Sturm Graz 1-0 Galatasaray || 'Gelecek' Karanlık...

Galatasaray için prestij maçı olmasının yanında özellikle ön bölge yedekleyicilerinin sınavı anlamına geliyordu bu maç. Uzun süredir şans bulmasını beklediğimiz Serdar Eylik, Aydın Yılmaz'la beraber ileri üçlüde görev alacaktı. Defanssta ise son dönemde formsuzluğun dibine vuran Hakan Balta'nın yerine Caner Erkin, Uğur ve Sabri'nin yokluğunda normalde sol tarafta görmeye alışık olduğumuz Alparslan. Burda ciddi bir Çetin Güngör beklentisi vardı ama A takımdan gönderilmiş olması sebebiyle öncelikle Alparslan'ı görmek istemiş sanırım, olabilir. Orta üçlü standartların altında değildi, tandemde ise Servet ve Emre Aşık görev yapıyordu, Antalyaspor maçındaki performansa bakarsak daha ideal bir ikili izlenimi veriyordu kağıt üstünde.

Maç ise beklentilerin oldukça altında kaldı. Hücumda ön bölge o kadar sorumluluk almaktan uzaktı ki bu konuda iştahlı ve saha içinde bir şeyler yapabilecek tek oyuncu Abdul Kader Keita, takımın ağırlık merkezini iyiden iyiye sağa kaydırdı. Ortadaki Aydın Yılmaz'la pas alışverişlerindeki başarı sıfıra yakındı, verkaç yapmak için attığı topların hemen hepsi Keita'nın Aydın'ı fırçalamasıyla sonuçlandı. Sabri Sarıoğlu ve Uğur Uçar'ın Keita'yı bindirmeleriyle rahatlatması ve alternatif oluşturması önemli bir aksiyondu sağ kanat ataklarını çeşitlemek adına, Alparslan bunu sağlamaktan çok uzak kaldı. Risksiz, elinden geldiğince göze batmamaya çalışan bir oyun sergiledi, halbuki biraz klişe de olsa defansif yönü zayıf, hücum yönü daha ağır basan bir oyuncu olarak bilinilir Alparslan, milli takımlarda görev aldığı zaman açıkta kullanılmışlığı da vardır. Ters ayaklı olmasının bunda payı var mı bilemem ama verilen görevi kotaramadığı aşikar. Yerine giren Çetin Güngör için de farklı şeyler söyleyemeyeceğim açıkçası, o da top kaybı yapmamak için oynadı desek yeri.

Beklenen sorumluluğu almayan bir diğer oyuncu da Serdar Eylik'ti. Sol taraftaki oyuncunun Galatasaray'ın sisteminde daha çok son vuruşlarda ve forveti ikilemede öne çıktığını biliyoruz ama kanat aksiyonlarından bu kadar mı uzak olur bir oyuncu? Maç boyunca Serdar'ın ceza sahasına orta yaptığı sadece bir pozisyon hatırlıyorum, onun da 70'lerde olması lazım. Topla buluşmuyor, top hasbelkader geldiğinde de hata yapmamaya çalıştığından iyice silikleşiyor. Galatasaray altyapısında fazla topla oynadığı için eleştirilen oyunculardan biridir aslında Serdar Eylik, bu silik oyun özgüven açısından büyük bir eksiği olduğunu ortaya koyar ki üst seviyede tutunmanın en önemli şartlarından biridir oyuncunun kendine güveni. Arda Turan'ı 87 jenerasyonunda farklılaştıran bu güven meselesidir, özellikle Aydın'da gördüğümüz bu sorumluluktan kaçma dürtüsünü Serdar'da da görmek beni hayal kırıklığına uğrattı açıkçası.Bugün belki de en farklı ve ilginç görev Aydın Yılmaz'a verilmişti, forvetin yer değiştiği ileri üçlüde ortada kalan teknik kapasitesi yüksek oyuncu olacak ve top geldiğinde pas trafiğini kuracaktı, söz konusu Aydın Yılmaz olunca bunların hepsi teoride kaldı tabii ki. Aydın hiçbir zaman iyi bir pasör olmamıştır, bunun dışında doğru kararları verebilen bir oyuncu hiç olmamıştır. Aydın'daki en büyük eksikler o görevi layıkıyla yerine getirmenin olmazsa olmaz şartları zaten. Pas atacağı zaman şut, şut atacağı zaman pas atan bir adamdan bugün orda iyi bir performans göstermesini beklemek zaten haksızlık. O sebeple bugüne şaşıranlara şaşırmak lazım esas. Aydın zaten bu kadar çok yönlü ve zihinsel gelişime açık bir oyuncu olsa geçen sene KLAB dörtlüsünün bozulduğu her maç Galatasaray problem yaşamaz, Aydın Yılmaz da rotasyonda edindiği yerin hakkını verirdi. O zaman da veremedi, bugün de veremiyor, bence gelecekte de veremeyecek. Galatasaray'dan ayrıldıktan takriben bir sene sonra da zirve ligde kendine şans bulamayan bir oyuncu haline gelecektir, daha fazlasını beklemiyorum ben.

