Galatasaray - Hertha Berlin : Maç Öncesi

Başlıkta Galatasaray'ı bilerek önce yazdım çünkü Berlin'den gelen haberler de tam bu yönde. 40 bin Türk Berlin Olimpiyat stadını dolduracak, tıpkı bundan 9 sene önce yaptıkları gibi. Hatta öyle ki Hertha Berlin taraftarları "Biz bu sene deplasmanlarda iyiyiz" diyorlarmış, bunu okuduğumda yüzüme pis bir sırıtış oturmadı desem yalan olur.

HERTHA BERLİN: Drabny Friedrich Simunic Stein Chahed Dardai Kacar Cicero Ebert Voronin Pantelic
GALATASARAY: De Santis, Sabri, Emre Aşık, Servet, Hakan Balta, Arda, Mehmet Topal, Meira, Kewell, Lincoln ve Baros

Lig TV'ye göre muhtemel 11'ler böyle. Son Hacettepe maçındaki Meira'yı stopere çekip Barış'ı orta sahaya çekme girişiminden vazgeçmiş Skibbe. Emre Aşık tekrar 11'de gözüküyor, Meira da tekrar orta sahada. Ayhan'ın cezalı olması sebebiyle boşalan yer ise Mehmet Topal'ın olmuş. Eğer Mehmet formda bir dönüş yapabilirse Ayhan ya da Meira'dan birine kulübe yolu gözükecek. Emre Aşık-Meira formülü de tekrar gündeme gelebilir ancak Emre Güngör'ün de dönüş yapacağını varsayarsak bu üçlünün yerlerinin çok da sağlam olmadığını söyleyebiliriz. İçlerinde en formda olanı Ayhan Akman'ı bir kenara koyuyorum ancak futbolda dün yok bugün var, iki hafta formsuz olursa unutuluverir hemen sezon başından beri yaptığı katkı. Topal'ın dengeleri değiştireceği kesin, bakalım hangi yönde olacak bu?

Hertha'ya gelirsek, onlar formunun tam olarak zirvesinde. Kurada Berlin'i çekince, fikstür de deplasmana denk gelince oldukça sevinmiştim ama bu kadar formda olmaları ekstra bir durum oldu. Özellikle Voronin'e dikkat etmek gerek ancak onun oynayıp oynamayacağı belli değil henüz.

Ekim ayı başında Leverkusen deplasmanından aldıkları sürpriz galibiyetle başlayıp tırmanışa geçen müthiş bir form grafikleri var. 2 ayda oynadıkları 9 lig maçında 7 galibiyet bir beraberlik aldılar, tek mağlubiyetleri ise Bremen deplasmanındaydı. Bundesliga gibi kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir lig için çok çok iyi bir performans. Sezon başında çok şans tanınan bir ekip de değildi aslında Hertha Berlin, bu çıkışları büyük sürpriz oldu.

Son maçlarını Cuma günü oynadılar, Kanal 24'ten canlı yayınlanmış. Malesef kaçırdım maçı ama görüşlerine çok güvendiğim bir arkadaşım sağolsun biraz anlattı Hertha Berlin'i. Oldukça iyi top çeviren, iyi pas yapan bir takım ancak topun rakip takımda kalmasına izin veren bir yapıları varmış. Topu rakibe vermeleri Galatasaray açısından çok büyük bir artı, sert, pres yapan bir ekiple oynamaktansa havada karada tercih edeceklerdir bu tarz bir takımı. Galatasaray'ın Benfica deplasmanından iyi bir sonuçla ayrılmasının temel sebeplerinden biri de buydu. Benfica Galatasaray'ı rahatsız etmeyip oyun oynamasına izin vermişti, Galatasaray da onları cezalandırmıştı.

Bu akşam Galatasaray'ın alacağı bir beraberlik işini görecektir ama galibiyet liderliği de getireceğinden ben 3 puan beklentisiyle izleyeceğim maçı. 6 puan üçüncülük için yeterli olabilir ancak ufak da olsa bir risk var, kötü bir sürpriz en son isteyeceğim şey. Nostaljiyle başladık güne, nostaljiyle devam edelim. 1999'daki Şampiyonlar Ligi maçının bileti resimdeki. 'Galatasaray Istanbul' bir galibiyet daha çıkarsa şu stadtan ne de güzel olur!..

Tugay Kerimoğlu the Turkish Delight

Akşama Berlin Olimpiyat stadında bir Hertha Berlin maçı olunca bir Galatasaraylı olarak anılarınızın canlanması doğal. Her şeyi başladığı yerdi orası aslında. Milan karşısında bir iddia ortaya koymak için mutlak galip gelinmesi gereken maçtı Berlin maçı. Galatasaray deplasmanda aldığı 4-1'lik net galibiyetten sonra hepimizi Milan karşısında bir şeylerin değişebileceğine inandırmıştı.

O maçla özdeşleşmiş oyuncuların en başında Tugay Kerimoğlu gelir benim için. Kendine has gol sevincini izliyor gibiyim. Galatasaray formasıyla UEFA Kupasını göremeden ada yollarına düşecekti Tugay ancak onun bu yolculuktaki payını unutmak olmaz, benim için o efsane kadronun en değerli oyuncularındandır.

