Kayserispor 3-0 Bursaspor || İşte TSL Bu!

İnatla her yerde öne sürdüğüm tez bu. Bir ligin kalitesini ve karakterini Galatasaray, Chelsea, Barcelona, Inter belirlemez. O ligin kalitesinin belirleneceği yer senin ortalama üstü takımlarının becerisidir. La Liga'nın kadro derinliği olarak kağıt üstünde en kuvvetli iki ekibe sahip olmasına rağmen hala EPL'nin üstünde sayılmamasının nedeni de bu. Siz bir Blackburn-Wigan maçını Valladolid-Osasuna maçına tercih ediyorsanız EPL>La Liga'dır benim gözümde. Türkiye Süper Ligi için de izlenebilir alternatifler kısıtlı olduğundan bu seviyedeki maçları izleme şansına çoğu zaman sahip olmuyoruz, bu sebeple İstanbul takımlarına karşı izlediğimiz ekipleri kendi kimlikleriyle izleyebildiğimizi düşünmüyorum ben. Bu sene İstanbul'da büyük takdir toplayan Manisaspor 17 puanla düşme hatıının hemen üzerinde mesela çünkü biz Manisaspor'un kendi kadro kalitesine yakın takımlara karşı nasıl oynadığını bilemiyoruz. Türkiye Ligi'nin en büyük problemi de budur ve 2010'daki ihaleden beklentim de bu eksikliğin bir şekilde giderilmesi yönünde.

Maça gelelim. Kayserispor'u da Bursaspor'u da ligin diğer takımlarına oranla daha fazla izleme şansına sahip olduk, Kayserispor'un benzer bir düzeni üzerine koyarak 3-4 sezondur oynadığını zaten biliyoruz. Kayserispor'un en önemli eksiği olan ileri uçta mücadeleleri kazanacak forvetini bu sezon bulması üzerine oyunlarını bir adım daha öne çıkardılar ve defansif felsefelerini skoru alan ve koruyan takım kimliğine çevirmesini bildiler. Bugün gerçekleştirdikleri bütün akınlarda Makukula'nın vücudunu kullanmasının payı var. Topu onun olduğu bölgeye atıyorlar, top Makukula'ya gelmese bile rakip stoperi bozuyor. Fiziğini harika kullanıyor ve bunu bilinçli yapıyor adam, Ömer Şişmanoğlu'na kazandırdığı topları da onun hanesine yazmak gerek. Tam bir TSL forveti, bu sene sonu kimde kalır bilemem ama yeterki ligde kalsın.

Kayserispor'un maç boyu Bursaspor özelinde tek planı vardı, o da daha 1. bölgede rakibine disiplinli bir pres yapıp rakiplerini çıkartmamak ve kapılan toplarla etkili olmak. Bunu layıkıyla yaptılar, özellikle ilk yarı bence Turkcell Süper Lig'de başarılı olmanın formülüdür, sıralamanın gerisi kadro kalitesiyle doğru orantılıdır. Defanstan etkili pas yaparak çıkabilecek bir takım yok TSL'de, buna Fenerbahçe'nin ve Galatasaray'ın da dahil olduğunu sert orta sahasıyla baskı yapan takımlara karşı ortaya koydukları oyunla gördük. Bunu iyi işletmenin anahtarının da skor avantajı olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

Kadroya şöyle bir bakınca aslında Kayserispor, defansif yapısına rağmen dört tane forvet oyuncusuyla oynayan bir takım aynı zamanda. Makukula kule görevi gördüğünden onun aldığı ya da rakip stoperlere uzaklaştırma imkanı tanımadığı pozisyonlarda etrafını toplayan, ona yakın oynayan bir Ömer Şişmanoğlu var, aynı zamanda ümit milli takımın da forveti Ömer. Solda oyununa her sezon bir şeyler katan Mehmet Eren, sağda ise bence geçen sene Fenerbahçe'nin o verimsiz kadrosunda iş yapabileceğini gösteren ender oyunculardan biri olan Gökhan Emreciksin. Hoş, bugünkü tercihlerini doğru bulduğumu pek söyleyemem ama bu ligde adam eksiltebilen, şut atabilen ve orta yapabilen kaç kanat oyuncusu var? Topu sürekli rakibin ceza sahası çevresinde kazanırsanız gol de bir şekilde geliyor. Orta ve gol pası aslında Makukula'yı hedefliyordu ama ceza sahasının ikinci forveti Ömer önü açıkken net bir şut imkanı buldu ve Kayserispor'un ihtiyacı olan skor avantajını getirdi.