Bugüne dair iyi not verilebilecek tek adam Caner Erkin'di belki de, kondisyonu müsade ettikçe hücuma katıldı, top taşıdı, iyi paslar denedi. Sağdan kullanılan duran topların başına birkaç maçtır onun geçmesi tesadüf değil, Frank Rijkaard onun sol ayağına güveniyor olmalı. Açıkçası maç kadrosunu gördüğümde farklı görevleri kaldırabilme becerisi olan tek oyuncu olarak onu gördüğümden sol bekte Alparslan'ı, sol içte Caner'i, sağ bekte ise Barış Özbek'i göreceğimizi düşünmüştüm ama Frank Rijkaard onu sol beke ısındırıp o bölgede faydalanmak istiyor açıkça, bunu görebiliyoruz. Hakan Balta bu kadar formsuz olduğu sürece de o bölgede süre almaya devam edecektir Caner. Maç kondisyonu kazandıkça üstüne koyacak bir oyuncu olduğundan bahsetmeye gerek yok zaten.

Yalnız işin şöyle de bir yönü var, yukarda saydıklarımın 1-0'lık mağlubiyetle bir bağlantısı yok zira mağlubiyeti getiren bireysel performansın sahibi bu oyunculardan ziyade Servet Çetin'di. Fenerbahçe ve Denizlispor kariyeri de dahil izlediğim en kötü Servet sahadaydı bugün belki de, golde Lavriç'i kaçırışı akıl alır gibi değildi. Bunu telafi etmeye çalışıp hücuma katılayım derken yerini kaybetti, Lavriç'le girdiği hemen her mücadeleden mağlup ayrıldı. Kuvvetiyle rakibini bozan bir oyuncu değil, yavaş ve hamlesiz bir stoper vardı bugün sahada ve beni korkutan bu oldu açıkçası. Antalyaspor maçındaki performansında sağ stoper oynamasının da etken olduğunu düşünüyordum ama onun da geçtiğimiz sezonlarda gösterdiği yüksek performansın çok uzağında olduğu bir gerçek.

Avrupa kupalarında son maçlar her daim bu tür sonuçlara açıktır, olabilir. Takım puanı için önemli olsa da bir şekilde telafi edilir ancak gösterilen performansın açıklaması bunlar üstünden yapılamaz, yapılmamalıdır. Profesyonel kariyerinde sayılı kez Galatasaray forması giyen oyuncuların kendilerini göstermek için elde ettikleri nadir fırsatlardır bunlar. Arda Turan'ın Boleslav maçı sonrası ikinci bir şansı yoktu belki de, arkasında yeni transfer Marcelo Carrusca bekliyordu. 'Göze batmamak' için değil göze batmak için oynamalı bu oyuncular. Bu açıdan iyi sınav vermedi çocuklar, skordan öte Galatasaray adına günü karanlık kılan budur...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

24 yorum:

Sade dedi ki...

rotasyonun hastasıyım... bu tarz takım tertipleri devam etsin skor çok önemli değil zaten. Ama anlamadıgım bu oyuncular neden bazı şeylerin farkına varamıyor? Çok iyi bir performans göstermeye çalışmak çabalamak bu kadar mı zor? adres belli....

cross-over dedi ki...

