Trabzonspor 1-0 Galatasaray || Edilgen...

Bir takım hakkında 30 küsür maç yazısı yazınca bir süre sonra tekrarlar kaçınılmaz oluyor, takım olmak zamanla gelişen ve değişen bir olgu olsa da kadro kalitesi ve yapısı sabit olarak hep karşınıza çıkıyor. Orta sahanın geçildiği ilk 10 dakikada üretilmiş üç gol pozisyonu. Keita, Giovani ve Jo üçlüsünün uyumu, takımın rahatça kaleye inmesi sanki bir rüya gibi. Bir anda uyanıyorsunuz bu rüyadan çünkü Trabzonspor deplasmanına çıktığınız orta saha üçlüsünün üçü ortalama oynasa dahi problemli bir üçgen oluşturuyorlarken sanki bu yetmezmiş gibi formlarının diplerinde geziniyorlar. Elano'nun maç öncesi yüzünden düşen bin parça, Barış ve Mustafa Sarp'ın zaten sınırları belli. Elano biraz oynayınca, iki pas atınca değişiyor takım ama ona o ortamı sağlamak, Elano'nun da sorumluluk almasını beklemek lazım. Belki geniş zaman için problemli ama kör topal ilerleyen bir yapı vadedebilir ama şu anda başarıya ulaşması olanaksız bu yapının. Dört deplasmandan iki puan çıkarabilen bu düzenin değişmesinin artık elzem olduğunu görmek için 30 küsür maç analiz etmeye, blog tutmaya falan da gerek yok zaten. Galatasaray bağırmanın da ötesinde paralıyor artık kendini orta saha diye.

Aslına bakarsanız Trabzonspor yapısı itibariyle güçlü ve formda bir ekip olmasına rağmen Galatasaray'a oynama imkanı verebilecek bir takım. Öne oynuyorlar, bekleri hücuma yatkın ve alan savunması yapıp sahalarına gömülmeyi reddediyorlar. Galatasaray'la başabaş bir mücadele ortaya koyduklarında sonucu oyuncuların bireysel kaliteleri ve maçın dinamikleri belirleyecekti, bu tip maçlarda koşullar ne olursa olsun şu ligde her takıma karşı favori Galatasaray'dır. Galatasaray'ı tam anlamıyla bozabilmek kolay iş ama fırsat verdiğiniz an ne olduğunu anlamadan tabelada 3 ya da 4 gol görebiliyorsunuz. Giovani'nin bugünkü enfes oyununa eşlik edebilecek bir Elano, ortalama oynayan bir Jo ya da Baros çok daha farklı şeyler konuşmamızı sağlayabilirdi. Lakin bugün karşılıklı güzel akınlar olsa da maçı Galatasaray adına zora sokan ekstra bir hata geldi Emre Güngör'den. Senede bir olur böyle pozisyonlar, senede bir olur ancak böyle pozisyonlar fakat çıkaramadığınızda ufak nüansların belirlediği başarı-başarısızlık arasındaki o ince çizgiyi geçip geçmemenizi de belirleyebiliyor. Galatasaray zaafları olan bir takım, eyvallah ama bu maçtan bir galibiyet de çıkarabilirdi bugün. Önemli olan bu değil, Galatasaray'ın kazanıp kazanmaması da değil. Önemli olan Galatasaray'ın mevcut yapısında maçın sonucunu tayin etme becerisini rakibin kalitesinden bağımsız olarak karşı tarafa teslim etmesi.

