacağı yer. Daha önce Karşıyaka'ya 25 bin kişilik bir stadyum yapılıp ana stadyumun İzmir'in merkeze daha yakın bir bölgesinde yapılması öngörülüyordu fakat projenin son hali stadyumun Örnekköy'e yapılacağı şeklinde. Bu da 44 bin kişilik stadyumdan sadece Karşıyaka'nın faydalanması anlamına gelir ki Göztepe ve Altay başta olmak üzere diğer İzmir takımları bundan pek hoşnut olmaz zannediyorum. Yine de yerinden bağımsız olarak bu stadyumun İzmir adına büyük bir adım olduğunu görmezden gelmemek lazım, zamanla gerisi de gelecektir. Göztepe'nin arkasında ciddi bir sponsor desteği var, zirve lige yaklaştıkça yeni bir stadyum projesi orda da gündeme gelebilir, Atatürk Stadyumu'nun revize edilmesi de bir başka konu. Bu açıdan stadyumun Karşıyaka'ya yapılması bir açıdan makul gözüküyor. İzmir'in iç dinamiklerine vakıf değilim o kadar, bilen arkadaşlarımız belki bizi aydınlatabilir bu konuda.

Euro 2016 açısından bakarsak İzmir'deki stadyumun en önemli özelliği 40K+ stadyumlardan biri olması, yani İstanbul'daki Olimpiyat Stadyumu ve TT Arena'dan sonraki kategoride yer alıyor olması. Bu da Anadolu'daki ana stadyumlardan birisi olacağı anlamına geliyor. Deniz ve demir yoluyla şehir merkezine bağlanacakmış stadyum, şehirlerarası ulaşım için ise hızlı tren projesi var zaten. İnsanı tedirgin eden tek konu az önce de dediğim gibi kale arkası mimarisi, o da çözülürse çok iyi bir stadyum olabilir. Turnuvayı düzenleyeceğimiz kesinleşirse daha net detaylar da ortaya çıkar, o zaman tekrar üstünden geçeriz.

İzmir dışında Eskişehir, Antalya, Ankara ve Bursa'daki projelere de bir göz atmak gerek, özellikle Bursa'nın projesindeki değişiklikler ilginç. Daha önce yazdığım Timsah Arena yazısındaki proje bildiğim kadarıyla Belediye onayından geçmiş ve statik projesinin hazırlanmasına başlanmıştı. TFF'nin dosyasında yer alan ve 30 bin kapasiteli gösterilen stadyumun Bursa'da kabul görüp görmeyeceği bence ciddi bir tartışma konusu olmaya aday. Eskişehir'deki proje ilk kez görücüye çıktı, Antalya'daki de revize edilmiş. Ankara'daki beklendiği gibi duruyor. Dediğim gibi, göz atarız sırasıyla, şimdilik burda bırakalım...

Bursa'nın Yeni Stadyumu: Timsah Arena

Euro 2016 adaylığıyla beraber tekrar gündeme gelen Bursaspor'un stadyum projesi detayların açıklanmasıyla yeni bir boyut kazandı. Seyrantepe kadar sürüncemede olmasa da aslında 2012 adaylığından bu yana üstüne çeşitli fikirler yürütülen Timsah Arena'nın genel hatları sonunda çizildi. Daha önce yeni stadyumun Özlüce'ye taşınması gibi fikirler de mevcuttu ama bildiğim kadarıyla taraftarlar bu projeden memnun değildi. Yeni proje bu açıdan Bursasporluları tatmin etmiştir çünkü tam da istenildiği gibi eski stadyumun yerinde yapılacak yeni Timsah Arena. Yeni stadyumun Kültür Parkı'na ve Atatürk Spor Sarayı tarafına doğru 50 metre kayacağı, bu sayede yeni stadyum inşa edilirken Bursaspor'un maçlarına stadyumda devam etme şansının bulunduğunu öngörüyor proje. Yani tribünler parça parça yıkılacak ve muhtemelen 2 yıllık inşa sürecinin büyük bölümünde Bursaspor, başka bir stadyumda maç yapmak zorunda kalmayacak. Bunu da iyi bir haber olarak kaydedebiliriz taraftarlar için.

Stadyumun kapasitesi açıklamalara göre 34.750 kişilik olacak. Bunun yanı sıra 80 tane de loca mevcut Timsah Arena projesinde. Rakamlar Bursa için epey tatmin edici olsa gerek, özellikle loca sayısı önemli bu noktada. İyi bir stadyum Bursalı yatırımcıları da Bursaspor'a katkı vermeye teşvik edecektir, Bursaspor markası yükselirse destek bulması da daha kolay olur. Bursaspor iyi bir taraftar kitlesine sahip, yeni bir stadyum insanlara daha da çekici gelecektir. İlk kez bu kadar boğucu bir Anadolu deplasmanı izleyebiliriz iki sezon sonra. Bu yüzden projenin tamamlanması lig adına atılmış en önemli adımlardan biri olacak, her açıdan hazır bir Bursaspor lige bir farklılık katacaktır.Proje maliyetinin 70 milyon dolar civarında olması bekleniyor. Spor Bakanı Faruk Özak'a da sunulmuş proje, onayı almış. Mart ya da Nisan ayında kazma vurulması düşünülüyor ama Türkiye'de stadyum inşaatlarından öğrendiğimiz bir şey varsa o da başlamanın en zor aşama olduğudur. Bu açıdan verilen tarihlere pek güvenmemek lazım. Euro 2016 adaylığı kesinleşirse yaz başı gibi başlanır diye tahmin ediyorum, benim iyimser tahminim bu. Euro 2016 tartışmalarında da benim temel argümanım buydu, bizim bu stadyumlara ihtiyacımız var öncelikle, Türkiye'nin bütün sorunlarını bu projenin üstüne yükleyip çemkirmektense bu turnuvayı futbolun sorunlarını çözmek için bir fırsat olarak görmemiz lazım. Bu projenin gerçekleşmesi de açıkça Euro 2016 adaylığına bağlı. Bir an önce şu stadyumları açmak gerek, bunun için nasıl olursa olsun, büyük bir futbol organizasyonu bu ülkeye gelmelidir.