atlanan önemli bir nokta var bence.. oynanmaya çalışılan oyunda en önemli eksiklik pas hızının ve kalitesinin çok düşük olması. bunu sağlayacak olan oyuncular defansın ortası ve ortasahadaki 5 oyuncudur. bu 5 oyuncunun arasında eh işte iyi pas yapıyor denilecek herhangi bir oyuncu yoktu bugün sahada.. parlak ve etkili noktaya riskli ama başarılı paz atan tek oyuncu canerdi hatta.. bu durumda ileride oynayan oyuncuların alan bulamama derdini çözemezsin. alan bulamazsan messide olsan karşında dengeli duran bir defansa karşı üreteceğin tek şey 0 gol olacaktır.(bknz. rubin kazan- barça maçları.)
aydının neler yapabilip neler yapamadığını zaten biliyoruz. hızı ve teknik kapasitesiyle her zaman etkili olabilecek bir oyuncudur kendisi. varsın sırtında 2 tane 195 lik oyuncu varken ve herhangi kaliteli bir pas alamadan oynasın. olmayacak demek ne kadar kolay bişeydir.. olduğunda bak değişti oldu diyip çevrilebilir..
herkes başkan dahil bu çocuktan ümidini kestiğinde, önünde kesmesi gereken kewell keita arda varken.. 4 maçta bir belki oynayıp neyi göstermesini bekliyorsunuz.. çalışkan olmamak mücadele etmemek bunlar sadece 1 tane maç öncesi konuşmasıyla bu çocuğun kafasına girilerek gerçekleştirilebilir.
bir gazetede yeteneğin için yazmaya başlayıp 2. yazında olmuyor olmuyor homurtuları duymaya benzer bu durum. homurtu yükseldikçe sen küçülürsün, birgün gelir yayın yönetmeni çok şans verdik ama olmuyor der.. ondan sonrada sen oturur yazı yazarsınnn?

Sade dedi ki...

bu tarz maçlarda bu tarz kadrolardan çok üst düzey futbol bekleyen yok ama futbolcudan saldırma, ısırma, çabalama, koparma, silkme, görmek (kendini göstermeye çalışmak kısacası) isteyen var yahu... Arada da iyi futbol olursa tadından yenmez...

Adsız dedi ki...

cross-over ın yazdıkları bir bloga yorum postundan daha öte bence katılıyorum her kelimesine

Adsız dedi ki...

Merak ettiğim koskoca Galatasaray'ın paf takımında bir tane forvet olup olmadığı. 16 kişi gidileceğine Avusturya'ya Çetin Güngör gibi bir kaç ekleme ile gidilemez miydi. Rijkaard'ın hangi hayal gücü ile hareket ederek Aydın'ı en uçta oynattığını Aydın'dan orada ne beklediğini düşünmek zor. Bu kadar zorlama bir kadro ile çıkılacağına kulübeye oyunun ofansif tarafını becerebilecek iki genç koyulsaydı bugün gelecekten bahsedebilirdik ama sahaya çıkan kadro zaten gelecek değildi. ileride ya bizde bir çetin vardı bir zamanlar dememize sebebiyet verecek bir maç olarak aklımda yer edecek bu. öylesine bir maç sadece kimsenin hatta rijkard'ın bile pek kafayı yormadığı bir maç..

pclion dedi ki...

Cross-over,

Arka tarafın yetersizliği konusunda haklısın kesinlikle, zaten üç değişikliğin de o bölge içinde gerçekleşmesi tesadüf değil ancak benim söylediğim farklı bir nokta, kötü bir performanstan öte. Kötü performans yine anlaşılabilir ancak sorumluluktan kaçmak ve hata yapmamaya oynamak farklı şeyler. 87 jenerasyonuyla beraber bunları fazlasıyla tecrübe etmedik mi, sadece teknik beceri ya da hız ya da X özelliği Galatasaray'da ya da o düzeyde tutunmak için yeterli değil, fazlasını ortaya koymalısınız. Benim hayal kırıklığına uğradığım nokta bu, zaten hiçbirine ne köy olur ne kasaba demişliğim yoktur yazıda, ölçülendirmeye iyi bakmak gerek. Yetersiz demek berbat demek değildir, iyi demek de harika demek değil. Uç noktalarda söylemler özellikle altyapı konusunda her daim yanıltır insanı.

