Yoldaki Orta Saha: Musa Çağıran

Galatasaray'a transfer olduğu günden beri merak edilen oyunculardan birisi Musa Çağıran. Altı ay sonra Galatasaray'a gelecek genç bir oyuncunun merak edilmesi doğal elbette ama takımda onun bölgesinde oynayan oyuncular istikrarlı biçimde nal toplayınca onun ne durumda olduğu, acaba devre arasında takıma gelse katkı verip vermeyeceği insanların daha da ilgi çekici oluyor. İzmir'de oturan ve genç oyuncular konusundaki görüşlerine çok güvendiğim bir arkadaşım olan Burak Beşinci, kendisini canlı izleme fırsatı buldu. Bütün mevkiler için geçerli belki ama defans ve defansif orta saha oyuncularını stadyumda izlemenin daha önemli olduğunu düşünürüm hep, bu açıdan oyuncuyu izleyen birilerinden görüş almak önemli. Bu sebeple Burak'ın bloga bu konuyla ilgili bir yazı yazmasını istedim. Onun yazısı hemen aşağıda, onu okuduktan sonra ben de bir şeyler ekleyeceğim tabii ki.
Kendimde dahil tanıdığım bir çok Galatasaray'lı da şunu görüyorum.
Lig (veya takım) fark etmeksizin izlediğimiz maçlarda gözümüz ister istemez merkezde yer alan orta saha oyuncularına takılı kalıyor. Bunun sebebi takımda bulunmayan (10 yıldır) oyunu iki yönlü oynayabilen oyuncunun takım içinde yer almıyor veya devşirme işleminin başarısız olması denebilir rahatlıkla. (Elano'dan merkez orta saha yaratma)

Bu tip bir talep olup bunun üstüne genç bir orta saha oyuncusunu takıma kazandırılınca ister istemez 90 doğumlu bu orta saha oyunucusunu merak eder duruma geldik. Musa öyle sanıldığı üzere 'box-to-box' tarzı bir oyuncu profiline ulaşmış bir oyuncu değil. Musa savunmadan orta sahaya devşirilmiş bir oyuncu, box-to-box oyuncuların geçmiş kariyerlerinde yazan olmazsa olmaz ise 'forvet ve forvet arkası olarak başlayan'cümlesidir. Okan,Emre,Suat gibi...

Musa'nın yaratıcı özellikleri özellikle top ayağında olduğunda vasatın biraz üstünde yer alır, çabuk karar verilmesi gereken üçüncü bölgelerden pasla çıkabilecek oyun görüşü yoktur veya rakibin sıkı bir presi karşısında bileklerini konuştup rakiplerini ekarte edebilecek becerileriside bulunmamaktadır. İkinci bölgede kendisini boşa çıkartıp top alır ve doğru yere pasını aktarmaya çalışan görev adamıdır. Rakip kaleye hucum yapıldığı sıradaki dönen ikinci topları tamamlama beceresi istatistiklerede yansımıştır zaten. Musa öz güveni yüksek bir oyuncu maçın skoru'nun,onun futboluna olumlu veya olumsuz yansıması yoktur, bildiğini oynamaya çalışır.

Musa'nın savunma özellikleri için çok iyi şeyler söylemem gerekir, sonuçta savunma bölgesinden devşirme bir orta saha. İmza atmadan önceki savunma yönü nasıldı izlemediğim için bilmiyorum ama Musa'nın savunma anlayışını (imzadan sonra değişmemişse eğer) yetersiz buldum diyebilirim (veya isteksiz). Rakibe pres yapan oyuncu tipi değil, doğal olarak da ikili mücadele anlamında çata çat bir savaşı olmuyor. Rakip ataklarda rakibin cmf'si atağa çıktısa onunla gelmiyor pek.

Musa'nın transfer olduktan sonraki iddalı açıklamaları sonrası taraftarlarda ona karşı ister istemez bir büyük bir beklenti oluştu. Kişisel fikrim Musa'yı söylediklerine fazla kulak asmadan onun zamana ihtiyacı olduğunu bilip beklentilerimizi düşürmemiz gerektiğidir. Beklentilerin düşüklüğü karşısında Musa daha az baskı hissedip gelişimini daha çabuk ve hasarsız tamamlayabilir.