Sezona beş orta saha oyuncusuyla başladı Galatasaray, Elano'yu da katarsak. Mehmet Topal, Mustafa Sarp ve dönmesi beklenen Tobias Linderoth arka oyuncu rotasyonuna girerken Barış Özbek ve Ayhan Akman Elano'yu ikileyecek role daha yakın gözüküyorlardı. Beş oyunculu rotasyon oyuncuların özverisini de görünce hem teknik heyetin, hem de başka bölgelere takviye yapma niyetindeki yönetimin gözünün başka taraflara kaymasını sağladı. Galatasaray'ı bu yarışta iki adım öne geçirecek olan sadece bu hamleydi halbuki, transfer dönemleri boyunca beklentim de hep bu yöndeydi. Olmadı. Buna rağmen kadrosuyla bu yarışta hâlâ var Galatasaray ve eminim son maça kadar da olacaktır lakin şu durumun farkındayken de göz yummak epey zor.
Trabzonspor benim bu ligde izlemekten en keyif aldığım ekiplerden biri, blogda pek yazamasak da Şenol Güneş'in gelişi takıma bir kimlik kattı her şeyden önce. Beklerini daha cesur kullanıyorlar ve Umut Bulut'un düşük yüzdeli son vuruşlarına rağmen çok fazla pozisyon üretip sonuç alabiliyorlar. Yattara'nın kaybolduğu bu sezonda Alanzinho'yu kazandılar. Çok beğendiğim bir ikili olan Selçuk İnan ve Gustavo Colman'a sahipler. Gerçi Colman'ı Galatasaray maçlarında pek değerlendirmemek lazım, sanırım bu ligde attığı gollerin %40'ı falan Galatasaray'a karşıdır. Bu maçı kazanmaları da çok anormal bir durum değil, doğru son paslarla ve iyi bir son vuruşla maçı çok koparabilirlerdi de. Şampiyonlar Ligi için geç kaldılar fakat UEFA Kupası için hâlâ yarışın içindeler ve Türkiye Kupası'nda da devam ediyorlar. Önümüzdeki sezona daha farklı bir Trabzonspor izleyebiliriz.

Galatasaray adına tablo artık iyice karıştı, görüntü flulaştı. Fenerbahçe ve Bursaspor galibiyetleri dahi liderliği almak ve şampiyonluğa yürümek için çok önemli adımlar olsa da son darbeyi vuracak değişken değil. Bursaspor'un bundan sonra yapacakları da Galatasaray'ın kaderini belirleyecek. Bu akşam oynanacak Bursaspor-Denizlispor karşılaşması sonrası daha net konuşabiliriz fakat Galatasaray benim hesaplarıma göre en az 3 puan alması gereken iki deplasman olan Eskişehir-Trabzon hattından puansız dönerek vahim bir hata yaptı. Ekstra puana ihtiyacı var takımın, buna zaten kağıt üstünde kazanması gereken maçları da ekleyince 2008 yılında şampiyonluk getiren seriye benzer bir galibiyet serisi gerektiriyor. Yapılabilir mi, neden olmasın fakat bunu öngörebilmek hiç mi hiç kolay değil. Bekleyeceğiz ve göreceğiz...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

13 yorum:

fatih dedi ki...

"deplasman karnesi 6 galibiyet 2 beraberlik 5 maglubiyet bunun ötesi yok ne yazik ki
bu takım deplasmanlarda takım olabilmekten öylesine uzak ortasahadaki kangren hali herzamanki gibi sürüyor bildigimizide unuttuk artık orta alan zaafiyeti olayımızın ana maddesi
bu hep böyleydi o sistem bu sistem farketmiyor
oyuncu kalitesi düsük o bölgede bir bütünlük asla söz konusu olmadı olamadı bir türlü kimse kendini kandırmasın sorunu kesip atamadık bir türlü olmadı bu takımın bu macı kaybetmesi artık birseyi alenen ortaya koymuştur
zorlu deplasmanların hic birinde 3 puan cıkmadı çıkmayacaktırda bundan sonra
takımı sahiplenen kimse yoktu bugün nerelerden nerelere bu ortsaha ile rijkaard hiç birseyi oturtamaz oturtamadı da bir istikrar asla söz konusu degil
3 maçı üstüste alamıyoruz pas futbolu pas yapabilen zekalar ile mümkündür
makinenin bir parcası saglam dayanıklı ve ömürlü iken diger parcası dandik ve uyumsuzlar ile tamamlanamaz bu bircok seyin kanununa aykırıdır
Eldeki bu işte fazla umutlanmanın alemi yok yani samiyen günleri coşarız olucak deriz içimizden
1 hafta gecer ve bitmeyen kabus
rüya ile gercekler arasında kalmaktan çok sıkıldım!";
gayin sin deki yorumum
bilmiyorum birde eksik olan sanki türk oyuncuların takımla bagında da bir problem olustu gibi yabancıların kalitesi birseyleri aldı götürdü sanki onlardan bocalıyorlar gibime geliyor
öngörememek de canımı cok sıkıyor
başarıyı kim hak ediyor?

cem atmaca dedi ki...