Aydın Yılmaz'ı ise ayırıyorum bu noktada, 3.5 yıldır A takım düzeyinde forma giyen bir oyuncuyu farklı kriterlerle değerlendirmek gerek. Aydın Yılmaz artık Arda'yı, Keita'yı, Elano'yu zorlamak durumundadır forma bulabilmek için. Büyüyecek, pişecek, edecekler onun için geçerli değil...

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Ben gelecekten hiçbir zaman ümitli olmadım zaten. Altyapı dediğin 20 yaşında adam oynatıyorsa boşuna oynatıyor demektir, iyi oyuncu 18'de A takıma çıkmalı, oynadığı maçta kendini belli etmeli ve PAF'a geri dönmemelidir, gerisi hikaye..

ugur senel dedi ki...

er yada gec yönetimin transfer politikasının neredeyse komple fiyasko olduğu ortaya cıkacaktır ...
neresinden tutarsan eline gelen bir kadro oluşumu var, kaleciye bakıyorsun,stoperlere,orta sahaya ,forvetlere...
tonla futbolcu alındı işe yarayan pek az.. nedir yani 8-9 milyon euroyaya keitayı almak başarımı acaba??? bu paraya zaten onun gibi oyuncular bulursun ...
nedir yani linderoth,leo franco,nonda.. yahu yok işte tutulacak yanı önceki yıllar altyapı derdik oradan zorla 1-2 futbolcu cıkardık şimdi oda yok... gelecek gercekten karanlık bu sadece altyapı - genc oyuncular acısından değil hormonlu domatese döndürülen komple takım kadrosu için gecerli...

ugur senel dedi ki...

kadro kalitesi hakkında şöyle bir ekleme yapayım ,orta sahasında en iyi oyuncumuz mustafa sarp ,gecen yıl bursanın vasat oyuncularından birisi ise eğer,o zaman bu kadro balon olur malesef...

JCP dedi ki...

Ben yeni yıldız adaylarının Arda'nın ulaştığı yerin ve gücün altında ezildiğini düşünüyorum,ki tam tersi olması ve Aydın'ın Serdar'ın bundan güç alıp daha özgüvenli oynamaları gerekir,bugünkü maçta Serdar'ın neredeyse toptan kaçması(gerçi Keita merkezli oyun da top alamamasında etkili oldu ancak bu bahane değil),Aydın'ın Arda'nın yaptığı patlamayı bir şekilde yapamaması bunun göstergesi bence.

mre dedi ki...

Yapılan yorumların özellikle istek bölümüne değinmek istiyorum. Bir insan kötü gününde olabilir. Yaptığı her şey ters de gidebilir, şansız da olabilir ama mücadele etmemek, gamsız olmak, vurdumduymaz olmak ayrı bir şey. Şimdi ayağı azıcık topa deymiş o yaşta bir gence formayı verseler en az Aydın kadar kötü oynardı ama en azından sahada gücünün yettiği son ana kadar koşar, canını dişine takar, mücadele ederdi. Mesela Okan Buruk ayağı kırıldıktan sonra sahalara döndüğünde çok kötü bir dönem geçirmişti. Hatta Hagi'nin 20. dakikalarda oyundan zorla çıkarttığı maçları bilirim. Evet eskiden yapabildiklerini yapamıyordu ama neyi varsa hepsini sahaya koyuyordu. Biz de kızamıyorduk taraftar olarak, bir gün yapamadıklarını yapabilecek çünkü gayret ediyor diyorduk. Sonunda başardı aldı formayı ve kazandı. Tıpkı şimdi Sabri'nin yaptığı gibi. Aydın'da ne o hırs ne istek ne de yetenek var zannımca. Gamsız Aydın'la Konya maçında attığı golün hatırına 3 yıl geçirdik ve bence yolun sonuna geldik. İlk durağı İ.B.B olur ancak Avcı bile adam edemez onu.

Not: Bu satırları yazan ben geçen yıl patlama yapar demiştim Aydın için beni de yanılttı birçokları gibi.

amanteramco dedi ki...