Bildiğim kadarıyla genel bir tablo çizmeye çalıştım, eksik noktalar varsa yorum kısmında belirtebilirsiniz. Proje resimleri ise WowTurkey'den, orda daha farklı resimler de mevcut, merak edenler için...

Saraçoğlu Bildirisi & Euro 2016 Şehirleri

Bu konu Mehmet Demirkol'un da topa sert girmesiyle gündeme öyle hızlı bir giriş yaptı ki istisnasız herkesin konuyla ilgili bir fikri, bir görüşü var. Kimisi benim takımımın stadı niye yok diyor, kimisi şehri. Kimisi de Demirkol gibi adaylığı bir "Türkiye'yi birleştirme projesi" olarak görüyor ve dağılıma hayıflanıyor. Aslında şehir dağılımı belli gibi ama bildirimi bekleme taraftarıydım yine de, o zaman daha farklı detayları da öğrenme şansına sahip olacaktık ama şu durumu es geçmek doğru olmayacak. Bu işi az çok takip ettiğine inanan biri olarak herkesin kendi penceresinden baktığı şu durum hakkında bir şeyler söylemem gerek. Yazıya başlamadan da şu meşhur kriterler ne diye merak edenler olur diye UEFA dökümanının linkini vereyim.

İlk önce Saraçoğlu bildirisinden başlamak lazım tabii, bu "bizim stad niye yok?" ana fikirli yazı olmasa belki bu da tartışma da bu kadar sert yaşanmayacaktı sonuçta. Bunun nedeni aslında fazlasıyla açık. İstanbul'dan en fazla iki stad bildirilecek ve bu iki stadyumdan birisi finale ev sahipliği yapacağı için 60 bin kapasiteli olmak zorunda. (Bkz. Görsel 2) Zaten atıl durumda bulunan Olimpiyat stadyumu varken tutup da başka bir şehre yeni bir 60 bin kapasiteli stadyum yapmak absürdlük, absürdlüğün de ötesinde ciddi maliyetli bir iş olurdu. Bu açıdan tahtaya ilk yazılması gereken stadyum Olimpiyat Stadı.
İkinci stadyum için de TT Arena ismi öne çıkıyor doğal olarak, İstanbul'un en yeni ve en modern stadyumu olarak. Saraçoğlu neden yok bu sebeple yanlış soru, Saraçoğlu'nun bu iki stadyumdan ne üstünlüğü var diye sorulması gerek sorunun, alınan cevap da her şeyi ortaya koyacaktır. Bu iki stadyum da gerekli çevre düzenlemeleri için en uygun iki stadyum, Saraçoğlu'nun 30 bin kişiye oynanan UEFA Kupası finalinde bile sıkıntı yaşadığı ortada, onu bırakın lig derbilerinde bile trafik açısından büyük problemler yaşanıyor. Elinizde her açıdan daha iyi koşullarda bir stadyum varken Saraçoğlu'nu tercih edilmesi gerektiğini söylemenin hiçbir rasyonel açıklaması yok. Bu açıklama da "Galatasaray'ın stadı varken bir şeyler söylemeliyiz." öngörüsüne istinaden yapılmış göstermelik bir açıklamadır diye düşünüyorum, zaten teknik açıdan da elle tutulur hiçbir tarafı yok. Sırf Fenerbahçe'nin gönlü olsun diye İstanbul'un en değerli arazilerinden olan Kadıköy'ü de baştan imar etme şansının olmadığını düşünürsek. Saraçoğlu'nun bir yanı okul, diğer iki tarafı ev, nasıl düzenleyeceksiniz böyle bir bölgeyi?Üstelik Galatasaray'ın Mecidiyeköy'de stad yapma ısrarlarına rağmen stadın şehir dışına alınmasının en önemli nedenlerinden birisi de olası Avrupa-Dünya futbol şampiyonları adaylıklarında bu stadyumu İstanbul ayağında kullanabilmekti. Eldeki zibilyon tane kriter düşünülerek planlanmış, kurgulanmış bir proje olan TT Arena varken tutup da "o Galatasaray'ın stadı, bizimki olsun olacaksa" demek kulüp milliyetçiliğinden başka bir şey değil. Hazır stad varken niye TT Arena diyenlere ise turnuvanın 2016'da düzenleneceğini hatırlatmak lazım.