Bursaspor'u izlerken Kadıköy'de top yapmaya çalışan Galatasaray'ı gördüm bir an. Buna maruz kalan takımın geçen hafta Galatasaray'ı bozan ve zaaflarından pozisyon üretip maçı alan Bursaspor olması da ironik elbette. Zapo ve Ömer Erdoğan'ın orta sahaya ilettiği her topta alan ve veren oyuncuların sırtında bir adam vardı, maç 2-0 oluncaya kadar rahatlayamadılar bu anlamda. Tamamen sinmediler belki ama Kayserispor'un golü bulmasında en temel etken Bursaspor'un savunma hattının orda oyunu rahatça oynayabilmesiydi. Bursaspor da özellikle kanatlardan indi Kayserispor yarı sahasına ama orda da son vuruş gelmedi. Sercan'ın form düşüklüğü hayra alamet değil, sanırım sakatlığı vardı maç öncesi ama sezon başından beri transfer gündeminde yer alması onun gelişimine sekte vurmuş gibi hissediyorum. Daha 19 yaşında olan bir oyuncuya sen oldun hissiyatını verebiliyoruz futbol kamuoyu olarak, ne desek boş. Bugün Volkan Şen de verimsiz olunca bulunan pozisyon sayısı sınırlı kaldı. Birinde yine Sercan'ın iyi bir pası vardı, hakkını yemeyelim ama Bursaspor'un en iyi iki oyuncusu olarak bu kadar öne çıkarılırsa bu oyuncular eksiklerini kapatmakta o kadar zorlanacaklar.

Futbolcuların gerginliği ise bir başka önemli not. Neden her pozisyonda tartışma var, neden fauller bu kadar sert, onu çözebilmiş değilim. Olayı hakeme bağlayıp kurtulmak en kolayı ama ligin karakteri dedim ya, bunun önüne hakemler de geçemiyor artık. Selçuk Dereli bana göre yapılabilecek her şeyi yapmıştır bu maç ve Bilal Aziz'in sarı kartını erken çıkarması hariç, ki o da makul kabul edilebilir toplam sertliği düşününce, kartların tamamı doğruydu. Bir maçta sert faullere itiraz, kendini yere bırakma gibi nedenlerden daha fazla kart çıkıyorsa o hakemi eleştirmemeye çalışırım bariz bir hatası yoksa. Selçuk Dereli bence bugün sınıfı geçmiştir. Süper Lig bu, yapacak bir şey yok. Everton-BATE maçını yönetecekmiş son maçlarda, maçın bir iddiası yok ama denk gelirsem izleyeceğim. Ligin yaydığı bu karakteristiğin dışına çıkınca ortaya koyduğu performans daha önemli bir referans...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

11 yorum:

Her Yol Roma dedi ki...

Uğur, Makukula'nın Portekiz fomasıyla Güney Afrika'ya gitme ihtimaline ne diyorsun?

Liedson, Nuno Gomes, Hugo Almeida karşısında şansı var mıdır?

pclion dedi ki...

Portekiz'in forvet rotasyonu berbat, bence olmayacak iş değil. Önemli bir soru bu, eğer Makukula seçilirse bu Türkiye adına da yeni bir şey olacak. Tabii öncelikle sezonu bu performansla devam ettirip en kötü 20+ gol atması lazım...

Sade dedi ki...

işte tsl ligi bu derken? çok harkulade bir maç olduğu düşündüm biran... puanlara göre düşünürsek evet işte tsl ligi ama içi boş. defansı daha iyi yapan kazandıkça, italya ligine dönecekmişiz gibi bir his kaplıyor içimi

caglar dedi ki...