Birbirleriyle belki de ilk defa oynayan, sağ beki sol ayaklı ve uç elamanı aydın olan bi kadroya bişeyler söylerken düşünmesi gerekir.Bu takımda brezilya milli takımı oyuncusu ilk yarı bitiyor hala bişey oynamıyor.
Sen 10 maç arka arkaya kötü oynayan bi adamın yerine normal bir maçta değilde formalite maçında gençlere şans veriyorsan onlarda korka korka oynar.
Barcelonadaki busquets'i çoğu kişi sevmez r.madrid maçında kırmızı görmesine rağmen şampiyonlar liginde ve dünkü maçta gene ilk 11 deydi.Güven böyle verilir.
Genel oyuna bakarsak kornerler, kanattan kanada paslar,uzun paslar, kısa paslar, top kontrolu amatör takım gibiydi.
Oyuncu bazında değerlendirirken de
Alparslanın verimli olamaması belki sol ayaklı olmasında demişsin belki fazla.Hiç değilse defans görevini hiç oynamadığı mevkide yerine getirdi.
servet yerine m. akça'yı görseydik keşke.Emre herzamanki emre.
Canerden de sol bek olmaz sol açık oynar ama.Ayhan zor girer kadroya.Keşke emre çolakları görseydik.
Barış herzamanki barış.Linderoth'a artık bişey yazmıyorum.
Keita'da vasattı çünkü takım takım değildi.Serdar'a bişey söylemeye gerek yok çünkü sol kanadını hiç kulanmaya çalışmadık.Aydın'ı söylemeye gerek yok.
Aykut'a da bi kere top geldi onuda çıkardı.

Atilla Çelik dedi ki...

Merhaba,

Blogumda bu maç hakkında yazı yazma gereği duymadım şahsen. Tatsız, tuzsuz bir maçtı. Zaten böyle bir futbol bekliyorduk. Sonuçta sahaya sürülen kadro ilk kez bir arada oynamış kadroydu, bazı bölgeler hariç. Hani belki Keita, Ayhan, Servet, Barış gibi isimler, bazen de Aydın aynı takım içinde yer almış olabilirler ama geri kalan oyuncular tamamen farklı oyuncular olunca uyumlu bir oyun beklemiyorduk. Öyle de oldu.

Burada dikkate alınması gereken bir kaç nokta vardı. Bana göre en önemlisi skordan ziyade sahada yer alan yeni isimlerin Rijkaard sistemini ne kadar iyi uygulayıp uygulayamayacaklarıydı. Bu noktada beklenen şey topa sürekli hakim olmak, oyunu sürüklemek ve domine etmek ve en azından kafadaki sistemi sahaya yansıtabilmekti. İlk dakikalarda buna benzer bir görüntü vardı ama özellikle Aydın'ın kaçırdığı gol sonrası gençlerde inanılmaz bir düşüş oldu. Moral motivasyon anlamında çok etkilendikleri belliydi. Sorumluluk alan oyuncu sayısı pek azdı. Keita ve Caner'i diğer oyunculardan ayırıyorum. Serdar Eylik'ten çok şey bekliyordum ama bu kadar etkisiz olmasını anlamlandıramadım.

Aklıma takılan en önemli şey forma şansı bulamayan bu isimlerin kendilerini göstermek için neden yüreklerini, güvenlerini ortaya koyamadıkları ve çok içten bir şekilde tüm güçleriyle mücadele etmedikleridir. Sorumluluk dahi almaktan kaçındılar. Forvet bölgesinde Aydın'ı gördüğümde 'tamam' dedim, 'gol atamayacağız'. Görünen köy kılavuz istemez. Aydın paslaşmalar, final pasları, doğru karar verme, zamanlama konusunda düşük değerlere sahip oyuncu. En büyük ve belki de tek yetisi boş alanda hızı ve topu süratle taşıyabilmesi. Ama yıllar yılı taşıdığı onca topu ya öldürmüş ya da inanılmaz kötü kullanmıştır. Kaçırdığı gol ise güvenini tamamen bitirmiştir. Aydın'ın bu noktadan sonra bu kadroda yer alabileceğini sanmıyorum. Çünkü ona verilen şans hiçbir oyuncumuza verilmedi.

Topa daha çok sahip olmak belki güzeldi ama bunu pozisyonlara dökemiyorsanız ortada bir güven sorunu vardır. Gençlerimizin cansiperane şekilde oynayamamalarının iç yüzünde sadece özgüven eksikliğine bağlanamaz tabii ki. Çünkü bazen kafanızın içindeki gerçekleri sahaya yansıtabilmeniz için güçlü olmanız lazım. Eğer hem psikolojik hem de fiziksel anlamda güçlü değilseniz, yapmanız gerekenleri yapamaz ve futbol gerçekliklerinden dem vuramazsınız.