Ha, derseniz ki İstanbul'da 3 stadyum olmalıydı, Saraçoğlu da imkanlar zorlanıp teknik detayları zorlayıp sokulsaydı, belki derdim ama bu da adaylığımızı ciddi anlamda tehlikeye sokacaktı statüye uygun olmadığından. Zaten TFF'nin bugünkü bildirisinde bu yönde bir girişim olduğu ancak daha önce birkaç kez istisnai sebeplerle esnetilen bu kuralın Türkiye için işletileceği cevabı alınmış, alınması da normal zaten. Türkiye'nin yüz ölçümü ya da şehir sayısı açısından bir problemi yok, hatta görüldüğü üzere "O niye yok, bu niye yok?" tartışmaları yürütülüyor. Saraçoğlu'nun da aday stadlar arasında yer almasını sağlayacak son makul seçenek de bu yüzden elenmiş oluyor. Şunu da eklemiş olayım, Saraçoğlu muhalifi değilim, Olimpiyat stadının sağladığı şartları sağlayabilme imkanı varsa Saraçoğlu'nu kırk kere tercih ederim ama şu anda mümkün olmayan bir varsayım üzerinden mevcut seçimi eleştirmek bence fazla havada kalıyor.Stadyum tartışmalarını bir kenara bırakalım, bir de seçilen diğer şehirlere bakalım. İzmir, Ankara, Kayseri, Konya, Antalya, Eskişehir ve Bursa. Bu şehirler neden seçildi sorunun en net cevabı ulaşım. İstanbul-İzmir otoyolu Bursa'dan da geçiyor, aynı şekilde İstanbul-Ankara hızlı treninin Eskişehir'den geçtiği gibi. Güzergah İstanbul-Eskişehir-Ankara-Konya-İzmir şeklinde devam ediyor ve bütün aday şehirleri birbirine bağlıyor. Bu da kısa sürede isteyen herkesin demiryolu bu şehirler arasında dolaşabilmesi demek. Bu güzergah dışında kalan iki şehir var, Kayseri ve Antalya. Antalya, konaklama imkanı ve turizm potansiyeli sebebiyle vazgeçilmez bir tercih, Kayseri ise stadyum projesini tamamlamış tek şehir olarak öne çıkıyor. Bana göre üç metropol dışında kalan en potansiyelli şehir olan Adana bile sırf bu ulaşım ve turizm potansiyeli sebebiyle dışarda kaldı, büyük tartışma yaratan Trabzon'un bile önüne yazılması gereken şehir bence Adana. Dışarda kaldı dediğimiz iller hangi kriterlere göre bu şehirlerden üstün, bunu da dile getirmek lazım o yüzden.

Trabzon, ulaşım açısından belki de bu ülkenin en zorlu coğrafyalarından biri, hadi o problemi yoksaydık diyelim, Trabzon'u ikileyecek şehir hangisi olacak, bu şehirde turizm potansiyelinin de mevcut olması gerekiyor. Ne Trabzon bu açıdan uygun, ne de etrafta bu kritere yaklaşabilen bir şehir var. Futbol kültürünün mevcut olduğu ender şehirlerdendir Trabzon, şampiyon takım da çıkarmıştır eyvallah ama bunun ötesinde bir şeyler söylemek malesef mümkün değil. Spor Bakanı Faruk Özak'ın her şehirden çok Trabzon'un proje kapsamına alınmasını istediğini tahmin etmek de zor değil hani. Trabzonlu arkadaşlarım kusura bakmasınlar ama dışarda kalan şehirler arasında dahi Trabzon'un önüne yazılması gereken şehirler var, yukarda da belirttiğim gibi. Buna Gaziantep'i, Şanlıurfa'yı da katabiliriz.Son olarak şu harita meselesine geleyim ki bence olayın ajite edildiği nokta burası. Türkiye 81 ilin, 8 bölgenin bulunduğu geniş bir coğrafya ve bir futbol turnuvası düzenlenecek. Sırf bütün Türkiye'yi temsil edecek diye her bölgeden bir ili belirleyip mi başvurmak gerekiyor turnuvaya? En önemli kriterlerin başında ise kısa süreli ve güvenli ulaşım geliyor, bunu sağlamak mümkün müdür 'istenilen' şehirlerin dahil edilmesi durumunda. Rasyonel olarak mümkün olmayan taleplerde bulunuluyor, bunlar olmayacaksa da aday olmayıverelim deniyor, bunu anlamak mümkün değil. "Ey X efendi" üslubunu hiçbir zaman benimsememiş biriyim ama bu tartışmalarda büyük rol oynayan Mehmet Demirkol'un adını anmak isterim burda. Haklı olduğu yönler elbette vardır ancak bırakın diğer parametreleri, sadece coğrafi koşulları değerlendirse mümkün olmayacağını anlayabileceği bir fikri dillendirip "Bu da olmayacaksa turnuva olmasın" demek bence en hafif tabirle popülizmdir.

Euro 2016 adaylığı, Türkiye'de barışı sağlama projesi değildir, Türkiye'nin doğusunun problemleri de Euro 2016'da yer almamakla sınırlı değil. Ülkemize bu turnuva nasıl gelecekse o şekilde gelmelidir. Diyarbakır'ın olduğu kadar bu yukarda sayılan 7 ilin de futbol yatırımına ihtiyacı vardır, popülist ve yüzeysel yaklaşımlara kurban edilmemesi gereken değerli bir projedir Euro 2016 adaylığı. Trabzon büyük bir futbol şehridir, kabul, yeni bir stadyum oraya da yapılsın, o da kabul ama bunu ajite edip projeyi baltalamak hem projeye emek verenlere hem de bu turnuvanın alınması durumunda futbol kültürünü 3-5 adım öne taşıyacak Türkiye'ye büyük bir haksızlıktır. Kulüp, şehir, ülke milliyetçiliği yapmadan önce bunları düşünmek lazım. Trabzon da olsun, Gaziantep de, Diyarbakır da, Adana da. Peki hangi şehir olmasın arkadaşlar ve çıkarılan şehirlerin sağladığı hangi kriterleri yeni şehirler sağlayacak? Birisi de bu sorunun cevabını versin. Haritaysa Türkiye haritası değil, olsa olsa yukarda görülen hızlı tren haritasıdır, daha fazlası değil...