Genel olarak transfer politikamız hakkında olumlu düşünüyorum (G.Gönül'ü kaptırma sonrası oluşan), bu tarz genç transferler her zaman yapılmalıdır tutar veya tutmaz önemli değil. Bu transfer polikasının alt yapıda daha fazla olması gerektiğini düşünüyorum, bu yüzden Derks'in sezon sonu oyuncu raporları yöneticiler tarafında ciddiye alınmalıdır. Aynı Barca'nın yaptığı gibi bütçemizin bir kısmını alt yapıya ayırıp 433 sistemine uygun niteliklere sahip olabilecek oyuncuları 8-14 yaş aralığında keşfedip akademiye kazandırıp eğitimini alt yaşlarda vermek gerekir.

not:Uğur'un izlerken bildiği Musa 92 doğumlu idi,92'li olduğunu düşünerek yazılan yazı ile 90' doğumlu olduğunu bilerek yazılan yazı da ister istemez negatif farklılıklar olabilir.

Gördüğünüz gibi Burak pek de pembe bir tablo çizmemiş, yani gelecek ve Galatasaray orta sahasını kurtaracak beklentisi içine girmenin mantıksız olduğunun altını çizmiş fakat Musa'yı şu kadro yapısında değerli bir rol oyuncusu kılabilecek detaylar da mevcut yazısında. Benim televizyondan izlediğim maçlarda en çok dikkatimi çeken ikinci topları iyi toparlaması ve hava hakimiyetiyle duran toplarda bir tehlike unsuru olarak öne çıkabilmesi. Bu özellikler belki çok mühim gözükmeyebilir ama iyi baskı kuran bir takım için hayat kurtaran detaylardır. Özellikle dönen topları alabilmek baskıyı devam ettirmek adına çok önemli ve Galatasaray'ın mevcut orta sahasında bu sezgiye sahip bir allahın kulu yok desem abartmış olmam herhalde. Dünkü Fenerbahçe maçında tribünde ilk serzenişi "Şu dönen topları biri alsın artık ya!" şeklinde olan bendeniz için elbette etkileyici bir oyuncu bu açıdan Musa. Duran toplarda da bir tehdide dönüşebiliyor olması makul ve oturaklı bir kadro yapısında 5+ gol bulabilecek, 21 yaşında bir orta saha alternatifini Galatasaray'ın kazanıyor olması demek, bu bir.

İkincisi Musa Çağıran transferinin Burak'ın da vurguladığı, benim de blogda yer bulan her transfer yazısında değindiğim gibi bir transfer stratejisi çerçevesinde okunabilir olması. Ekstra özellikleri olan fakat piyasada henüz ismi parlatılmamış genç yetenekleri makul fiyatlara almak ve onlardan faydalanmak şu ortamda yapılabilecek belki de en akıllı yerli transfer hamlesidir. Tuncay Şanlı, Mehmet Topal ve Gökhan Gönül bu transferlerin en iyi örnekleri. Bunun dışında bir dönem faydalı olan İbrahim Akın da vardı, yine Altay'dan gelen ve Beşiktaş'a bir dönem iyi katkı yapmıştı fakat gerisini oyun ve kişi karakteri gereği getiremedi. Daha sonra Barış Özbek ve Serkan Çalık'la bu denendi Galatasaray'da ve Barış'tan bu sezona kadar ciddi bir verim alındı, bu bile yanılma riskini göze alarak transfer yapılmasını makul Musa Çağıran bu topluluğun yeni üyesi olabilme potansiyeline sahip gençlerden birisi ve şu an için Galatasaray adına yeterli olmasa dahi alınması akılcı bir işti. Hoş, şu haliyle bile Galatasaray'da şans bulabilirdi demekten kendimi alamıyorum.


Musa'yı merak edenler için durum böyle. Sezon sonunda bir değerlendirme daha yaparız yine. Diğer kiralık gençler hakkında da bir şeyler yazmak istiyorum fakat çok dikkat çekici gelişmeler olmadığını da belirtmem lazım. Galatasaray'a dönebilecek durumda olan birisi yok gibi gözüküyor şimdilik...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

27 yorum:

Sacit Tekin dedi ki...

Desene yine bir adnan sezgin kazığı daha geliyor.

Bu adamlar ne zaman adam akıllı transfer yapmayı öğrenecek... hep aynı tip adamlar almanın mantığı nedir yahu???

pclion dedi ki...

Sacit,

Burak ölçütünü Fabregas, Xavi gibi adamlar olarak koyduğu için çok düşük profilli gelmiş olabilir Musa, kendisi de yazıyı gönderdikten sonra yanlış anlaşılabileceğini söylemişti. O kadar enseyi karartmaya gerek yok.

