Türkiye & Bosman Kuralları

Aralık ayına girmiş durumdayız ve bu da FIFA'nın "Sözleşmesi sona eren oyuncularla 6 ay önceden resmi sözleşme imzalanabilir." gereği 1 Aralık'tan itibaren resmi olarak 'Bosman Mevsimi'ne girdiğimizi gösteriyor. Ülkemizdeki takım ilişkileri sebebiyle mi, yoksa bu kuralın varlığından haberdar olmamaktan kaynaklı bir durum mu bilmem ama fazla kullanılan bir transfer enstrumanı değil bosman Türkiye'de. Birkaç istisna hariç sözleşmesinin bitimine 10 gün kala görüşmesi yapılan ve resmi sözleşme imzalayan oyuncu yok. Hatta bazen öyle durumlar oluyor ki sözleşmesi 3 ay sonra bitecek oyuncuya bonservis bedeli ödendiği görülüyor. Benim hatırladığım en yakın örnek Servet Çetin, sözleşmesi bitiyor olmasına rağmen 'jest olsun' diye 500 bin euro civarı bir bonservis bedeli ödenmişti yanılmıyorsam. Benzer bir jest Volkan Arslan için Kocaelispor'a yapılmıştı. Avrupa futbolunda bosman kurallarının ilk ve en ağır örneklerini UEFA şampiyonu kadrosundan toplasan 7-8 milyon dolar bonservis alamayarak kulübün kaderini değiştirecek derecede ağır darbe almış bir takımın bunu yapması da ironik gelmiştir bana hep.

Avrupa'ya bakıldığındaysa başta Bayern ve Juventus gibi takımlar olmak üzere bu durumdan faydalanan birçok takım var. Özellikle Bayern'in transfer stratejisini tamamen bosman üzerine kuruyor ve bu şekilde ülkedeki tüm yeteneklerin toplandığı takım olarak kendini tanımlayabiliyor. Bu sene de çok farklı olmayacaktır, bir-iki ay sonra Almanya'da sözleşmesi biten kalburüstü oyuncuların Bayern'e transfer haberleri düşmeye başlayacaktır. Geçen sene yazmışız benzer bir şeyler, şurdan bakabilir isteyenler.

Tabii bizim kulüplerimizin bu transferlere bakış açısının hala değişmemesi de Türkiye'de bu kurallardan faydalanmanın önünde ciddi bir engel, üstünden neredeyse 10 yıl geçmişken Bosman kuralları Türkiye'de hala bir tabu. Bunun aslında bir iş akdi olduğunu ve sözleşme bitimi sonrası için başka takımla sözleşme imzalayan oyuncunun "kulübü satmış" olmadığını öğrenmek gerek artık. Bunun ayıbının, günahının olmadığını elimizdeki oyuncuları kaçırarak daha kaç kez tecrübe edeceğiz, o da meçhul. Mehmet Yıldız sözleşmesi bitiyor olmasına rağmen 3 milyon euro+3 oyuncu teklifi alıyorken Tuncay Şanlı, Marco Aurelio ve diğer oyuncular bu kurallardan faydalanıp transfer yapabiliyorsa burda bir gariplik var. Bir Bekir İrtegün transferi bile geçen sene olay oldu, Gaziantepspor başkanı İbrahim Kızıl'ın Fenerbahçe ve Bekir hakkında söyledikleri birçoğunuzun hafızalarındadır. Halbuki sözleşmesi biten oyuncuyla görüşmenin sözleşmesi bittikten sonra değil ondan bir sezon önce yapılması gerekiyor, eğer oyuncu kalmak istemiyorsa ve kulüp de bonservis bedeli kazanmak istiyorsa oyuncuyu satar. Her işimizi son dakikada yapmayı sevdiğimizden olsa gerek, bosman kuralları da bize fazlasıyla ters düşüyor. Önceden planlama yapmak falan gerek, mazallah.

Uzun lafın kısası ben bu konuya takmış durumdayım ve ülkedeki ve dışardaki mevcut bosman alternatiflerini blogda paylaşacağım ara ara. Bu da aslında bir tavsiye yazısı olacaktı girişte ama söyleyenecek bu kadar çok şey varken tavsiye de arada kaynasın istemedim. O yüzden onu başka bir yazıya bırakayım...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

10 yorum:

franchi dedi ki...

hafızamı zorluyorum da bekir gibi olay cıkanları da bir kenara atınca sadece mustafa sarp ornegi kalıyor elimizde..

subat ayı sonunda sarp'ın galatasaray'a imza attıgı soylenmisti.. kavgasız gurultusuz gerceklesti o..

bir de yine bizim yaptıgımız leo franco transferi buna ornek olarak gosterilebilir zira mart ayında yetkili agızlardan bu transferin bittigini duymustuk...