Euro 2016 Logosu & Adaylığımız

Ülke futbolu hakkında bir ilerleme beklemek istiyorsak bunun en önemli ayağını tesisleşme, bunun gerçekleşmesi için ise büyük bir turnuvanın ev sahipliğini kazanmak gerekiyor. Bunun için de uzun süredir kovaladığımız Avrupa Şampiyonaları bizim açımızdan daha uygun şartlara geldi çünkü 2016 ve sonrasında düzenlenecek turnuvalarda 16 takım değil 24 takım yer alıyor. Bu da daha şehir, daha fazla yatırım demek. Hem rakip sayısının azalması, hem de kazanılırsa ülke futboluna getirisi çok daha fazla olacaktır.

Türkiye'nin bu adaylıkta farklı olan bir durumu var ki adaylığının temelini oluşturan bazı stadları hazır. İki Avrupa kupası finali düzenlenilen iki farklı stadyum var, bunun dışında tamamlanmadan temelsiz eleştirilere maruz kalsa da 52.500 kişilik TT Arena olacak. Bazı seyircilerin istenilen açıya sahip olamayacağı söyleniyor ancak ordaki durum farklı, bir Aslantepe postu hazırladığımda orda anlatırım. Esas açı problemine sahip stadımız yeni yapılmış olmasına rağmen Kayseri Arena'da ama onlar kapasite arttırımıyla aşılacak detaylar. Bizim esas problemimiz tek şehirde ikiden fazla stad bildiremiyor olmamız. İstanbul'dan TT Arena'nın bildirileceği şimdiden kesin, diğer stadın hangisi olacağı tartışmalı olan. Futbol için açık ara daha iyi bir stadyum olmasına rağmen Federasyon finali İstanbul'da oynatmak için ikinci stadın kapasite olarak daha yüksek bir stadyum olmasını düşünüyor olabilir, bu durumda da Olimpiyat stadyumu tercih edilecek. Konuşulanlar ikinci stadın Olimpiyat Stadı olacağı yönünde. Bu maddeyi ihlal edip adaylığımızı kabul ettirebilir miyiz, belki ama şansımızı büyük ölçüde düşüreceği kesin. Portekiz'e böyle bir izin verilmişti yanlış hatırlamıyorsam ancak onlar yüz ölçümü gibi faktörleri de var. Bu iznin Türkiye'ye çıkması zor.

Bizi zorlayacak diğer önemli detay da bizden önceki turnuvanın Doğu Avrupa'da oynanacak olması. Yazılı olmayan bir kural bu ama UEFA'nın bu konuda bölgesel tercihler yaptığı biliniyor. 2012 turnuvası için İtalya ve Türkiye'nin projesi çok daha yeterli olmasına rağmen bu iki ülkenin yarı finalde elenmesi sonrası yapılan açıklamada "Turnuvanın Doğu Avrupa'ya verilmek istenmesi" üstü kapalı da olsa geçiyordu. Ukrayna-Polonya sonrası İtalya ve Fransa gibi futbol ülkeleri kulağa daha hoş geliyor olabilir UEFA delegeleri arasında. Projelere bakarsak Fransa bizim için en önemli rakip ancak İtalya'nın da Serie A'yı tekrar canlandırmak için bu turnuvayı istediği biliniyor. Bizim bu iki ülkeden farklı bir şeyler sunabilmemiz gerekiyor. Sunabilecek miyiz, şu an pek emin değilim açıkçası.

Spor Bakanı Faruk Özak, Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası öncesi basın toplantısında detayların Şubat ayında açıklanacağını söylemişti, sonrasında Euro 2016 ile ilgili kısa bir röportaj kovaladım ama toplantıdaki gecikme sebebiyle gerçekleşmemişti. Bu şehir meselesi ve Fransa-İtalya'nın Euro 2012 sonrası avantajı önemli konular, cevabını alabilmek için Şubat ayını beklememiz gerek. Logo ise fena olmamış, daha doğrusu beklenildiği gibi. Çok abuk çizgiler yok açıkçası, bu açıdan yeterlidir, fazla üstünde durmaya gerek yok. Logodan önce konuşulması gereken çok konu var, orası kesin. Şimdilik kısa keselim, Şubat ayındaki toplantı sonrası esas değerlendirmeler yapılır...

DK 2010'a Doğru: Yeşil Nokta Stadyumu

Yeni sezona başlarken aynı zamanda Dünya Kupası geri sayımına da başlamış olacağız. Grubumuzdaki durum kritik olsa da insanlar Güney Afrika'da olacağımız konusunda hala ümitli. Tarihimizde katıldığımız büyük turnuva sayısı bir elin parmaklarını geçmemesine rağmen katıldığımız zaman turnuvalarda iz bırakan bir takım olduk her zaman ancak bunu istikrara dönüştürmekte sıkıntımız var. Euro 2000 ve DK 2002'ye katılan altın jenerasyonumuz sonrası ilk ikilememizi yapmamız bile büyük aşama kaydetmemiz demek.