Sana bir şey soracağım ne zamandır, atlıyorum. Spor İletişimi sınavında imza atarken senin adını da görmüştüm, kayıt olmadın mı programa?..

T.Ç. dedi ki...

futbol bir takım oyunu.bunu unutuyorsun sanırım.öndeki koşmayan yada az koşan elamanlar olduğu sürece xaviyi transfer etsen birşey değişmez.

pclion dedi ki...

Tarhana Çorba, Musa'yla bunun ne alakası var yahu? :) Sabri'yle ilgili yazdıklarımı kastettin herhalde. Sen problemin öndeki üçlü/dörtlünün fazla ofansif tercih edilmesiyle olduğunu düşünüyorsun, bir ölçüde de katılırım ama bu orta sahamızın vasatın baya bir altında olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Sabri de bence yeni bir alternatif olabilir oraya...

Erdem Karakuş dedi ki...

Öncelikle teşekkür edeyim yazı için. Çünkü internet ortamında şu yazılanları bulabilmek mümkün değil.

Tabi yazılanlardan sonra çok da ümitli olmadık doğal olarak. Ama bence de denemek lazım bu transferleri. Box-to-Box oyuncu diye birşey yetişmiyor ülkemizde, birileri illaki devşirilecek o bölgeye. Suat bile forvet başlayıp goller attığı kariyerini orta saha bitiriyorsa, fazla söze gerek yok.

T.Ç. dedi ki...

vasatın altında olduğuna hiç katılmıyorum. eğer doğru sistem uygulanırsa bu oyuncuların(topal-sarp-barış-ayhan) kaliteleride artacaktır.

senin ve senin gibi düşünenlerin anlamadığı nokta eldeki oyuncuların sistem yüzünden kötü gözükmesidir. sistem eğer oyuncuları geriye götürüyorsa o sistemde bir sorun vardır.

daha düne kadar topalı everton istiyordu.ayhan düne oyunu iki yönlü oynamıyormuydu?barış sağ açıkta keita olmadığı zamanlarda hucuma destek vermiyormuydu?

bu oyunculara pas özürlü zeka özürlü oyuncu muamelesi yapmak hadsizliktir.

bu uygunsuz sistemin faturasını bu iki ön liberoya kesmek sığ düşünmektir.

ayrıca pas oyununu trabzonda oynuyor beşiktaşta.bunlarda xavi -ineaste var değil mi?

rijkaard dünyada hiç yapılmayan birşeyi getirecekmiş havasında olmayın.

carrick-flectear-nani (orta üçlü)
valencia-rooney-park(ileri hat)

toroman-fink-ernst(orta üçlü)
holosko-bobo-tello(ileri hat)

elano-sarp-topal(orta üçlü)
keita-jo-santos(arda)(ileri hat)

galatasaraydaki sorun dinamizm ve fizik güçlülüktür.manu-bjk top rakipte iken 4-5-1 e dönüyor.
gs neye dönüyor? selçukun topa vurduğu an 6-0-4 pozisyonuna dönüyor.

geçen sene bundan daha düşük bir kadroyla ve sakatla pas oyunu oynuyordu senin ve senin gibilerinin yeteneksiz diye düşündüğü orta sahası ile.

bol keseden sallamamak lazım.

pclion dedi ki...

Fazla agresifsin, üstelik gereksiz yere. "Sen ve senin gibiler" diye bir cephe açmışsın kendince ama fikrini ifade ederken biraz daha sakin olmanı öneririm. Benim fikrime katılmadığını anlayabilecek kapasitem var çok şükür, kafama vura vura söylemene gerek yok. Galatasaray'ın transfer politikasını belirleyen kişi falan da değilim yani, nedir bu gerginlik? Blog yazıyoruz, rahat olun. Sen öyle dersin, ben böyle derim, birbirimizden bir şeyler öğreniriz, en kötü ihtimalle farklı bir bakış açısı okuruz. Bu kadar...

T.Ç. dedi ki...

agresifim çünkü topalı sarpı barışı ayhanı bir anda pas ve zeka özürlü yaptınız.

rijkaarda toz kondurmamak için bunlar yapılıyor herhalde.rijkaard'a kötü denmeyeceğine göre(sana göre) birilerine fatura kesilecek..onlarda orta sahada yalnız bırakılan topal sarp oluyor.

bu takımın transfere ihtiyacı yok.eldekini iyi kullanabilen bir teknik adama ihtiyacı var.ferguson ronaldoyu yaratmış.düz diye bildiğimiz oyunculardan bir bütün takım yaratıyor.bazı sistemler ronaldoyu öldürür bazıları ise yaratır.bazı sistemler topalı öldürür bazıları ise yaratır.

pclion dedi ki...