Buradan da şu sonuca çıkarız.

1) Gençlerin artık sistemli bir şekilde adaptasyona ve fizik güç kazanmaya ihtiyacı var.

2) Bu gençlerin psikolojik olarak eğitime de ihtiyacı var..

Seyyid Ali dedi ki...

Aydın'ın performansı sırf bu maçla ölçülmüyor ki. İBBye kiralık gidip nispeten başarılı olduğundan geçen senebaşında Özer Hurmacı transferinden vazgeçilip kendisine büyük beklenti beslenmişti.Kewell,Arda gibi isimlerden sağ açıkta forma alamadı ilk yarı, sonrasında kewellın uzun süren yokluğunda yeterince şans bulmasında rağmen bunu hep heba etti.Sezon başında Rijkaard da çok şans verdi ama Fenerbahçe maçındaki o kaçırdığı gol sanırım taraftardaki kredisini tüketti.Galatasaray taraftarı hep savaşan, ruhuyla oynayan kişileri ister; pinto,carrusca,petre,tamas,bratu gibi yeteneklerin tutunamamasının nedeni belki de çok rahat olmaları.
Benim düşüncem alttan gelecek gençlere örnek olması ve yeni kişilere fırsat olması açısından takımda bir revizyonun yapılması.
sonuçta 25 kişilk bir kadro hakkınız var ve bunu Emre Aşık,Caner gibi her an oynamaya hazır oyuncularla doldurmak daha mantıklı.

crouch dedi ki...

Canere birileri ofsayt kuralını öğretsin

çikozi dedi ki...

Ya herseyi kabul ettim de Rotasyon,Genc oyuncular falan.Peki 20 Euro bilet parasi ödeyip o kadar insan niye bu maci izlemeye gittiler.Graz gibi hic bir iddiasi olmayan bir takim bu maca Para ve Prestij acisindan bakiyor da ,yine prestij ve para amaciyla bu maca cikan oyuncular bu maci neden degerlendiremiyor.Ülke Puani denen seye Avusturyalilar bizden daha mi fazla önem veriyor.Galiba o yüzden futbolu bizm cok gerimizde(!) olan Avusturya 6 takim ile Avrupa kupalarina katiliyor!

Fatih dedi ki...

Aydin olmadi, olmayacak da. Hirs yok, istek yok. Genc milli macinda bu gozler canli canli, oyuna dahil oldugu maclarda da tv'den gordu Aydin'in ne oldugunu, Gamsiz. Hatta ruhsuz bile diyebilirim.

Ruhsuzluk da nasil ifade edeyim, yuzunde boyle sanki sabah 9 aksam 5 mesai yapmak zorunda olan memur bikkinligi vardi. Severek yaptigi bir isi yaparmis gibi degil de angaryadan orada bulunuyormus gibi idi.

Olmayacak bu cocuk, 3 yildir olmadi, bir 3 yil daha gecse yine olmayacak. 30 macta bir asist/gol icin tutuyorsak bu cocugu ben o goller/asistler olmadan da izlerim bu takimi. O golun getirdigi sampiyonluk basimiz ustune de, vefasiz da degiliz ancak jubile yapana kadar da kulubede tutmak zorunda da degiliz. Emre Colak oynasin, ne bileyim baska genc oynasin, varsin onlar da gucsuz olsun, biraz da onlari tutalim A takimda. Biktim genc yetenek diye Aydin'i gormekten. Sabri bile gelisti, Aydin hala ayni yerde, belki de geride.

Santiago dedi ki...

Aydın Galatasarayda oynuyorsa bende Barcelonada oynarım o zaman !

Özgür Can dedi ki...

Aydın Yılmaz bence 22 yaşında olmanın verdiği avantajı elinin tersiyle itiyor. Onun yerinde olmayı isteyecek kendi yaş grubumdan o kadar çok insan tanıyorum ki

be dedi ki...

aydın nereye koşuyor?

Cezasahasi dedi ki...

Kim ne derse desin, ister kızsın, ister alınsın, Türk Futbolunun en overrated altyapısı Galatasaray altyapısıdır. Bu beklentiyi yaratanlar şokta, bence çok garip bir şey yok. Normal yani...