Neyse efendim, stadyum diyorduk. Yukarda görmüş olduğunuz stadyum Güney Afrika'nın en güneyindeki iki stadyumdan biri, Green Point yani Yeşil Nokta Stadyumu. Diğer stadyumlar da oldukça şık ve modern ancak Cape Town'daki GP Stadyumu harika manzarasıyla hepsinin bir adım önünde, aşık oldum desem abartmış olur muyum acaba? Cape Town'ın Güney Afrika futbolunda ağırlığı olan şehirlerden biri, şehrin en önemli takımı da Ajax CT. Muhtemelen bu stadyumu da onlar kullanacaklardır tamamlandıktan sonra. Şu güzelim stadyumun, şu güzelim manzaranın vuvuzela seslerine maruz kalacak olması insanı üzmüyor değil hani. Eğer finallere kalmayı başarabilirsek maçlarımızı bu stadyumda oynamayı isterdim.

Stadın büyük bir bölümü tamamlanmış gözüküyor ama stadyumun Dünya Kupasına yetiştmeme ihtimali belirmişti. Geçtiğimz aylarda Aslantepe'de gördüğümüz krizlerin bir benzeri de Dünya Kupası stadyumlarının yapımında çalışan işçilerle yaşandı. Temmuz başında başlayan grev yaklaşık bir hafta sürdü ancak sonunda %12'lik zamda anlaşma sağlanmış. Az buz da değil hani, 70 bin işçi çalışıyormuş bu inşaatlarda. Bir haftalık iş kaybını siz hesap edin böyle önemli bir organizasyonda. Anlaşmanın sağlanmasında göz önünde olmanın payı muhakkak büyük. Kupanın Güney Afrika'daki geleceğini etkileyebileceği konuşuluyordu zaten, mesele çözülmüş neyse ki. Şu güzel stadyumun yarım kalmasını istemezdim şahsen...

Recep Tayyip Erdoğan Stadyumları

Kayseri Kadir Has Stadyumu sonrası arkadan gelen Rize ve Konya stadyumlarının haberlerine blogda yer veriyorduk. Görüldüğü üzere stadyum büyük ölçüde tamamlanmış, çimler oturmuş. Yeni sezona bütün eksikleri giderilir tahminen. Yalnız ortada garip bir durum var ki o da stadyumun ismi. Kimin karar verdiği belli olmamakla birlikte stadyuma 'Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu' adını vermişler.

Burdaki temel sorun şu ki Recep Tayyip Erdoğan'ın adı zaten bir stad için kullanılmakta. Bu sezon Süper Lig'de mücadele edecek olan Kasımpaşa'nın stadyumunun adı da Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu. Rize şehrine yeni bir stad kazandırılmış, bunda başbakanın da muhtemelen payı var, iyi güzel hoş ama bu ülkeye yapılan her yeni stadyuma başbakanın isminin verilmesi biraz garip durmuyor mu? Jest yapalım, şirin görünelim derken işin dozunu kaçırıyoruz gibime geliyor. Kasımpaşa ve Rizespor önümüzdeki senelerde aynı ligde oynaması muhtemel ekipler, neden bu düzeydeki iki ekibin stadyum adı aynı olur? Rize Stadyumu dense ya da ismi hiç değiştirilmese daha şık durabilirdi, en azından görüntüde de olsa sporun içinde siyasetin bu kadar etkin olduğu gözümüze sokulmamış olurdu. Siyasi partiler ya da isimler benim için önemsiz, onlar değişkendir bu denklemde. Önemli olan bu zihniyetin önüne geçebilmek. Yarın Konya stadyumu da tamamlandığında '3. Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu' adı verilmeyeceğine ben emin değilim, problem de biraz burda galiba.

İsmi ne olursa olsun, ülke futbolunun ilerlemesi için birincil ihtiyaç olan yeni stadyumlara bir yenisinin eklenmesi önemli. 15.558 kişilik kapasite düşük gibi gözükse de Rize şehrinin işini rahatlıkla görecektir, zaten bildiğim kadarıyla ihtiyaç halinde kapasitesi arttırabilecekmiş 25 bine kadar. Önemli olan insanların stadyuma gitmeyi bir işkence olarak değil bir hafta sonu eğlencesi olarak görmesini sağlayabilmek. Kendimizi Avrupanın sayılı liglerinden biri olarak görmemize rağmen ortalama seyirci sayısı 15 bini geçmiyor. Bunda kaotik futbol ortamı kadar büyük payı olan bir unsur stadyumlar. Eğer stadyuma 'futbolu sadece futbol olarak gören' insanları da çekebilirsek diğer unsurlar da bundan etkilenecektir.

Yalnız hem yerel seçimler, hem de ekonomik kriz bu geçiş sürecini uzatacağa benziyor. Antalyaspor'un stadyum projesi rafa kaldırıldı yerel seçimlerin ardından, keza Konya'dan da yapılan ihale sonrası ses çıkmadı. Aslantepe'deki gelişmeleri hepimiz biliyoruz, ekonominin etkilediği stadyumların başında geliyor. Umarım Kayseri'ye yapılan şehir stadıyla hareketlenen bu süreç tekrar eski ivmesine kavuşur...

Antalya 100. Yıl Stadyumu #2

Yerel seçimler & Euro 2016 başlıklı yazımda Antalya 100.yıl stadyumunun inşaatıyla ilgili şüphelerimi dile getirmiştim, üstünden fazla zaman geçmeden beklenen gerçekleşti. Antalya'nın yeni Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, toplamda 60 milyon euro'ya mâl olacak stadyum ve salon için 600 milyon euro değerindeki bir arazi ve projenin onaylanmasının kabul edilemez olduğunu belirten bir açıklama yapmıştı geçenlerde. Arkası da geldi, Antalya 2. İdare Mahkemesi kararıyla plan tadilât değişikliği iptal edilmiş. Bu da inşaat şirketinin kendine gelir getirecek projeyi yapamayacak olması anlamına geliyor.

