Eskişehirspor 2-1 Galatasaray || Kötü x (Defans+Hakem+Sonuç)

İlk yarısı iki takımın da ekstrem işler yapmadığı, Galatasaray'ın Caner'le hücumu hareketlendirmeye çalıştığı, Eskişehirspor'un ise iki sene boyunca Galatasaray'a karşı başarılı oldukları yol olan fizik kapasitesi yüksek oyuncularla alanlarını savunup golü maç dinamiklerine bıraktığını görebiliyorduk. Galatasaray, Elano'nun güzel pasında Jo'nun yetersiz aşırtma denemesi ve Keita'nın yerden sert şutuyla iki kez kaleyi yokladı fakat gol takımın hücum hattından değil defans hattından geldi, üstelik kale de yanlış kaleydi. Mehmet Topal'dan başlayan, Servet ve Caner'in anlaşmazlığıyla süslenen, hakemin de Koray'ın elle topu önüne indirmesiyle taçlanan pozisyonla devreye ev sahibi 1-0 önde girdi. Aynı Koray'ın ceza yayında Ayhan'ın Jo'ya aktarmaya çalıştığı topu da elle kestiği fakat golde olduğu gibi o pozisyonda da mazur görüldüğünü atlamamak gerek. El ya da değil, tartışması ayrı fakat Galatasaray için bir felaket senaryosu yazsam ilk yarı sonunda yenilecek pis bir golü de alternatifler arasına alırdım herhalde. Galatasaray'ın düzenini ciddi anlamda bozan bir gol oldu bu.

Galatasaray kötü bir performans mı koydu ortaya ilk yarı, bence hayır fakat pozisyon üretecek oyuncuların başında sayacağımız Arda Turan ve Abdul Kader Keita'nın yetersiz oyunu, Ayhan'ın hala eski formuna dönememesi ve Sabri'nin sakatlık sonrası Keita'ya beklenen desteği veremeyip üstüne defansta kritik top kayıpları yapması eksikler olarak göze çarpıyordu. Caner Erkin'in çabalarıyla soldan akan takım, Elano'nun da devreye girdiği anlarda hiç de fena sayılmayacak organizasyonlar gerçekleştirdi. Bu anlamda felaket oynadı Galatasaray yorumlarına katılmadığımı baştan belirteyim. Dengede giden bir maçta zorlama bir pozisyonla golü yedi takım ve maç farklı koşullarda tekrar başlamış oldu. Bu tip maçlar her takımın başına gelir uzun maratonlarda, Eskişehirspor'un Galatasaray'a karşı yanında olan kısmet de Kadıköy'ü kıskandıracak cinsten gerçekten, o da ayrı bir konu tabii.

İkinci yarının başlangıcı ise Galatasaray defansının Eskişehirspor'a beyaz bayrak çekmesi, maçı teslim etmesiyle başladı diyebiliriz rahatlıkla. Mehmet Topal, Caner Erkin ve Servet Çetin'in arasında fink atan ve öndeki Leo Franco'nun da katkısıyla topu ağlarla buluşturan Koray, maçın Galatasaray adına çok zorlaştığını göstermişti. Antalyaspor maçında 2-0'dan geri döndü Galatasaray, evet ama orada gollerin birisi ilk yarıda gelmiş ve psikolojik avantajla soyunma odasına giden takım Galatasaray olmuştu. Burada zaten moralsiz girilen bir devre arası sonrası bir şok daha gol geliyor, skorun 2-0 olmasından da öte. Tüm beklentim Galatasaray'ın 60'ı bulmadan bir gol bulmasıydı galibiyet için fakat takımın da o organizasyonu ortaya koyamadığı aşikardı. Arda ve Keita skora rağmen kendilerini toparlayamadılar. Kanatları işlemeyen bir Galatasaray'ın yenik durumdayken 3 gol bulması imkansıza yakındı, Giovani'nin bireysel becerisiyle gelen penaltı (bence penaltı değil notunu düşeyim özel istek üzerine!) dışında gol de çıkmadı zaten. Maçın Galatasaray adına kayıp olmasının esas sebebi buydu.