şu anda ligde bana göre en kötü hakem selçuk derelidir.bugünkü maçı izlerken buna kanaat getirdim.her pozisyonda faul düdüğü çalıp oyunu sürekli durduran,düdüğünü ağzından düşürmeyen,çaldığı faullerle oyuncuları geren bir yönetim gösterdi. tam emin değilim ama 50 nin üstünde faul düdüğü çaldı.sürekli oyunu durdurdu.
sertlik bahsetmişsiniz ama everton-tottenham maçında yapılan hareketlerin aynısı bugünkü maçta yapıldı.ingiliz hakem hiçbirini faul çalmadı oyunun tempo kazanmasına olanak sağladı.ama selçuk dereli oyunun temposunun içine etmiştir.

bonano dedi ki...

belki afrikaya gidemez ama sezon ortası basının bu makukulayı 3 büyüklere transfer edeceği kesin :)

SirEvo dedi ki...

Geçenlerde bloglardan birinde bir yazı vardı. Makakula'nın hep yaptığı şey bu. 1 sene küçük takımın büyük oyuncusu rolüne girip ertesi sene iyi paralara bir yerlere gidiyor. Ama bekleneni veremeyip yine küçük takımlara kiralanıyor.
O yüzden ben seçileceğini sanmıyorum...

ahmet dedi ki...

makakulayı kayserinin elinde tutması çok düşük ihtimal yine de
en kötü bir 3 büyük(fav. beşiktaş) alacaktır. kiralık kontratı ne şekilde yapılmıştı onu bilmeden konuşuyorum tabi

T.Ç. dedi ki...

trabzonspor- ankaragücü maçının ikinci yarısını izledim.ve artık kesin olarak inanıyorum ki kaliteyi artıran önemli etmenlerden biri takımların sert faul yapmamaları ve az faulle maçın tamamlanması.evet bizim kaliteli takımlarımız var.eğer bu sert faullere bir çözüm bulunursa (hakemler bulacak)ligimiz oldukça ilerleyecektir.yani trabzonspor-ankaragücü maçı göstermiştir kalite varlığını.sadece bu kaliteli futbolu geçen senelerde adnan polatın sıkça belirttiği üzere ANTİFUTBOL su yüzüne çıkamasını engelliyor.ligimizin kalitesini anti futbol (topa değil rakibe sertlik) öldürüyor.trabzonun oynadığı oyunun premier ligden farkı yoktu.kalite var.ama maalesef bazı maçlarda orta alanda öyle sert faullerle yada sert olmayan faullerle oyun sık sık duruyorki takımların bütün kalitesini öldürüyor.dünyanın en iyi 100 topçusunu transfer etsen dünyanın en iyi 10 teknik adamını türkiyeye getirsen bu anti futbola prim tanındıkça kalite bir gram yükselmeyecektir.hani premier lig diyoruz nasıl oluyor bu iş? işin sırrı anti futbola prim vermemekte.kalite o zaman su yüzüne çıkıyor.

pclion dedi ki...

Ahmet,

Benim bildiğim kontratında 3 milyon euro'ya serbest kalma maddesi var. Kayserispor'un önceliği vardır muhtemelen ama serbest kalacağı ücret bu...

CaRtMaNtR dedi ki...

Bir gazetede Süleyman Hurma'nın ağzından 2.5 milyon euro'ya alma opsiyonumuz var ve devre arasında bunu yapacağız benzeri bir haber okudum diye hatırımda kalmış Makukula'nın bonservisi mevzusu.

Bu arada kendisi her ne kadar kafa olarak hafiften saatli bombada olsa bence bu sezon Moritz ve Simpson ile beraber bu sezon sonu büyüklerin peşinden koşacağı lig içi yabancı oyuncuların başında geliyor kendisi.

Gala's dedi ki...

İnatla her yerde öne sürdüğüm tez bu. Bir ligin kalitesini ve karakterini Galatasaray, Chelsea, Barcelona, Inter belirlemez. O ligin kalitesinin belirleneceği yer senin ortalama üstü takımlarının becerisidir.

İşte bu kadar..

Galatasaray Fener Beşiktaşa Elanolar, Carloslar, Caeewler geleceğine

Kayseri, Bursa, Eskişehire

Aghagovalar, Olembeler, Makakulalar, Youlalar gelsin daha iyi

Related Posts with Thumbnails