Deplasmanda 13 maçta sadece 20 puan alabilmişiz.Tamam artık deplasmanda kazanmak eskisi kadar kolay değil TSL´de.Ama yine de az bence 20 puan ve bu durumun sebebi sizin de bahsettiğiniz gibi kırılgan orta saha.Bunun tek çözümü transfer ve bu da ancak seneye mümkün maalesef.Bir de Elano neden bu kadar isteksiz anlamış değilim.

Great White dedi ki...

Maçı çok güzel ve daha da önemlisi objektif bir şekilde analiz etmişsin Uğur, eline sağlık..

Dos Santos belki de en iyi maçını bize karşı çıkarmıştır sanırım. Fakat Elano ve Keita' nın son derece etkisiz kalışı bizim işimizi hayli kolaylaştırdı bu maçta bana göre ..

lakerda dedi ki...

Bir Beşiktaş'lı olarak Galatasaray'ı anlayabilmiş değilim. Aslında dediğiniz gibi temel sorun orta saha olarak gözüküyor. Yalnız ligdeki diğer takımlara karşı orta sahada anormal bir dezavantajı yok. Dışardan izleyen biri olarak çoğu maç gs'nin iyi oynadığı kanısına varıyorum. Fakat skor tabelasına baktığımızda farklı sonuç çıkıyor. Deplasmanda en azından oyun olarak berabere kalması gereken maçları kaybediyorlar. Mesela Fenerbahçe bu hafta kazandığında,ilerideki maçı kaybederler diyorum üzülmüyorum, ama Gs kazanınca üzülüyorum çünkü her maçı kazanazcak kadar bir oyun standardı var. Fakat işte deplasmanda çok kötü oynamamasına rağmen olmuyor anlamadığım bu.

Gs'nin bireysel hatadan dolayı çok gol yediği altının çizilmesi gereken nokta. Emre'nin hatası için demiyorum sadece diğer maçları hatırlayın.

Orta sahadaki adamları suçlamak sezonun geneli olarak doğru ama deplasmanlardaki puan kayıplarının tek nedeni bu değil bence. Deplasmandaki maçlarda oyuncuların genel olarak silik olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan bir Fenerbahçeleşme söz konusu.

Deplasmandaki puan kayıplarının diğer nedenini de hücumdaki 4lünün(Elano'yu da saydım) savunmaya gereken yardımı vermemesi olarak görüyorum.Orta saha ve hücum çok kopuk gözüküyor. Yine aklımıza Topal,Barış,Sarp'ın hücum yetersizlikleri aklımıza gelecektir doğru ama bu birlikteliği sağlaması gereken isim olan Elano'nun da bu işi yapamadığını düşünüyorum. Üstelik hem hücum,hem savunma anlamında bana göre yeterli değil,bekleneni veremiyor.

T.Ç. dedi ki...

barca sistemini getirmek hem imkansız hemde türk futbolu yapısında(mücadele-didişme) verimsiz olacaktır.uygulama imkanı imkansızdır.sabırlada olacak birşey değil. yoksa öyle olsaydı avrupanın birçok devi bu sistemi uygulamaya koyardı.taraftarları barca gibi oynayacağız diyerek oyalamak, hayallere düşürmekte bana göre dürüst bir davranış değil.

sen istiyorsun ki xavi-ineasta olsun problem çözülecek.eee herşeyi aldıktan sonra ondan bir helva yapmak maharet değil.önemli olan eldekinden güzel bir helva yapabilmek.manu nun ve fergusonun yaptığı gibi.
flecther-carrick-park-nani-neville-o'shea vs birçok düz diye bildiğimiz bir oyuncu topluluğundan nasıl bir oyun çıkarıyor.(düz ama dinamik-ne yaptığını bilen).

gelecek sezon galatasaray kadrosundan sistem adına sistem yüzünden elenecekler olursa bu iyi kadroya haksızlık yapılmış olur.barış-mustafa sarp-ayhan-mehmet topal bu kadroda her zaman faydalı olacaktır.(sistem değişirse).carrick -flecter ın sistem içinde faydalı olduğu gibi.

