Spartacus: Blood and Sand

Amerikan dizileri adına iyi bir yıl geçiyor diyebiliriz rahatlıkla. Flashforward, V, The Vampire Diaries gibi yeni sezonda başarıyı yakalamış birçok dizinin yanına 21 ocakta yayınlanmaya başlanan yeni bir dizi daha eklendi, Spartacus: Blood and Sand. Rome ve The Tudors sonrası tarihi konuları işleyen dizilerde bir eksiklik vardı, Spartacus yeni bir dönem dizisi olma özelliğinin yanı sıra sinema etkisini de ekranlara taşımak niyetinde olduğunu yayınlanan ilk 8 bölümüyle gösterdi. Ülkemizde de çok sevilen 300 Spartalı'nın etkilerini dizide görmek fazlasıyla mümkün, dizinin sinematografisi üzerine epey kafa yorulmuş belli ki.

Dizi, 300 Spartalı'ya benzer bir biçimde savaşa gitmeye hazırlanan küçük ve savaşçı bir kavmin liderinin eşine vedasıyla başlıyor. Roma'ya yardım etmek için söz veren ve bu sözünde duran fakat Romalıların onları doğuya göndermek istemesi üzerine bu karara karşı çıkan Trakyalılar, Roma tarafından cezalandırılıyor. Köyün yakılması sonrası güneye kaçma niyetindeki klan lideri, eşiyle birlikte yakalanıyor ve birbirlerinden ayrılıyor. Capua'da idamına karar verilen Trakyalı, kolezyuma çıkarıldıktan sonra eşini tekrar görebilmek için ölüme direniyor ve idamı için gelen gladyatörlerin hepsini yeniyor. Halk tarafından Spartacus olarak adlandırılan Trakyalı, gladyatör eğitmeni olan Batiatus tarafından satın alınıyor ve olaylar gelişiyor.


Spartacus'u bugüne kadarki dizilerden farklı kılan en önemli özellik cinsellik ve şiddet konusunda fazlasıyla cesur olması. Zaten dizinin trailer'ında (üstte) geçen "The boldest show in television" sözü dizinin bu iddiasını fazlasıyla ortaya koyuyor. Savaş sahnelerinde hiçbir tutuculuk yok, hatta bu sahnelerin sinemalaştırıldığını görüyoruz. Bir adamın kafasının beş kılıç darbeyle falan kesildiğine şahit olabilirsiniz dizide. Cinsellik açısından da durum farklı değil ki dönem Roma'sının ruhunu yansıtmak adına bunu fazlasıyla başarılı bulduğumu belirmek isterim. Sırf bunun için diziyi izleyecekler var mıdır, bilmem ama bir zamanlar Zeyna rolüyle Kanal D ekranlarında boy gösteren Lucy Lawless da dizi kadrosunda yer almakta, onun da çıplaklık konusunda diğer oyunculardan bir ayrıcalığı yok.

Spartacus'la beraber dizinin ana karakterlerinden biri de Lentulus Batiatus. Ailesinden kalan bir gelenek olan gladyatör yetiştirme işine devam eden Batiatus'un maddi açıdan zor durumdayken Spartacus'u satın alması ve akabinde tekrar yükselişe geçmesi dizide işlenen ana hikayelerden biri. Batiatus'un eşi Lucretia, yani Lucy Lawless ve gladyatör ocağının en gözde ismi, Capua'nın Şampiyonu Crixus da dizinin merkezinde yer alan karakterler. Gladyatörlerin eğitmeni olan Doctore rolündeki Peter Mensah da dizinin başarılı yardımcı oyuncularından lakin oyunculuk konusunda yardıran bir isim varsa o da Nick Tarabay'dır. Eski gladyatörlerden olan fakat sakatlığı sebebiyle Batiatus'un pis işlerine bakmaya başlayan Ashur'un hikayeye olan etkisi muazzam. Nick Tarabay'ın harika oyunculuğuyla beraber diziyi izlenesi kılan bir performansa da şahit oluyorsunuz, sırf bunun için bile izlenebilir bu dizi. Açıkçası her zevke hitap eder mi, emin değilim fakat başarılı bir yapım olduğuna inandığım Spartacus'u izlemeyenler varsa bir şans versinler derim...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

14 yorum:

steven_stiffler dedi ki...