Daha sonra Rangers derken büyük bir efsane olacağı Blackburn'e geçti. Oynadı, oynattı, gol attı, attırdı. Kendini çok sevdirdi İngilizlere. Onun için 'god' diyen Blackburn taraftarları biliyorum. Galatasaray taraftarı için şüphesiz unutulmaz isimlerdendir Tugay Kerimoğlu ancak biraz üzülerek söylemem gerekirse o Galatasaray'dan çok Blackburn'ün efsane oyuncusudur artık. Onların Tugay'a verdiği değer gerçekten takdire şayandır.

Aşağıda onun için yaptıkları bir tezahürat var. Geçen gün izleme şansı buldum, Tugay'dan bahsetmişken paylaşmamak olmazdı.

Cem Sultan'ın Dönüşü

Çok uzun süredir dizindeki sakatlıktan dolayı sahalardan uzaktı Cem, hatta iyileşme süreci o kadar uzadı ki bunun nedenlerini sorgulamıştık yakın dönemdeki bir yazıda. Cem bu hafta yeniden formasına kavuştu, Hacettepe'ye karşı oynanan PAF maçında sonradan oyuna girdi.

Ağır bir sakatlıktan döndü, kolay değil hemen form tutması ancak aldığı süreleri zamanla arttırması, forma şansı bulması lazım bir an önce. PAF Ligi'nin esprisi de budur birazda, zaten yarışmacı futbol oynayacaksa bu gençleri ya A takıma ya da Beylerbeyi'ne almak gerek zaman kaybetmeden. Sezon başı kampına çağrılacak genç oyuncuların başında geliyordu zaten Cem Sultan ancak sakatlığı sebebiyle katılamadı doğal olarak. Semih Kaya da onunla aynı kaderi paylaşan diğer bir genç oyuncuydu. Hoş, kampa çağrılan oyuncuların seçiminin yanlış olduğunu dile getirmiştim o dönem. Bunda altyapının en değerli oyuncularından olan Cem ve Semih'in sakatlıklarının da büyük payı vardı.

Son dönemdeki tüm bu talihsizliklere rağmen hala Galatasaray altyapısının parlatması en muhtemel oyuncularından Cem Sultan. 15 yaşında imza attığı sözleşme ile Galatasaray tarihinin en genç profosyonel sözleşme imzalayan oyuncusu olması da bunu gösteriyor zaten. Geçen sezonun başında bazı İtalyan kulüplerinin Cem'le ciddi şekilde ilgilendiği konuşuluyordu. Hatta Empoli 3 yıllık resmi bir sözleşme teklifi bile yapmıştı ancak o Galatasaray'la sözleşmesini uzatmayı kabul etti o dönem.

Galatasaray'ın alt yaş kategorilerini takip edenler bilirler, Cem Sultan'ın 33 maçta 77 gol attığı efsane sezonda Emre Çolak'la müthiş bir ikili oluşturmuşlardı, çok uyumlu bir görüntü çiziyordular. Ancak Cem'in uzun süren sakatlığı sırasında Emre Çolak PAF takıma yükseldi ve son dönemdeki formuyla bir çok kişinin dikkatini çekmeyi başardı. Emre Çolak'ın bu formu da Cem Sultan'ın dönüş sürecine yardımcı olacaktır. Emre'nin bu dönemde gösterdiği gelişimin onla çok iyi bir ikili olan Cem Sultan'ın gelişimini de tetikleyecektir diye umuyorum.

A takımdaki forvetlerin bu formsuzluğunda altyapıya meraklı isimlerin aklına ilk gelen oyuncu oluyor Cem Sultan ancak henüz çok erken onun için. 'Genç Cem', 'pişmesi lazım' gibi basmakalıp düşünceler sebebiyle değil tabi ancak çok ağır bir sakatlıktan henüz çıkmışken şu yoğun tempoda Cem'i riske atmak yanlış bir tercih olur. Eğer yakın dönemde A takımda bir şans verilecekse Türkiye Kupasındaki Altay ve Malatyaspor maçları nispeten uygun maçlar gibi gözüküyor.

Cem'e geçmiş olsun diyelim, inşallah bir daha böyle uzun süre ayrı kalmaz sahalardan...

Trabzon-Akyazı Projesi

Son haftalarda yeni gelişmeler yaşandı, yetkililerden yeni açıklamalar geldi Trabzon'un yeni stadıyla ilgili. Biraz da sağdan, soldan edindiğim bilgileri derleyerek ufak bir güncelleme yazısı yazmak istiyorum bu konuyla ilgili.

Stadın 2011'deki Avrupa Olimpik Yaz Gençlik Festivaline yetişmesi öngörülüyor. Kapasite konusunda çok tartışmalar olmuştu ama son olarak 40.000 kapasitede karar kılındı. Stadyumun inşaatı 2009'un Nisan ayında başlayacak. Denizin 200 dönümlük bir bölümü doldurulacak, 100 dönümü stadyum inşaatında kullanılacak.