elenecekler dossantos elano dur bence.böylesine yumuşak oyuncular için gerçek anlamda takıma katkıda bulunanları harcamamak lazım. manuda yada avrupanın herhangi bir devinde elano-santos tarzı oyuncular oynayamazlar.yoktur zaten.o tempoyu mücadeleyi koyamaz böyle oyuncular.illa olacaksa ilk 11 de bir tane olabilir ancak.zaten arda var.emre çolak var.hatta ayhanda organizasyon görevini yapacak kapasitede.üzerine elano-santos gibi yumuşak oyuncuları alıyorsun.

sistemin nasıl oynanacağı konusunda yorum yapmak biz sade taraftarın haddi değil.saçmalık olur.rijkaard oynatmak istediği sistemi en iyi bilendir şüphesiz.4-3-3 ün nasıl oynanacağından bahsetmiyoruz zaten.başka bir oyun düzeninin bu kadroyla daha verimli olacağından dem vuruyoruz.zaten tenik adamlık eldeki malzemeden en iyi verimi alandır.fergusonun yaptığı gibi.

madamerica dedi ki...

@lakerda

valla biz galatasaraylılar da anlamıyoruz artık, her kafadan bir ses çıkıyor. bir hafta orta saha yetersiz, açıklar savunmaya yardım etmiyor, kaleci kötü, stoperler kazma, bekler kademe bilmiyor, kondisyon düşük, pas örgüsü zayıf, mücadele eksik, arzu az, ileri uç uyumsuz, transferler yanlış, rijkaard'ın b planı yok, yönetim fiyasko. kime sorsan bir başka "asıl problem" telaffuz ediyor.

diğer hafta hücumcular çok etkili, dönerek oynayan forvetler rakibin başını döndürüyor, keita insan değil, arda büyük kaptan, elano maestro, neill cesur yürek, total futbol oturuyor, rijkaard kahraman.

böyle böyle sezon bitiyor biz ne olduğunu anlamadan. bursaspor dışında istikrarlı takım yok. diğer herkes sallana yuvarlana gidiyor finişe doğru.

T.Ç. dedi ki...

uğur teşhisi bana göre yanlış koymuşsun.haliyle yukarıdaki yorumlarda aynı mahalde olmuş.önce teşhisi doğru koymak lazım.sonra tedavi işine başlayabiliriz.

bana göre galatasaraydaki sorun senin dediğin gibi barış-mustafa sarpta değil.sorun bana göre öndeki 4 lüde!(elano-jo-keita-santos).ve sistemde.sende biliyorsun ki modern zamanlarda futbol hızlı oynanıyor.modern zamanların futbolunun tanımlarsak tek kelime ile bunu yapabiliriz.nedir bu sihirli kelime;HIZ
modern futbolcuyuda hız kelimesine bağlı olarak nasıl tanımlıyorlar:İKİ YÖNLÜ OYUNCU.
(aurelio-emre belezoğlu-lampard-xavi-tuncay vs)

galatasarayda hem sistemden kaynaklanan bir sorun var hemde oyuncu özelliklerinden.oyuncu özelliklerinde bahsedersek.elano temposuz oyuncu.santos tek yönlü oyuncu.keita tempolu ama sadece geniş alanları seven oyuncu.jo ise dağınık.haliyle böylesine ikiye bölünmüş bir kadrodan yada 11 den çok fazla şey beklemek modern futbola uygun değil.

emre güngörün pozisyonu aslında galatasarayın ne kadar ikiye bölündüğünü hatlar arasında nasıl kopukluğun olduğunu gösteren çok önemli bir gösterge.pozisyonu gözünün önüne getir.soldan neill ortada emre güngöre veriyor.ve orta sahada sonradan el işareti ile kameraya mustafa sarp giriyor.aradaki mesafe 20 metre.top neilldeyken diziliş böyle mi olmalı.yoksa jo keita santos orta alanda, ortadaki üçlü (sarp-barış-elano ) ve sabri neill emre güngöre yakın mesafede mi olmalı?modern futbolda topla birlikte bir bütün halinde takım hareket eder.buna top sendeyken yardımlaşma diyorlar.top defansta ve defans oyuncularındaysa ileri üçlü yada 2 li orta alana gelir orta 3lü yada 4 lü defansın yanına gelir.ve beraber paslaşarak ileriye çıkarlar.top rakipte ise ya ileride pres yaparsın yada kendi yarı alanına 9 futbolcu ile gelirsin.şimdi galatasarayda hem pres yok(sosyetik 4lü olduğu için)hemde kendi alanına topluca geri gelmiyorlar(yine sosyetik 4lü olduğu için).
hal böyle olunca fatura defansa ve barış sarpa kesiliyor.yanlış teşhis burada.
emre güngör hatalı ama o diziliş nedir öyle.
dünya futbolunda artık yumuşak oyuncu profili kalmadı.olsada ilk 11 de en fazla 1 tane oluyor.