Ben çoğul birisi değilim, önce onu kavrarsan arkası gelecek zaten. Benim belirttiğim bir fikir üzerinden kendi algına göre arkasını doldurmuşsun, kendi yarattığın profile beni oturtmaya çalışıyorsun. Ben bunu Rijkaard ilk geldiğinde de yazmıştım, hatta Skibbe gittiğinde de. Kimseyi korumak ya da kollamak adına birilerini asıyor da değilim, ben kimim ki futbolcu asacağım zaten. Bence bir yüzünü yıka, kendine gel. Futbol konuşuyoruz ve karşındaki kişi senin düşmanın değil...

Ferhat dedi ki...

Transfer olduğunda Ayhan Akman, Barış Özbek ve Mehmet Topal'ın düz oynadığından, bu isimlerin formayı kendisinden alamayacağını söylemişti.Kendinden çok emin ve çok iddalı konuşmuştu tıpkı her genç yedeğin iddia ettiği gibi.

Bu özgüveni görünce oha dedim.Acaba olabilir mi dedim.Ama biraz araştırınca kazma stoperden çakma ortasaha olduğunu Barış'tan Topal'dan farkı olmayan herhangibir oyuncu olduğunu anladım.Gelince aradığımız adam olmadığını çıplak gözle görücez.

Ben tahminimi söyliyim ilk 11 yüzü nadiren görür, bazen de 18'e bile giremez.

Neden bilmem bu ülkede yetişen her genç oyuncuya basın oyun stili ile ilgili sorular sorduğunda oyuncuların özgüvenleri beni benden alıyo.Onlara göre mevkisinin en iyileri ile kendilerini kıyaslamak çok normal.Oyuncu eğer orta sahada oynuyorsa kendini kesin Gerard'a Lampard'a Xavi'ye benzetir.Forvetse Ibrahimovic'e Torres'e,bekse Evra'ya,Dani Alves'le kıyaslarlar.

GalatasarayTV'de alt yapı ile ilgili programlarda da yapılan röportajlarda yine pembe rüyalar gören bu gençleri bolca görürüz.

Ama şimdi bir bakıyoruz alt yapıdan gelenlere.Hemen hepsi vitaminsizler 1.60 lık Pigme ebatında ama özgüvene baksan herkese meydan okurlar.Emre Çolak da Lincoln'den iyi olduğunu iddia ediyordu.Serdar Eğlik'i de taraftar Cristiano Ronaldo sanıyor ama tek bir elle tutulacak denli ince bilekleri çalım atmaya uygun gibi görünse de bence Orduspor'dan tek parça olarak dönmeye uygun değil.

Neyse işte bu genç oyuncular büyük takıma transfer olunca veya alt yapıdan yukarıya çıkınca sudan çıkmış balığa dönüyorlar.

Musa'ya gelince ilk olarak düz dediği Ayhan abisinin kramponlarını taşıyarak takımda bir yer edinmeye bakar.Sonra A2 takımla idmanlara devam eder sonra da bir iki yıla kadar takımdan gönderilir.

Biz de Hain Emre'den sonra bir daha tam da istediğimiz türde bir adam bulamadığımız için her yıl ortasaha oyuncularının topu geriye sağa sola verdiğinde tribünden söylenmeye devam ederiz.

Haldun Üstünel bu yıl Hamit'i ikna etti etti yoksa aynı filmi izlemeye devam ederiz.Gerçi adamın adı Haldun Üstünel Elano'yu Dünya Kupası'ndan sonra iyi bir paraya okutursak Nuri Şahin niye olmasın diyor insan.Ama fazla rüya görüyorsun diyorsun ardından.

Neyse umarım adam gibi iki tane iyi ortasaha bulurlar yoksa geriye verilen her pasta taraftar biraz daha verem olmaya devam edicek.

ozdemirmusta dedi ki...

Musa'yı Türkiye-Slovakya ümit milli maçında stadta seyrettim geçende. Pek beğenmedim yalnız, ayakta duramıyor çabuk yıkılıyor.

nebilim dedi ki...