Yukarda da belirtiğim gibi Belediye Başkanı Akaydın bu projeye karşı ve bu izin bir daha çıkmayacaktır belediyeden. Sadece FIBA 2010 Dünya Şampiyonasında kullanılacak olan salonun inşaatına devam edilecek. Antalyalı arkadaşlardan duyduğuma göre başka bir araziye stadın yapılması fikri var ama 50 milyon euroluk maliyeti kimin karşılayacağı belirsiz. Belediye salon ve stadyumun maliyetinin GSGM tarafından karşılanması gerektiğini düşünüyor. Şu sıralar Ankara'da yapımı devam eden salonun maliyetini GSGM üstlenmiş durumda. En azından salonun maliyetini karşılamasını bekleyebiliriz GSGM'nin ancak iktidara yakın bir duruş sergilediğini bildiğimiz GSGM, Antalya projesini askıya alıp Kayseri'de yapımı tamamlanmış olan Kayseri Arena'yı aday gösterme isteğinde olabilir. Bu iş daha çok su kaldırır gibi duruyor...

Yerel Seçimler & Euro 2016

Futbolumuzun dinamiklerine siyaset karışmaması dileğimizi hemen her fırsatta dillendiriyoruz ama bu dileğimizin gözlerimizi de kapamaması gerek, bir tespit yaparken bu realiteyi de göz önünde bulundurmalıyız. Dün yapılan yerel seçimlerde yeni stadyum projeleri söz konusu olan Antalya, Konya, Trabzon gibi futbol kentlerinde çıkan sonuçların zaten daha da ağırlaşması beklenen ekonomik krizle beraber inşaat süreçlerine sekte vurup vurmayacağıyla ilgili şüphelerim var. Başbakanın Antalya'daki seçimi rasyonel bulmadığını özellikle vurgulaması yeni başlayan 100.yıl stadyumunun geleceği hakkındaki merakımı derinleştiriyor.

Euro 2016 adaylığımız malum, organizasyon için bildirilecek muhtemel şehirler İstanbul, Ankara, İzmir, Kayseri, Konya, Trabzon, Antalya ve Bursa gibi gözükmete. Bunların dışında Eskişehir, Antep, Adana, Urfa gibi şehirler de dışarda bekliyor. Antalya'nın şansı otel kapasitesi, ulaşım imkanları ve tanınırlık olarak böyle büyük bir organizasyonu kaldırabilecek ender altyapılardan birine sahip olması, bunlar da Antalya'yı vazgeçilmez kılıyor. Ancak stadyumun yetiştirme tarihi gibi bir zorunluluğun olmaması sebebiyle ağırlık sadece 2010 yılında yapılacak FIBA Dünya Şampiyonası için hazırlanan salona kayabilir.Fazla mı derin ve teorik düşünüyoruz acaba, belki. Yine de ilk projelendirilen ve hayata geçen stadların Kayseri ve Konya olduğu verisi elimizde var ve bunun ışığında öncelik konusunda bazı şehirlerin avantajlı olabileceğini düşünmek pek de paranoyakça olmasa gerek. Umarım bu stadyumların yapımında bir gecikme olmaz zira ligimizin gerçekten bir mesafe katedebilmesi için şampiyonluk dışı hedefleri olan takımların da belli bir seviyeye gelebilmesi şart...

Kadir Has Stadyumu & Aslantepe

Sonunda maç yapmaya tamamen hazır Kadir Has Stadyumu. Kapılarını Fenerbahçe'yle oynayacakları lig maçıyla açacak stadyum Türk futbolu adına çok önemli bir adım. Adından öte hiçbir yanı süper olmayan, toprak saha demeye bile bin şahit gerektirecek stadlarda maç oynatan federasyon belki Kadir Has stadını görür de bu rezilliklerin bir nebze de olsun farkına varabilir.

Gelen haberler Kayseri halkının maça ilgisinin büyük olduğu yönünde, bir güzel haber de bu olsa gerek. Umarım gelecek sezonlarda iyi bir seyirci ortalamasına oynar Kayserispor, ligin seyirci desteği ve finansal durumu düzgün, kalburüstü ekiplere ihtiyacı var. Bir ligin kalitesi zirvesiyle değil, ortalama takımlarının durumuyla ölçülür, bu sebeple Kayserispor'un stadyum hamlesi bazı şeyleri değiştirecektir. Konyaspor ve Antalyaspor'un da yapımı kesinleşen projeleri var, bunu dışında Sivas, Trabzon, Antep, Bursa gibi şehirlere de yeni stadyum istekleri dillendiriliyor. Euro 2016-2020 adaylığı için de önemli olna bu projeler hakkında zaman zaman gelişmelere blogda yer veriyoruz zaten. Kadir Has stadyumunun açılışı bu projelere de hız verir diye ümit ediyorum.
Sırada Aslantepe var, onu da ayrı bir sabırsızlıkla bekliyoruz tabii, bir Galatasaraylı olarak. Ekim sonunda stad biter mi, zor gibi ama en geç Aralık ayında stad teslim edilir şu anki tempoya göre. Maçlar bu süre içinde yine Ali Sami Yen'de oynanacak haberleri geliyor, yeni bir Olimpiyat deneyimi herkesin tüylerini ürpertiyordur benim gibi. Küfürlü tezahüratlardan ve sloganlardan haz eden bir adam olmadım hiçbir zaman ama bazen öyle bir an geliyor ki başka hiçbir söz onun yerini tutmuyor. Olimpiyat stadını anlatan beste de tam olarak böyledir benim için, sözlü olarak hiç katılmamış olsam da her zaman gülümsetmiştir beni. Üstteki duvar yazısı da benzer bir isyandan çıkmış olsa gerek...