Lucy Lawless'ın hala taş olduğunu da ekleseymişsin iyi olurmuş Uğur.

Yılın en kaliteli dizisi.

Velosoo dedi ki...

Yaklaşık 10 arkadaşıma zorla başlattığım dizi.

Öffleyip püfflediler ama artık her Cuma gecesi ''çıktımı lan torrenti?'' sorularına cevap vermekten bıktım vallahi.

Benim sardığım karakterler Doctore (çok karizma) , Varro ve Ashur.

****spoiler****

Ashur (Nick Tarabay)'un oyunculuğuna örnek için.Sura'nın cenaze törenindeki umursamaz tavrı örnek gösterilebilir.Hakikaten yardırmıştır abimiz.Ayak oyunları ise ayrı.

Başarılı gladyatörlere kadın temini konusunu arkadaşlarım abartılı bulmuşlardı.Stanley Kubrick'in Spartacus'unu açtım ve bir kısmını izlettim.Cinsel öğelerin fazlallığı hariç 1960 yapımından pek bir farkı yok.Devrin ahlaki yapısını filmde de görebilirsiniz.Dizi yapımcıları sadece kan , efekt ve cinselliği biraz abartmıştır bence o kadar.

Gabriel'den de tanıdığımız baş karakter ise (Whitfield.) son 2 bölümde baya oyunculuk döktürmüştür.2*07 finalindeki ''I am Spartacus'' höykürmesi içimi titretti diyebilirim.

****spoiler****

Yani Spartacus iyidir güzeldir.Cumartesi sabahını bekletendir.

Atilla Çelik dedi ki...

Listemde olan dizilerden biri. Bu tür tarihsel filmleri çok severim. Ama diziler konusunda bende garip bir huy var. Bu tarz dizileri aynı anda takip edemiyorum. Misal bugün 8. bölümünü izleyip bir hafta sonra 9. bölümü izlemek için bekleyemiyorum, konsantre olamıyorum. O yüzden misal bir dizinin bir sezonu ya da bir kaç sezonu bittikten sonra internetten indirerek peşi sıra izliyorum ve daha iyi odaklanıyorum. Bu dizi için de öyle olacak. Bir kaç bölüm daha ilerlesin toplu indireceğim.

Bir de şu Roma filmlerinde cinsellik bir şart haline geldi sanki. İki sezon yayınlanan Rome dizisi de öyleydi. Cinsellik konusunda kendilerini hiç kısıtlamıyorlardı. İnsan bir noktadan sonra yeter be moduna giriyor. Umarım abartmamışlardır. Ama kanlı sahneler konusunda hoşuma gitmedi değil. :)

Sinan Kolat dedi ki...

Diziyi de maç gibi analiz etmişin :) hayat bakış açının bu yönde olduğuna dair endişe duyuyorum artık

Emrah "Melwasùl" Aktaş dedi ki...

Bu arada Batiatus rolünü oynayan John Hannah da Mummy serisinden tanıdığımız Jonathan; onu böyle bir rolde görmek ayrı bi keyif. Dizi yarattığı çizgi roman havasıyla benim için izlenesi bi dizi, izlemeyenler de 3-4 bölümden önce karar vermesin çünkü bence gittikçe açılıyo dizi. Son bi not: 'Spartacus' 1960'da
Stanley Kubrick'in de filmini çektiği tarihi bir karekterdir.

sinem dedi ki...

bu yazı 55 ekran'a yazılabilirdi :)

SirEvo dedi ki...