Arkadaşlar gerginsiniz ama herşey tercih meselesi. Yönetim bir sistem takımı yaratmaya çalışan Rijkaard'ın arkasında durarak tercihini bu yönden yana kullanmış. Rijkaard ise orta sahada MC dediğimiz pas yapan top tutan oyuncularlka oynamayı seviyor ve oyun tercihini bu yönden yana kullanıyor. Eldeki bu tanıma uyan tek adam formsuz ayhan olunca kalan DMC'ler göze kötü görünüyor. Çok beğendiğimiz Baros'u 4-3-3'ün sağında kullanırsan Baros'u sepetler bu taraftar. Tarhana Çorba arkadaşım ise anladığım kadarıyla Lucescu modeli takıma göre sistem kuran ve eldeki malzemeyi en iyi kullanan teknik direktörleri sevdiği için yönetimin bu tercihini beğenmiyor başarısız sonuçlara rağmen Rijkaard'a sahip çıkılmasını eleştiriyor.
Bence ise tüm olay bütçede yatıyor. Düşük hedefleriniz ve ona göre bütçeniz var ise ikinci tercih yani eldeki malzemeyi en iyi kullanan hoca tercih edilmeli. Eğer büyük hedefleriniz ve bunu destekleyebilecek bütçeniz var ise mevcut yönetimin tercihi daha rasyonel.
şu blog aleminde fikirlere saygı duymak ne güzel..

pclion dedi ki...

Mustafa, ne üzülmüştüm o maça gidemediğim için. :) Bir şeyle çakışıyordu da neyle unuttum...

Nevzat dedi ki...

Gercegi söyleyeceksem Rijkaarda guvenim biraz zedelendi. Geldiginde Rotterdam macerasi gelmisti aklima. Barcanin oturmus bir sistemi vardi zaten. 14 yasindaki oyuncuyu A-Takima alsan nerede ne yapacagini bilir.
Simdi tabi bizde bunu yapmaya calisiyoruz ama baya bir zaman alacak. Yinede Rijkaard dogru adamdir, sadece devamliga ihtiyac var, Herkesin dedigi gibi.

Cunku baktiginiz zaman, bizim, ben dahil, okadar elestirdigimiz oyuncularin diger takimlardaki oyunculardan farki ne?

ozdemirmusta dedi ki...

Vallahi kırk yılın başı çok kıyak yerde maç izleme fırsatı doğmuştu, gelebilseydin simit-kaşar ikramına birlikte abanırdık eheh :)

İlk fotograf da o maçtan hatta, arkadaki ucu görünen Euro 2016 panosundan tanıdım. O maçın en güzel yanı Gökhan Töre'ydi. Çok kuvvetli ve teknik bi kardeşimiz, tek handikabı götünün Balili gibi biraz büyük olması. 3-5 kiloyu versin, tamamdır o çocuk, koy Çelsiye oynar.

emosimo dedi ki...

Okay Yokuşlu isminde 94 doğumlu bir çocuk var bir de Altay'da..
Kendisini 1 kez izleme fırsatı buldum ve çok beğenmiştim sonra bir daha hiç denk gelmedi izleyemedim..
Arkadaşınızın dikkatini çektiyse bir görüşünü alabilir misiniz..

sahinkurt dedi ki...

bu yazı,sanki musa çağıran ı değilde,dardanel deki mehmet topal ı anlatıyor.o da ilk geldiğinde,ikinci toplara iyi basardı.bunlardan fazla olarak iyi kesiciydi.biz ondan hücum anlamında iyiye gitmesini beklerken,o her geçen gün geriye gitti.musa nın sonu da öyle olmaz umarım.
genel olarak,herkes söylemiş söylenmesi gerekeni ama bende destekte bulunayım.bi derbi kaybedebiliriz.şampiyonluğu da kaybedebiliriz.ama rijkaard-neeskens uzun vadeli bir projenin adıdır.kolayına vazgeçilemez,vazgeçilmemelidir.

onur dedi ki...

Bence sorun Rijkaard'ın, Türk futbolcusuna en ters gelen pas futbolu ve 4-3-3 formasyonu oynatmaya çalışması...Neden derseniz; Türk futbolcusu pas şiddeti ayarlayamaz, topu stop edemez, ortayı hedefin 40-45 cm önüne arkasına atar ve pozisyon almayı bilmez. Altyapıdan gelen birşeydir bu; ama hırslıdır, doldola gelir, mücadele eder ayrı. Dolayısı ile 4-4-1-1 gibi arkayı sağlama alan bir sistem Alex gibi bir de 10 numaran varsa her zaman iş yapar bizim ligde.