ben her zaman manu yu örnek gösteririm.genelde yeteneği fazla olmasada çoğunluk dinamik oyunculardan kuruludur.

iyi pas yapabilen trabzon, orta sahayı elini kolunu sallayarak geçti.bunun nedeni de barış-sarp değil öndeki sosyetik 4 lüdür.(canerede sosyetik diyebiliriz+5)

galatasarayın istediği pas oyununu yapamasının nedenide ilerideki sosyetik 4lü.pas organizayonu yapabilmek için yardımlaşma olmalı.yakın olmalı oyuncular.ama ilerideki 4lü buna uygun değil(geri gelip pas alışverişinde az bulunuyorlar).geçen sene benfica ve birçok maçta galatasaraydaki iyi paslaşmaların nedeni yakın oynamalarıydı.geçen sene xavi-ineaste vardıda mı bu paslaşmaları yapabildi?hatlar yakın olunca mehmet güven bile sırıtmadı pas alışverişinde!

özetle ilk golü ligtv.com.tr den bir kez daha izlersen hatlar arası nasıl kopuk olduğunu görebilirsin.

excellence dedi ki...

T.C. herseyi cok guzel yazmis.

Galatasaray, ne istedigini bilmeyen, daginik, kopuk, sezon basindan beri zaaflari azalacagina cogaliyor ve biz hala zamandan bahsediyoruz. Bir sisteme zaman tanimak icin o sistemin gelistigini ve verim vere bildigini görmek lazim. Kisacasi bugun oynanan oyun itibariyle, tünelin sonunda ust düzey oynayabilen bir takim görebilmek lazim. Bizde öyle bisey yok, takim ve sistem sezon basindan beri yerinde sayiyor ve hatta zaaflari gittikce cogaliyor. Bunun böyle yuyumeyecegini görmek lazim, gelecek sezon, sirf bir sene bu sistemle oynadik (zaman tanidik) diye, takim birden bire istedigimiz düzeyemi gelecek? Hayir, bu sene hic gelisme kaydetmedigimiz icin gelecek sene yine 0 dan baslayacagiz. Bu islerin sihirlig deynegi yok, zaman tanimakla her sistem iyi sistem olmuyor. Her zaman ustune koyan bir takim dogru yoldadir. Demekki biz yanlis yolda ve yanlis sistemde'yiz.

ugur senel dedi ki...

sorunlar aslında dağlar gibi ama cözümüde cok kolay..
işin mantığı transfer politikasında bitiyor ,yapılan transferler yüzde 80 olarak yanlış şöyleki , inişde olan yabancı yıldızları bir araya toplarsan olacağı budurki aynı filmi zaten gecen yıl görmüş idik ,keza durağan ,istedikleri zaman oynayan oyuncular rakibin azıcık sertliğini görünce peynir gibi dağılıp gidiyorlar...
bu yıl adına değil şampiyonluk ,şampiyonlar ligi cok ama cok zor hale gelmişdir ama umarım seneye aynı yanlışlar ısrarla terar edilmez , yabancı oyunculardan kewella anlaşma uzatılmaması ,dünya kupasında brezilyada oynayan elanonun burada prim yapmasına dua ederek zararsız satılması , jo yu kesin olarak satın almama ,gioyu ise cok ucuza vermezlerse kesinlikle almamakla işe başlanılabilir dahası yeni transferler kora kor oynayabilen oyuncular olmalı aksi halde bu komedi 3-4 yıl daha sürecek...

en basitindan 10 yıl gecdi uefayı almamızda o zamanlar bir hagi vardı takımda mücadele etmeyen ,aradan gecen 10 yılda dünya futbolu atletikleşirken biz tam tersi vede kendimizi inkar edercesine yumuşadık ,nerede bu tipde bir oyuncu varsa koştuk ardından getirdik takıma koyduk ,ondan sonrada iki yıldan beri bir komedi izliyoruz ....