Eskişehirspor'un Galatasaray'a son iki sezonda kurduğu üstünlüğün tesadüfi olmadığına inananlardanım. Kalecisinden başlayan defans hattının uzunluğu ve orta sahada yaratıcı oyuncu kullanmak yerine fizik güce dayalı tercihler yapmaları Galatasaray'ın hücum becerilerini en iyi sınırlayan takımlardan birisi olmalarını sağlıyor iki senedir. Ofansif orta saha kullanmayıp ileri uçta iki santrfor kullanıyorlar, bunların biri de defansı yıpratmayı birincil görev edinmiş olan Mehmet Yılmaz. Ümit Karan'ın eski günlerinden uzak olduğunu biliyoruz ama orada bulunması bile Galatasaray defansı adına bir rahatsızlıktı, zaten Sabri'nin de formuna kavuşamamasıyla topla düzgün çıkmakta zorlanan ekip için ikinci bir forvet daha da problem oldu. Bu anlamda oyuncularıyla değil kurgusuyla Galatasaray'ı bozduklarına inanıyorum. Benim yazıların toplamında anlatmaya çalıştığım fikirden uzak bir yapıları var belki ama çıkardıkları iş kadro yapılarına göre hiç de fena değil, haklarını vermek gerekiyor. İkinci yarıda değerlendiremedikleri kontrataklar da oldu, birisinde de ciddi ofsayt itirazları oldu ama hangi yarı sahaya dahil olduğunu ben Lig TV'nin verdiği açıdan çözemedim, pilot kamera açısındansa ileride gibi geldi. Toplamda kötü bir yönetim gösteren hakemin hanesine bir eksi daha yazdırır en fazla diyebilirim en fazla.

Galatasaray 24 50
Fenerbahçe 24 48
Bursaspor 22 46
Beşiktaş 23 45

Velhasıl, Galatasaray kazansaydı çok büyük bir eşiği atlamış olacağı haftada Fenerbahçe'yi yanına yaklaştırıp Bursaspor'u da potansiyel lider yapmış oldu. Sami Yen'de oynanacak Fenerbahçe ve Bursaspor maçlarını Galatasaray açısından daha keskinleştiren bir maç oldu Eskişehirspor. Ankaragücü, Trabzonspor ve Fenerbahçe maç üçlüsü epey kritik bir dönem olacak sezonun geri kalanı için, sıkı maçlar bekliyor Süper Lig izleyicilerini. Bu mağlubiyeti ligin en formda ekiplerinden biri olan Trabzonspor'u deplasmanda yenmek paklayabilir belki, özellikle o maçı heyecanla bekleyeceğim...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

20 yorum:

ok dedi ki...

keita yı, sabri yi, topal ı bir kenara çekip şampiyon mu olmak istiyorsunuz yoksa başka bir amacınız mı var diye sormak lazım. bir de niye her top en geriden başla(yama)mak zorunda? niye hızlı atağa çıkmıyor bu takım? geride 6 adam bırakıp topu ileri şişirmek total futbol mudur? değilse yüzde kaçıdır?

Falagar dedi ki...

Bu kadar emek verilmiş bir analize sadece bu yorumu yapmak istemezdim ancak kazandığımız penaltının penaltıyla uzaktan yakından alakası yoktu.Üstelik Giovani'ye de sarı vermeliydi.Dakika 60'a kadar kararlarının hep Eskişehir lehine veren hakem özellikle bu dakikadan sonra yaptığı u dönüşüyle maçı bizim takıma aldırmaya çalıştı.Sonuçta sahada iki takım adına da yanlış kararlar veren yetersiz değil!!!,eyyamcı bir hakem vardı sahada.Bu maçta hakemden önce konuşalacak çok şey var.Mesela iki sezon önceki şampiyonlukta ve Avrupa Şampiyonası üçüncülüğünde harikulade oynayan vazgeçilmez ikili Servet ve Topal'ın nasıl oluyor da iki sezon içinde bu kadar düşüş gösteriyorlar?

Adsız dedi ki...

Adam gibi rakibimiz olmadığından belki şampiyon olabiliriz o ayrıda,şu takımın Trabzon'dan 3 puanla dönebileceğine sen inanıyormusun Uğur...

Adsız dedi ki...

'Giovani'nin bireysel becerisiyle gelen penaltı dışında '

bireysel beceriden kasıt sahtekarlık mı? öyleyse eğer tam gs lik topçu almışınız. yazık. pozisyon hem dışarda hem de faul değil. sonra ben futbolseverim .hadi ordan derler adama(!)

scugnizzi dedi ki...

uğur, sizin aleyhinize yapılan hakem hatalarını elbette yazmalısın ama bak penaltı pozisyonunu da es geçmişsin. :)

pclion dedi ki...

Adsız 1, yenme şansımız kadar yenilme şansımız da var, o ayrı ama ben olması gerekeni söylemeye çalıştım daha çok.

Adsız 2,
Bireysel beceri dediğim çizgide adamı ekarte edişi ve rakip defansı arkasına alışıdır. O pozisyonda penaltıyı almak istedi, o ayrı bir konu. Her cümleye hemen celallenmeyin. 5 paragraf yazı yazmışız, oturun bir okuyun önce. Buraya tahsih yapmaya mı geliyorsunuz, fikir belirtmeye mi?