Şimdi Rijkaard'ın istediği gibi oynayacaksak ve elimizdeki en az 10 adam bu sisteme uymuyorsa yeni oyuncuları ya mecburen dışarıdan getireceğiz (İngiltere, İspanya) ki yabancı kısıtlamasına takılacağımız için mümkün değil, ya da altyapıdan kendimiz yetiştireceğiz ki bu da 5-6 sene alır en az...

deniz dedi ki...

musanın maçları televizyonda yayınlanıyor sonuçta herkesin kendine göre yorumu oluşmuştur artık. yinede incelemede ve burdaki yorumlarda önemli bir eksiklik var bana göre. musa 30-40 metrelik pas atabilen ve yön değiştirebilen bir oyuncu. bunun yanında güçlü bir oyuncu. bugünün orta sahasının en önemli 2 eksikliği için değerli bir yatırımdır..

Sacit Tekin dedi ki...

uğur selam,

Evet sınava girdim ama tam burslu kazanırsam gelmeyi düşünüyordum, olmadı. Kocaeli den gelip gitmek vs. işin içine girince başka bahara erteledim.

Sen kaydoldun sanırım, başarılar...

Hoşçakal...

Burak Beşinci dedi ki...

Aslında yazının ilk taslağında açıkladım,baktım bu tip açıklamalar uzun yapıyor yazıyı kesip biçtim daha sonra.

'2.Bölgede boşa çıkıp doğru yere pasını aktarır' diye bir cümle var orada.Açıklaması da şu tam olarak

Doğru yer dediğin zaman 20 metrelik paslarda geçerli olur,bekine veya klasik açığına attığı paslarda hatta kaleciye bile dönmek (ne kadar kızılsa da) doğru yer olabilir o an için.

3.Bölge demek açıların daraldığı daha çabuk karar alıp(değiştirip) uygulanması gereken yerler. Musa'nın bunu yapamıyor olması normal,zaten Türkiye'de bunu yapabilen adam sayısı Nuri ve Emre dışında yok onlarda 10 numaradan devşirme orta sahalardır.

oasisi dedi ki...

Merhaba Uğur..

Musa bize transfer olduktan sonra tv başında her maçını izledim nerdeyse.Öncelikle çok ağır buluyorum ve adam kovalamayı seven birisi değil.Bu sene Topal'da yaşadığımız 2 mt yanındaki adama pas verememe sorununu onda olduğunuda gördüm.Genç yıldız olarak gelip kaybolanlar arasına ismini yazdıracaktır.(Umarım yanılırım)

Musa için izlediğim maçlarda başka bir isim dikkatimi çekti benim;
Okay Yokuşlu

1994 doğumlu,uzun boylu,gol yollarında etkili bir box to box oyuncuya dönüşecek bir isim bence.Onun hakkında bilgin varsa ya da bilgisi olan arkadaşlar yorum yaparlarsa sevinirim.Teşekkürler.

samoten dedi ki...

Elinize sağlık..
--
Birşey dikkatimi çekti 9 numaralı oyuncunun tekmelikleri nasıl birşey öyle ? Rahatsız etmesin diye ufak takarlar genelde ama bu çok ufak değilmi sizcede

and1905 dedi ki...

Tugay gibi bir oyuncu tarifi yapılıyor.Türkiye'de savunması ile tekniği ile üst düzey bir oyuncuydu.Umarım alt yapıda bu soruna çare olur yakın zamanda.Rijkaard'ın 1 numaralı alternatifidir ne de olsa.

mre dedi ki...

Fotodaki 2 numarada halen Galatasaray'ın oyuncusu yanılmıyorsam (!) hani ümitlenirken bunu da düşünelim diye söyledim, anlayan anlamıştır zaten...

Gala's dedi ki...

Bizim ilk 11 de oynayacak ön liberomuz şu anda bu ülkede bulunmuyor malesef.

Eğer tam bir ön libero bulursak( top dağıtan-sert-koşan) o zaman elanonun da performansı artar. hatta arda bile 433 ün orta sahasında oynar. ama bu adamı bulmamız lazım.

musa ise çok iyi bir yedeği olur. bilmiyorum belki oynar ama şu takıma çok üst düzey ve hazır isim gerekiyor.

Syd dedi ki...

Orta Saha'ya diri,genç,çalışkan kaliteli yabancı bi adam lazım, örneğin; Obi Mikel,Jovetevic vs. Türk olarak teknik ve koşan bi Nuri Şahin,Hamit, orta sahayı güçlü tutar, Musa Çağıran sezon sonu Galatasaray'da iyi bir alternatif olurmu? göreceğiz, umutluyum ben, tabii bu isimleri getirtmek çok çok zor.

Related Posts with Thumbnails