Konya Stadyumu

Konya'da yapılması planlanan stadyumun ihalesi beklendiği gibi bugün yapıldı. İki firma katılmış ihaleye, birisi 620 bin ytl, diğeri 420 bin ytl'lik bir bütçe sunmuş proje için. Bir haftalık bir karar aşamasından sonra hangi projenin yapılacağı açıklanacakmış.

Stadın kapasitesi 33.000 olacak, bu iyi bir haber. Ancak rahatsız edici olan bunun bir futbol stadyumu değil olimpik stadyum olması. Ülkemizde olimpiyat gazıyla yapılan stadyumların daha sonra kaderlerine terk edildiğini, atletizm namına yaprak kıpırdamadığını düşününce bir futbolsever olarak sadece futbol için tasarlanmış bir stadyumu tercih ederdik. Yine de projenin detaylarını beklemek lazım. Mesela Berlin Olimpiyat Stadı benim çok hoşuma giden bir stad -neden acaba?-, eğer akustiği, sahaya uzaklığı makul düzeyde bir proje olursa beğenmemek için hiçbir sebep yok. Projeyle ilgili bir gelişme olunca ya yeni bir yazıyla ya da bu yazıya ek yaparak blogda duyururuz.

Kayseri stadyumu bitmek üzere, mimari açıdan iyi bir çalışma olmasına rağmen detaylarda sınıfta kaldığını görüyoruz. Bunu da ilk proje olmasına vermek lazım. Umarım yapımına kısa sürede başlanması beklenen Antalya 100.yıl Stadyumu ve Konya Stadyumunda benzer hatalara düşülmez...

Sivas Stadyumu

Kayseri Kadir Has Stadyumunun tamamlanmak üzere olmasının yeni projelerin önünü açacağını söylemiştik daha önce. Bu şehirlerden birisi de Sivas. Kulübün son yıllardaki başarılı grafiği Sivasspor'un projesinin öne alınmasında en büyük etken elbette. Daha önceleri 30 bin kişilik olacağı söyleniyordu ancak son günlerde geçen haberler kapasitenin 35 bin olacağı yönünde. Kayseri stadyumundan daha büyük olacağı özellikle vurgulanıyor.

Bana kalsa ilk önce Bursa, Eskişehir, İzmir, Ankara gibi acil ihtiyacı olan şehirlere stad yapmak gerekir ancak bunun iyimser bir beklentiden öteye geçmeyeceğini bilecek kadar ülkeyi ve ülke futbolunu tanımaktayız. Stad yapımı için ön plana çıkan şehirler daha çok hükümete yakın olan ya da stadların seçimler için koz olarak kullanılabileceği şehirler. Yine de stad staddır, hiç olmamasından iyidir deyip Sivas özeline dönelim.

Son dönemde kadro yapılanması açısından harika bir iş çıkardı diyebiliriz Sivasspor için. Bütçelerini zorlamadan, kapasitelerini bilerek muadillerine örnek olacak bir yapı oluşturdular. Teknik direktörleri bana antipatik gelse de saha içini çekip çevirmeyi beceriyor. Türk futbolu adına uzun süre sonra bir ilki gerçekleştirdiler. Bir anadolu takımı devam ettirilebilir bir yapı oluşturdu. Ülke futbolunun en büyük eksikliği budur bana göre, takımların kendilerine ait saha içi kimliği yoktur. Bir sene önce izlediğiniz bir takımın bugünkü hali taban tabana zıt olabilir. İstikrar kelimesi iyiden iyiye klişe halini almış olsa da içini dolduralabilirse çok şey anlam ifade ediyor, Sivasspor da bunun örneği. Bu istikrarlı yapının geliştirilmesi ve devamının sağlanmasına stad projesi katkı yapacaksa kesinlikle yapılmalıdır bu stad.

Proje hakkında herhangi bir görsel bulabilmek mümkün değil, zaten proje modeli de seçilmiş değil henüz. Eğer bir bilgiye ulaşırsak paylaşırız daha sonra...

Ankara Arena

Dünya Basketbol Şampiyonasına 1.5 yıl gibi bir süre kalmasına rağmen yeni salonların hiçbirisi hazır değil henüz, hatta kaba inşaatına başlanmış olan bir salon bile yok. FIBA'nın turnuvayı geri alma tehditlerinden sonra federasyon ve devlet köşeye sıkışmış olacak ki projeleri revize etmişler daha kısa sürede yetiştirebilmek için. Ancak Türkiye'de olabilirdi böyle bir şey zaten.
Yukarıdaki fotoğraflar Ankara Arena projesinin son hali, kısa sürede inşaatına başlanacakmış. 10 bin kapasiteli olarak planlanan salonun 6 ay içinde bitirileceği dile getiriliyor federasyon ve belediye tarafından ancak turnuva alındığından beri verilen sözlere, güvencelere önem biçmek pek akıl kârı gibi durmuyor. Madem bu kadar hızlı çalışabilecek durumdaydınız, niye şimdiye kadar başlamadınız dememiz gerekir o zaman. Dünya çapında bir turnuvayı "hallederiz" mantığıyla götürüyoruz ya, ne diyelim artık bilemiyorum...