Adem

Burak Beşinci dedi ki...

Aydın Yılmaz: Dünya futbolunda genç oyuncuların yeteneklerini belirlemede esas alınan fiziksel,tekniksel ve zihinsel özelliklerdir.Bir futbolcunun olup olmamasını belirleyen ise, daha çok zihinsel özellikleridir.Eskiden bir genç futbolcudan istenen 'top kendisine gelmeden aldığı kararlardı' şimdilerde ise azman defansif orta sahaların bu yaratıcı oyuncuları epey bir hırpalaması sonucu,artık genç futbolcu adaylarından istenen top kendisine gelmeden karar alıp,gerektiği taktirde ise aldığı kararı değiştirip başka bir doğru karar alabilmesidir.Bunu yapabilen genç oyunculara dünya çapında genç yetenek gözüyle bakılıyor.(Bunun dünyadaki bir numarası Fabregas'dır)

Ve Aydın Yılmaz yaklaşık iki sene top oynayamadı gerekli oyun istikrarını kazanamamasının faturasını bir şekilde ödeyecekti bunu hızını kaybederek ödemesi en muhtemel iken,fatura en ağır yere denk geldi.Aydın top gelmeden bir karar alamıyor işin acı tarafı o da biliyor bunu ve aldığı her topla herkeste olmayan bir özelliğini gösterme çabasına girip aldığı her topla bilinçsizce hızlanmaya başlıyor.Halbuki Aydın'ın alt yapılarda Arda'dan bir farkı yoktu onunda top ayağına sakız gibi yapışırdı çok sakindi,birinci pozisyonu değil ikinci pozisyonu düşünecek kaliteye yükselmekteydi ki birden dibe vurdu.

Bu sorun nasıl çözülür neredeyse hiç bir fikrim yok aklıma en fazla eski oynadığı maçların görüntülerini izletilip kendini hatırlaması sağlanabilir.
-------------------------------
2008'in son aylarında Aydın hakkında yaptığım bir yorumu postladım buraya direk uzun uzun yazmamak adına.(Alisamiyen.net)

Bu zihinsel problem çok kötü bir durum yani tam doğru seçeneği bulmuşken bir virüs giriyor sanki beyine.Bunun her hangi bir futbolcuya bulaşmama gibi bir durumu yok yarın bir gün Arda'da da olabilir bu veya M.Sarp'tada...Burada yapacağın şey oyuncununu düzelecek diye beklememen olacaktır çünkü kaybedilmiş demektir mümkün olduğunca çabuk elden çıkarmaya bakacaksın.

pclion dedi ki...

Adem abi, overrated olması daha çok Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin son 10-15 yılda bu konuda çok geride kalmasından kaynaklanıyor, özellikle Galatasaray altyapısıyla ilgili bir şişirme olduğunu sanmıyorum. Koyunun olmadığı yerde mevzusu. Bana sorarsanız Bursaspor daha iyi bir altyapı düzenine sahip, Galatasaray kapasitesine ve kültürüne göre çok aşağılarda kalıyor aslında. Geçenlerde de dedim, daha geniş bir şekilde bahsetmek lazım bundan, uğraşıyorum...

Cezasahasi dedi ki...

Uğur şu anda Bursaspor altyapı sistemi olarak gerçekten çok iyi durumda. Sercan, senin de seyredip beğendiğini blogdan takip ettiğim Muhammet, geliyorlar. Galatasaray'da son yıllarda bir Emre geldi, bir de Arda... Trabzonspor'dan Hüseyin'i futbolcudan saymadığım için bir Gökdeniz bir Fatih... Bu ülkede altyapı dendiğinde akla iki takım geliyordu: Galatasaray ve Trabzonspor. Galatasaray bence şu anda büyük bir yapılanmanın eşiğinde. Rijkaard'ın bu işin gerçek ehillerine bırakacağı isimlerle birlikte sistematik bir kalkınma yaşayacağı kesin.Çünkü bizim veletlerin problemi yetenek değil. Galatasaray altyapısının overrated, tamam ama şu anda geleceğe dair en umut verici hamleleri yapan da yine Galatasaray. Bu gerçeği gözardı edemeyiz. Trabzonspor altyapısı mı? Ölmüş, bir rijkaard'ı falan da yok...

Adem

Related Posts with Thumbnails