İzlemem ben bunu ya diyip başladığım, şimdi her hafta beklediğim dizi. Bu arada başroldeki eleman kanser, haberin vardır muhtemelen. Dexter'la aynı kansere yakalanmışlar. O yüzden 2. sezon çekimleri belirsiz bir süreye kadar durduruldu.

pclion dedi ki...

Lucy Lawless'ın taş olduğunu bilmeyen yoktur diye düşündüm Serkan. :)

Sinan, hakikaten öyle olmuş ama "şu dizi güzel, izleyin" diyemiyorum ben blogda, onu da açmak gerek. :) Twitter'da yazıyorum öyle kısa kısa. Günlük hayatta her şeyi analiz etmiyorum, için rahat olsun. :D

Sinem, sabah 6'da yazdım yazıyı, aklıma gelmedi. Oraya da asmak lazım tabii. :)

SirEvo, yeni öğrendim ben. Michael C. Hall için yeterince üzülüyorduk, Witfield da mı kansermiş?

SirEvo dedi ki...

Aynen, maalesef.

http://cineshoot.blogspot.com/2010/03/spartacus-de-kanser.html

CER dedi ki...

Dizi hakkında buradaki yazıyı ve yorumları okuduktan sonra ilk bölümü piratebay den indirdim.

Tarihi filmlere ilgi duyanlar için farklı bir senaryo yoktu ilk bölümde. Ama diziyi izlenilmeye değer kılan en önemli şeyler dizideki muhteşem oyunculuk ve büyük paralarla çekilen sinema filmlerindeki görselliği dizide kullanmaları... Yalnız dizinin mottosu olan "the boldest show on television" sözünü desteklemek amacıyla bazı yerlerin fazla abartıldığını düşünüyorum. Cinsellik içeren sahnelere sözüm yok:) ama dövüşlerdeki kan sahneleri çok abartılmış bence. Dizide çok örneği var ama en fazla gözüme batan sahne kolezyumdaki son trakyalı spartacus un karşısına 4 gladyatörün çıktığı kısım oldu. İlk başlarda spartacus un aldığı yaralardan çıkan kanları gördüğümde bir an için yerden kalkması imkansız gibi göründü. Ve de çıkan kanları gözümüze gözümüze sokmaya çalışmaları diziyi benim itici hale getirdi.

Şimdilik izlediğim sadece ilk bölüm için konuşuyorum. Boldest olayının gereğinden fazla abartıldığı apaçık ortada. Bir de kan efektlerinin renk itibariyle doğallıktan uzak olduğu dikkatimi çekti. Kullanılan kan rengi biraz açık geldi gözüme.

Diziyi bu kadar yerdim ama şu an utorrent ten 3. bölümü indiriyorum :) Senaryo çok orijinal değil, kan sahneleri doğallıktan uzak. Ama bir dizi için kullandıkları para ve emek düşünüldüğünde görsel olarak muhteşem şeyler çıkıyor karşımıza. Ve tabi birde kusursuz oyunculuk.

SirEvo dedi ki...

"Kan ve Kum" dizinin adı. O ekstradan kan efekti de isminden geliyor olsa gerek. Abartılı yapmışlar ama bence güzel olmuş. Eğlendiriyor çünkü izlerken. :D

CER dedi ki...

Bir OZ dizisi müptelası olarak boldest sözü beni diziye çeken şey oldu. Kan ve şiddetten haz aldığımı bile söyleyebilirim :) Kanlı sahnelerdeki efektlerin abartılmışlıktan öte doğal gelmemesi beni rahatsız etti sanırım. Bir de bu dizi için eğlendiren lafını neresine kondursam diye düşündüm bulamadım :)

SirEvo dedi ki...

Beni eğlendiriyor diye herkesi eğlendirecek mantığı yok tabii ki. ;)

CER dedi ki...

Tabi o da var :)

Related Posts with Thumbnails