lütfen bana dün akşam kimse gio iyi oynadı demesin ,trabzon gibi bir takıma karşı 3-4 pozisyonda sazı eline almak iş değil ama sahada neredeyse 80 dakika yürüyen bir adamın defansif olarak actığı yaralardan hala bu taraftar,teknik heyet bi haber olur ona şaşırıp duruyorum, gio efendinin ayağına topu vereceğiz oda ayda yılda bir hareketlenecek, jo da aynısı o boyla hic arlanmadan serkan hava topu bile verecek ,elano zaten etliye sütlüye bulaşmayacak ,sarp denen oyuncu 5 metre icinde rakibi arkadan izleyecek eee kim tempo yapacak o zaman,kim oyuna hükmedecek o zaman??? malesef cöküş hemde tam cöküşü bu yıl göreceğiz ,seneye uefada olursak bu başarı gerisi hikaye keza isimler top oynamıyor ,koşup mücadele edip terini akıtanlar kazanan oluyor...

Aktay dedi ki...

1) Elano oyunda çok pasif, sorumluluk almıyor...

2) Defanstan çıkan topu organize edecek orta saha elemanlarının teknik kapasiteleri maalesef yetersiz (Sarp,Topal,özbek ve Akman hepsi aynı)...

3) Yardımlaşma ve boşa çıkıp top isteme yok

4) Orta saha ı-sır-mı-yoooor... Sadece gölge markaj... Ceza sahamıza gelene kadar eşlik ediyorlar. (Mehmet Topal antrenmanda Arda'ya yaptığını rakiplere maçta bile yapmaz)

5) Yazık oluyor Rijkaard'a; fatura ona kesiliyor...

Jessie dedi ki...

galatasaray'ın trabzon karşısında uzun süredir bu kadar kötü görmemiştim. bana bir takım gösterseler ve deseler bu takımdan neyi alırsın, neyi almazsın. ben oyuncuları alır, teknik direktörü almam derim. bireysel olarak hepsi iyi oyuncular ve oyunda bireysel olarak ta bu yeteneklerini ortaya koyuyorlar. ancak oyuncular birbirlerinden o kadar kopuk ki tüm aksiyonlar bireysel şekilde gelişiyor. dolayısıyla bunun faturası teknik direktöre çıkar.

galatasaray orta sahada 5'e 2 kalıyorsa bence kimse o 2 oyuncuyu eleştirmesin. çoğu pozisyonda gözlerime inanamadım. neill uzun vuruyor. top gidiyor gidiyor gidiyor, kamera onunla birlikte... bekliyorsun ki ekranda sarı kırmızılı hücum elemanları gözüksün... ama daha onlar gözükemeden bordo mavililer atağı kesip tekrar başlatıyorlar. bir ara merak ettim ileri üçlü top rakipteyken neyle meşgul diye.

Efe Ekin Erol dedi ki...

T.Ç'nin yorumuna bayıldım,aynen öyle işte...
Dediğin gibi bloklar arası mesafe inanılmaz uçuk,zaten Sarp Topal topla çıkabilen adamlar değil,o zaman geriye birilerinin gelip yardım etmesi gerekiyor takım paslaşarak,toplu halde hücuma çıkabilsin..
Bu görevi Elano'ya verdi Rijkaard ve ancak maalesef Elano çoğu maçta çok silik ve pasif kalıyor,ama sorun sadece Elano'da değil,herkesin topa gitmesi lazım,takım olarak...
Bu takım kaç zamandır tempolu,ayağa pas yaparak,sağlı sollu gelemedi,hatta dün bir ara artık o kadar kopuktu ki orta saha Neill ortaya kadar gelip ileri pas atmaya çalıştı..
Bence Arda'nın 10 numara pozisyonunda oynaması olayları rahatlatabilir,hatırlarsanız Elano sene başında daha yokken ilk birkaç maç,Arda 10 numara gibi oynuyordu ve pas trafiğini yönetiyordu,çünkü Arda hem geriye gerip top alıp orta sahayı rahatlatıp,hem de iyi dağıtıyordu pasları kanatlara,Arda ortada oynarsa bu takım çok daha etkili olur,maalesef Elano ile yürümüyor bu iş şu ana kadar...

Erdem dedi ki...

Bu sene şampiyonuz, fenerbahçe maçına bu maçtaki mağlubiyet iki kat motivasyon sağlayacaktır.

Related Posts with Thumbnails