Antalya 100. Yıl Stadyumu

Aylar önce stadın yapılacağı araziye kazma vurulmuştu Antalya'da, doğal olarak herkes beklenti içine girmişti. Sürüncemede kaldı iş, arazide çalışmalar durunca stadın akıbeti hakkında şüpheye düştük elbette.

Konuyla ilgili açıklama TFF başkanı Mahmut Özgener'den gelmiş. Antalya Büyükşehir Belediyesi başkanı Menderes Türel'le bir araya gelen başkan stadın Euro 2016 adaylığı içinde yer aldığını, stadın tamamlandığında milli takım maçlarına da ev sahipliği yapacağını söylemiş.

Aslında yeni bir şey söylemiyor federasyon başkanı. 2016 adaylığı kapsamında Antalya'nın hem otel kapasitesi hem de lojistik bakımından Türkiye'deki en uygun şehirlerden biri olduğunu biliyoruz. Antalya'nın adaylık dışı kalması pek mantıklı değil. Stadın 30 bin kişilik olacağı da biliniyordu. Bana göre bu toplantı yaklaşan yerel seçimlerle ilgili daha çok. Stad inşaatı başlayacaksa reklamını yapsın, o bizi ilgilendirmez ama boş vaad değildir inşallah bunlar.

Yalnız işin garibi bu gezide TFF başkanına Sivasspor teknik direktörü eşlik ediyormuş. TFF resmi sitesindeki yazıdan aynen alıntılıyorum.

Mahmut Özgener ziyaret sonrasında Serik ilçesine bağlı Kadriye beldesinde yapılması planlanan spor kompleksinin arazisini de gezdi.

Özgener, burada yaptığı açıklamada, Kadriye Belediye Başkanı Hüseyin Kantoz'un, Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun ile ortaklaşa yürüttüğü projenin Türkiye için bir ilk olacağına değindi. Özgener, projenin hem Antalya, hem de Türkiye açısından çok önemli olduğunu vurguladı.

Kadriye Belediye Başkanı Hüseyin Kantoz da 5 yıldır proje üzerinde çalıştıklarını anlattı. Kantoz, proje gerçekleştiği takdirde Türk futboluna çok büyük katkı sağlanacağını bildirdi.

Özgener'e eşlik eden Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun da kurulması düşünülen spor kompleksi içinde futbol sahaları, sporcu hastanesi, rehabilitasyon merkezi, spor salonu bulunduğunu kaydetti.

Sivasspor teknik direktörü Bülent Uygun'un Antalyaspor'un stad projesiyle ne gibi bir alakası olabilir, bir belediye başkanıyla nasıl ortak proje yürütebilir, ben burasını anlamadım. Sivasspor'la alakasız her işte kendisini görmeye alıştık ama bu Bülent Uygun için bile fazla. Aslantepe'ye de el atmaya kalkarsa şaşırmamak lazım...

Kayseri Arena

Hep stadyumlardan, olası Euro 2016 adaylığından söz ediyoruz ancak çok daha yakında gerçekleşecek -en azından planlanan- bir turnuva var önümüzde; 2010 FIBA Erkekler Dünya Basketbol Şampiyonası. Bu yüzden ülkemizdeki basketbol salonları inşaatlarının sayısında bir artış olacak haliyle.Diğerlerinin aksine çoktan bitirilmiş bir inşaat var ve bu da stadyum muadili gibi Kayseri'de; 7.200 kişi kapasiteli Kayseri Arena. Ancak ülkemizdeki plansızlık tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor. Dünya Basketbol Şampiyonası için aday gösterilen salonların hiçbiri hazır değilken hazır olanı da adaylık kriterlerine uygun olarak yapılmıyor. Kapasitenin 10.000'in üzerinde olması gerek şampiyona için ve Kayseri Arena bunu sağlamaktan epey uzak. Portatif tribünlerle 7.200 kişilik kapasiteye ulaşabiliyor zaten.
3 gün önce Panküp TED Kayseri Koleji-Galatasaray Bayan Basketbol maçı oynanmış salonda, Galatasaray TV'den canlı yayınlanmış. Ben kaçırdım, salonu bir de canlı görebilseydim keşke. Yeni salonun, yeni stadın her zaman farklı bir havası olur.

Salon inşaatlarından bahsedeceğiz arada bir, organizasyon Türkiye'den alınmazsa tabi...

Bitti Gibi...

Eskişehir Şimşek Arena

Fotoğrafları görünce heyecanlanmamak elde değil ancak bu müthiş tasarımın sadece bir fan çalışması olduğu gerçeği sizi de hayal kırıklığına uğratacak sanıyorum. Stadyum 31.243 kapasiteli olarak tasarlanmış. Bunun yanında restorantlardan, mağazalara, konferans salonuna, tiyatrosuna kadar bütün detaylar düşünülmüş bu projede.Projenin sahibi Cem Altıbaş adlı Eskişehirspor taraftarı şöyle de bir sunum hazırlamış, detayları merak edenler için. Maliyeti, gerçekçiliği nedir bilemem ama görüntü olarak çok başarılı bir çalışma olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Böyle bir stadı doldurabilecek ender şehirlerdendir Eskişehir, Euro 2016 adaylığı sürecinde değerlendirilmesi gereken şehirlerden...
Related Posts with Thumbnails