Adsız dedi ki...

5 paragraf yazı yazmışsın ama o pozisyona penaltı diyememişsin. di mi?

xaar dedi ki...

Maalesef bu takim bu futbol anlayisiyla kalan hic bir deplasmanindan 3 puanla donemez;donebilmesi kesinlike mucizelere bagli...Ayrica iceride oynayacagimiz Bursaspor ve Fenerbahce maclari ise tam bir muamma!Takim da istek ve arzu adina hic bir belirti yok,tehlikeli olan da bu!Ozellikle takimi derleyecek toplayacak kisilerin daha isteksiz ve arzusuz olusu en buyuk tehlike.Eskisehir bugun cok iyi top oynayipta mi kazandi kesinlikle hayir ama Galatasaray buyuk takima yakismayacak sekilde 1,5 pozisyon veripte 2 gol yiyerek maglup oldu!Boyle bisey kabul edilemez...
Bugun ilk defa 10,artik yetti dedirtip kendisine saydirmami sagladi,tesekkur ederim kendisine!Pek umursamaz oldu;eee ne de olsa ADA sahillerinde bekleyenleri var nasil olsa artik!

fatih dedi ki...

Benim anlamadıgım önemi bu kadar büyük bir macı nasıl bu sekilde kaybedebiliyor olmamız ve aynı zamanda bu eskisehir neden besiktas maclarında bu kadar canlı diri tekmeye kafa sokan bir yapıda degil bunuda rızaya sormak gerekir sanırım
herneyse fakat cidden anlamkta zorlanıyorum arda bu macı bu takıma nasıl kaybettirir
bu macı alıcaksınki anlasın insanlar bu takımın suni gündem yaratmadıgını fakat bu istikrarsızlık cok can sıkıcak gibi

pclion dedi ki...

Yahu arkadaşlar, %98'i Galatasaray ve Eskişehir analizi olan yazıdan cımbızla cümle çekip "onu dememişin, bunu dememişin" diye gelmeyin lütfen, gerçekten verdiğim emeğe acıyorum böyle olunca. Hakem hatalarını merak ediyorsanız Ahmet Çakar'ı falan izleyin, en kötü ihtimalle gidin Noat Samisa'ya sorun, hakem olan o.

Penaltı pozisyonu yazmadım da penaltı yazdım, alel acele maç yazısı yazıyoruz okunsun diye, bir de fırça yiyeceğiz neredeyse. Yorum yapıyorsanız da lütfen maç ya da yazının fikri üzerine olsun, hürriyet.com.tr'ye dönmesin burası...

dr_serhan dedi ki...

ben deplasman tribününde izledim maçı...taşlar atıldı küfürler edildi maçtan sonra da biber gazı sıkıldı...adamlar maça değil kawgaya geliolar maçtan önce sürekli çıkışta bekleriz lafları duyuluodu...maç için söyleyecek bişe yok çok kötü oynadık çıplak gözle daha iyi görünüyor...ama 3 maçta alınacak 9 puan bizi şampiyon yapar yeter ki trabzona yenilmeyelim

Adsız dedi ki...

Galatasaray'in sorunu her maca ayri bir 11'le cikmasidir..tamam deplasmandasin,ama son macin 11'i ile neden devam edilmezki?? Mehmet Topal ve Servet Cetin bu takimda oynadigi sürece sisirme toplar devam eder..yazik günahtir..bu adamlar oyunu tek yönlü bile oynayamiyorum..biri top yapiyim derken göz cikariyoru,digeri adama gireyim derken geri geri kaciyor..Emre Güngör milli macta 90 dakka oynadi bugun niye yok anlamak mümkün degil..Hakemi elestirmiyorum bile,bugün kendi kendimize yedigimiz 2 golle maglup olduk..ilk yari 0-0 bitse maci alirmiydik oda ayri hikaye..kendi kendimize yenilmekten vazgecmeliyiz..

Erdem..

niotasigma dedi ki...

Kaç zamandır ellerden(!)çektiğimizi kimseden çekmedik galiba.

Günün şarkısı şu olsa gerek:
http://www.youtube.com/watch?v=8iTmNH7tpiY

mre dedi ki...

canımı sıkan 2 konu var birincisi savunmaya baskı yapılan her maçta dağılmamız ki bunun görünürde çaresi de yok.
2.cisi de sahada onca teknik ve becerili ayak varken ve rakibin kalecisi dahil en sondaki 3 adamının boy ortalaması neredeyse 2 metreyken orta sahadan top şişirmemiz. bence böyle gol atacağımıza top yapıp ayağa oynayarak yenilelim.
maalesef rijkaard dahil herkes kötüydü bugün. belki de yılın en etkisiz futbolunu oynadık.