Marat dedi ki...

kewell,leo franco,mustafa sarp'ı aldı die gs bedavacı die eleştirilmişti.

bosman'ın ilk uygulandığı sene de Ümit Karan bedavaya alınmıştı sanırım. Hatta Fener de Hakan Bayraktarı Pogon a gönderip ordan "hülle" yoluyla almıştı. bosmanın türkçesi hülle olmuştu bir zamanlar.

pclion dedi ki...

Derdimi anlatamadım sanırım. Yurt içinde bunu daha devre arasından planlayıp gerçekleştiren kulüp yok, ortam da müsait değil zaten. Mustafa Sarp transferi de benim bildiğim liglerin bitiminden sonra gerçekleşti. Yani Mart-Nisan ayında "Galatasaray, Sarp'la anlaştı." haberleri çıkmıyor bizde. Zaten sözleşmesi bittikten sonra adam serbest, onun esprisi farklı.

'Bedavacı' diye eleştirenlere de allah akıl fikir versin. Kewell'a bedava diyenlerle Elano'ya 7 milyon euro fazla diye eleştirenler muhtemelen aynı kişiler. Önce bir kafalarını kaldırıp transfer piyasasına baksınlar, Avrupa'da kim kaça gidiyor öğrensinler. "Kewell da iyi oyuncuymuş be, alıyor, veriyor." dememek için...

Marat dedi ki...

şöyle de bir şey var ki aralık ayında serbest kalan oyunculara bir çok teklif geliyordur..onlarda bu bolluk içerisinde karar verme sürelerini uzun tutuyor olsalar gerek.

Yerli oyuncular için ise nasılsa bana gelir gibisinden bir hava var sanırım 3 büyüklerde.o nedenle ellerini ağırdan alıyor olabilirler. Ama geçen sene FB, Antep ten Bekir'i almıştı sanırım.

Ama mesela Kewell'ın sözleşmesi bu Haziran'da bitiyor.Bakalım neler olacak.

alphi dedi ki...

zannediyorum büyük klüpler bu konuda yavaş yavaş bilinçleniyor. beşiktaş'ın fink transferi de buna en güzel örneklerden.

sukullaci dedi ki...

uğur boral böyle gelmişti fenere. 6 ay önceden anlaşılmıştı devre arasında sezon sonundada gelmişti. hatta hemen fm den bakmıştım nası adammış uğur boral diye. kötüydü o fm de :D.

pclion dedi ki...

Evet, Uğur Boral net olarak bunun örneğidir mesela, bravo. İfade etmeye çalıştığım buydu tam olarak...

Gala's dedi ki...

Bu işi en iyi Galatasaray yapıyor bu ülkede. Ama transfer sezonu gelmeden resmi olarak açıklamıyor. Çünkü ülke buna müsait değil. Hem kafa yapısı hem eğitim. Alacağı oyuncunun takımı ile maçı varsa yok maçı sattı v.b. laflar duyulur. Bunun için transfer sezonunda açıklıyorlar..

QuaresmA dedi ki...

beşiktaş parası yokken bi ara bu bosman'a iyi sardırmıştı.

daum'un bosmanları meşhurdur mesela, baya'sıyla, sixten veit'ıyla, kjaer'iyle..

daha sonraki lucescu bosmanları ise gayet başarılıydı :)

CaRtMaNtR dedi ki...

Özellikle üç büyükler Anadolu klüplerinden bu yolla oyuncu alırken stratejik olarak bunu resmi olarak açıklamıyorlar.

Çünkü ilginç bir şekilde bu kamuoyuna szarsa o Anadolu klübünün yöneticileri oyuncuyu ihanetle suçlayıp kadro dışı bırakıyor böylece üç büyüklerden biri neredeyse yarım sezon tek maç oynamamış bir oyuncu almış oluyor.

Yoksa bana kalırsa Mustafa Sarp transferi bence geçen sene Bülent Kormaz'ın takımın başına gelmesi dönemlerinde filan bitirilmiş bir transferdi.

Umarım Galatasaray'da bu konuda ülkemizin Bayern'i olur.

Related Posts with Thumbnails