Eskiden suni bir ada oluşturulması düşünülüyordu ancak maliyeti çok yükseltiyordu bu ada projesi, şimdi deniz doldurulup kazık sistemiyle hemen üstüne inşa edilecek stad. Hem (eski) GSGM müdürü Mehmet Atalay'ın, hem de proje mimarlarından Özge Selen Kansu'nun açıklamaları bu detayların kesinleştiği yönünde. Ayrıca ilk projede gözüken atletizm pisti projede kesinlikle yer almıyor, bir futbol stadyumu olarak inşa edilecek. Projenin beklenen maliyeti ise 100 milyon dolar. Stadyumun yapılacağı yer olan Akyazı Avni Aker stadyumuna sadece 5 km uzaklıkta, taraftar için büyük bir zorluk olacağını sanmıyorum.

Proje tamamen devlet tarafından üstlenilmiş durumda. Zaten Trabzonlu arkadaşlardan okuduğum kadarıyla Seyrantepe modelini uygulayarak özel sektörden bir yatırımcıyla çalışmak pek mümkün değil gibi. Avni Aker arazisinin değerli olmaması bunun önündeki en büyük engel. Bu araziyi almak için bir stadyumun maliyetini üstlenebilecek birilerini bulmak mümkün değil. Trabzonspor'un kendi imkanlarıyla stadı restore etmesi de çok zordu maliyeti düşününce.

Trabzonspor'un yeni bir stad sahibi olabilmesi için tek yol 2011'deki Gençlik Festivali ya da Euro 2016 adaylığı gibi uluslararası bir organizasyon vesilesiyle devletin maliyeti üstlenmesiyle olabilirdi. Hükümetin içindeki Trabzonluların çabaları ile oluşturulmuş bir projedir Akyazı. Her ne kadar yöntemi tartışılır olsa da Trabzonspor bu kapasitede bir stadı doldurabileck ender kulüplerden birisi. Yerinde sayan ülke futbolunun ilerlemesi için stadyumların geliştirilmesine ihtiyaç varsa en büyük ihtiyaç sahiplerinden birisi de Trabzon şehriydi. Umarım bir aksilik olmadan stadyum tamamlanır ve ligimiz modern normlara uygun bir stadyuma daha kavuşur...

Mustafa Pektemek

Yurtdışından beğendiğim bazı oyunculara şurda ve şurda değinmiştim hatırlarsanız. Yurt içinden forvet oyuncuları hariç diğer gençlerle ilgili yazı yazmamıştım blog tutmaya başladığımdan beri. -Galatasaray çıkışlılar saymıyorum- Hakkında yazmak istediğim bir çok oyuncu var tabi ama ilk olarak sezona çok iyi bir başlangıç yapan ancak daha sonra talihsiz bir sakatlık yaşayan Mustafa Pektemek'le başlayacağız bu seriye.

Mustafa Pektemek Gençlerbirliği'nde forma giyen 1988 doğumlu bir ofansif orta saha oyuncusu, U21 milli takımında da düzenli oynayan oyunculardan biri aynı zamanda. Gençlerbirliği'nin son yıllarda üst düzeyde yerli oyuncu çıkaramamasını tersine çevirebilecek kabiliyette bir oyuncu.

Esas çıkışını Sakaryaspor formasıyla yaptı, Bank Asya'nın en dikkat çeken genç oyuncularından biriydi geçen sene. Hızlı, seri ve teknik oyunuyla dikkat çektiği kadar son vuruşlardaki yetersizliği de ön plandaydı. K Hücumun neredeyse her bölgesinde oynayabilen bir oyuncu Mustafa ancak esas bölgesi neresi dersek sağ kanat demek daha doğru olacak. Hücum bölgesine yaptığı koşularla rakibi rahatsız eden bir oyuncu tipi. İlhan Cavcav'ın Mehmet Çakır'ı bu kadar ucuza ve kolay bırakmasının bir nedeni de Mustafa Pektemek'e güvenmesiydi sanıyorum.

İlhan Cavcav'ı pek de haksız çıkarmamıştı aslında. Süper Lig'de forma şansı bulduğu kısa sürede attığı 3 golle geçen seneki gol sayısını yakalamayı başarmıştı Mustafa. Ne yazık ki 3. golünü attığı Konyaspor maçında daha 20. dakikada sahayı terk etmek zorunda kalmıştı. 2 aylık bir dönüş süresi ön görülüyordu, büyük ihtimalle ilk devreyi kapatmış durumda Mustafa. Gençlerbirliği'nin zor günler geçirdiğini de düşünürsek takımın ona ne kadar çok ihtiyaç duyduğu ortada.

Son vuruşlardaki eksikliğini giderir ve düzenli süreler almaya devam ederse mevcut yetenekleriyle ismini sıkça duyacağımız oyunculardan birisi olacak Mustafa Pektemek. Umarım en kısa sürede sahalara döner...

İçindeki Toroğlu Çıksın Ortaya

Erdoğan Arıca, "Metalist maçında yapsaydı o hareketleri dedi". Toptan gelen adam Arıca. Cin gibi. Kesinlikle haklı, ben topçu olsam bu oyuncuyu takip ederdim.
Related Posts with Thumbnails