Seyyid Ali dedi ki...

Oyunun genelinde berbat bir yönetim gösteren; elleri görmeyen,kasti faullere ses çıkarmayan ve de serbest atışları engelleten bir hakemin eyyam kokan bir penaltıyla durumu dengelemeye çalışması sonucunu verdi.Baksana herkes o kadar şeyi unutup tek pozisyonla yükleniyor sana.
Galatasaray'ı yenmenin formülü belli oldu artık.Fenerbahçe maçının kopyası bir oyun ve goller.
Kanatları tıka,Arda ve Keita kenarda yatsın.Ortada Elano var ama pas alamasın ve ortadan delme şansın olmasın.Defanstaki sakar ayakların top kaptırsın ve gol ye.
İlk yarıdaki Alex'in kazandığı penaltı da aynı nedenlerle oluşmuştu.
Geçen sene Skibbe'nin de temel sıkıntısı buydu;deplasmanda ilerideki 4lü ile gerideki 6lı arasında çok boşluk oluyor.Alisamiyende ileride kurulan defans ve ortasaha pekçok defoyu örtüyor;Topal,Ayhan ve Servet gibi pas özürlü kişilerin top kullanmasına gerek kalmıyor.
Ne zamanki bloklar arası mesafe uzuyor asıl sıkıntı ozaman başlıyor.Beşiktaş ve deplasmandaki Atletico maçlarındaki kompakt yapıya bürünmezsek ilerideki deplasmanlarda da benzer sıkıntıları yaşarız.

ugur senel dedi ki...

sorun orta göbekde,gecen senede böyleydi ,bu senede aynen devam ediyor bu sorun cözülmedikce işimiz zor başkada yoruma erek yok zaten...

salva dedi ki...

Ugur,

Kötüleri yazarken , kanımca en önde gelmesi gereken zemin'i atlamışsın diye düşünüyorum.

GS pas yapan , sonuca belli bir pas trafiği ile gitmeye çalışan bir takım yapı olarak.Kanalize olmaya çalıştıkları oyun yapısı bu. Ama maalesef Eskişehir stadının zemini, hem Eskişehir'in sert oyun yapısından hem de hakemin kırılma anlarından önce vermediği el ile oynamalardan daha fazla etkiledi GS'ı ...

Penaltı pozisyonunda ayaklara dikkat etmemiz gerekiyor, Bülent kontrolüz bir şekilde kendi sağ ayağını Gio'nun sol ayağına takarak dengesini bozuyor, pozisyon içeride veya dışarıda onu tartışabiliriz. Ama faul olduğu kesin bir durum.

Ben bu mağlubiyeti uçak kazasına benzetiyorum, hani 40 tane fahiş hata bir araya gelmeden uçak kazası olmaz ya, GS ın başına gelende bu oldu ...

Ama enseyi karartmaya gerek yok. Önünde 2 tane kırılma maçı var GS ın. Sezonun en önemli maçı ise Trabzon deplasmanıdır. GS bu maçı alırsa şampiyonluk şansı yüzdesini ciddi anlamda arttırır ...

mehmet teoman dedi ki...

fener,bjk,bursa,ankaragücü ve eskisehir de de hüsran hangi deplasmanda kora kor top oynayacak bu takım..elano,jo,arda,ayhan hıcbırı mucadele etmıyor tekmeye kafa koymassan deplasmanda puan hayal olur. 8gundur mac yapmadık adamların yuruyecek hali yok sahada..ali sami yende taraftar arkamda beni koy bende oynarım..bu sene izledigim ve izleyecegim son deplasman macıydı..

Gala's dedi ki...

Adamlar saksafon çalıp halay çekiyorlar tribüncü oluyorlar. Bu mu yaratıcılık?

Geçsinler bunları.

Taşı atıyorsunuz, inenlerden neden kaçıyorsunuz? Hadi kaçtınız neden orda burda saldırdık diyorsunuz?

Ses bombaları atılınca kaçıyorsunuz, reise edilen küfürden sonra ağzınızın payını alıyorsunuz ve büyüksünüz.

Hadi hadi.

Korayı uzun zamandır tanırım. O toplara 100 kere vurur 2 si gol olur o da bize denk geldi. İyi oynamadık evet. Rıza oyunumuzu bozdu sadece.

Sezon sonunda saksafonu kim öttürüyor göreceğiz.

Adsız dedi ki...

Maçın sonucuna hakem etki etmiştir bu kadar basit eses lehine verilen pozisyonlar kararlar her şeyden daha öncedir

Related Posts with Thumbnails