Galatasaray 1-0 Panathinaikos || Lideriz!

Galatasaray'ın fikstür gereği ilk maçına deplasmandaki Panathinaikos maçıyla başlaması aslında tercih edilesi bir başlangıç değildi. En büyük rakibinize deplasmana gidiyorsunuz ve kaybedeceğiniz muhtemel puanlar, ki bu 3 de olabilir, sizi daha ilk maçtan rakibinizin arkasına düşürebilir. Galatasaray ise tüm bu riski inanılmaz bir avantaja dönüştürüp daha ilk maçtan Panathinaikos'u by-pass etmeyi başarmıştı. Bu maçın Galatasaray adına grupta final maçı olacağını ve yüksek olasılıkla liderliğin garantileneceği ortaya çıkmıştı. Bugünkü 1-0'lık skor o gün elde edilen avantajın realize edilmesiydi sadece.

Galatasaray'ın formsuzluğu malum, özellikle orta saha direnci bakımından çekilen sıkıntılar ortadayken ve Sami Yen'de de olsa bu kalibrede bir takımla oynarken tahtaya rahatlıkla 3 puan yazamıyorsunuz. Hoş, olaylı bir Olympiakos derbisinden çıkmış olan Panathinaikos'un da İstanbul'a diri geldiğini söylemek zordu, zaten sahada ortaya konan oyun da iki takımın ortalamasının altında kaldı. Galatasaray, pas organizasyonda ciddi problemler yaşayarak başladı maça, hazırlık pasları sırasında taca giden top sayısı fazlasıyla dikkat çekiciydi. İlk 20-25 dakikalık bölümden sonra Galatasaray biraz daha girebildi ve sağ taraftan Sabri ve Arda'yla akınlar gelişmeye başladı. Yeni Açık Alt tribünündeki panaromik açıdan benim görebildiğim buydu en azından. İlk yarını sonlarına doğru yarının en ciddi pozisyonlarını Galatasaray üretti ancak son vuruş gelmedi, daha doğrusu gelende de ofsayt bayrağı havaya kalkmıştı.

İlk yarıda ağlara giden topun sahibi Mustafa Sarp, ikinci yarının başında kullanılan duran topta oluşan karambolde topu ittirmeyi başarıp gecikmeli de olsa takımını öne geçiren golü atmış oldu. Öyle bir karambol oldu ki sezileri ve şansı yanında olanda kalacaktı top ve kaleye doğru ne şekilde vurulursa vurulsun top ağlarla buluşacaktı. Topa kimin vurduğuna bakmadan gol diye ayağa kalkmıştım zaten. Galatasaray'ın bu hücum yapısında işine çok gelen bir durum skor avantajını ele geçirmek, golden hemen sonra Galatasaray'ın hücumda da savunmada da en etkili olduğu o 10-15 dakika başladı. Rakibi ceza sahasına hapsetmiş ve boşluk kollayan bir oyuna dönüşmüştü maç. Kewell'ın, girdikten sonra Keita'nın etkinliği bu bölümde arttı ve maçın en sorunsu bölümü geçildi. Bu bölümde bir gol daha bulabilse Panathinaikos'a son yumruk da gelmiş olacaktı aslında, son bölüme skor stresi taşındı. Panathinaikos da armut toplamıyor elbette, zaman ilerledikçe ön alanda da etkinliklerini arttırdılar ve duran top kazanmaya başladılar. Son dakikalar bu açıdan oldukça stresliydi, hele Mustafa Sarp'ın sarı kart aldığı pozisyon yüreğimizi ağzımıza getirmedi değil.

Maç adına aslında daha fazla söyleyecek şeyim yok, bu bile fazla zaten. Ev sahibinin 1-0 kazandığı, yavan, tipik bir Avrupa maçıydı. İlk paragrafta söylediklerimize geri dönelim bu noktada. Galatasaray'a liderliği getiren maç oldu bu grupta. Öncelikle grup liderliğinin prestijini bir kenara ayırmak lazım. Türk takımlarını hiçbir zaman kıymetini bilmediği, daha doğrusu yaşayamadığı bir duygudur bu, milli takımından, kulüp takımlarına kadar. Avrupada uzun soluklu bir mücadeleyi zirvede bitirmek bizim açımızdan önemli bir değişiklik, dün Fenerbahçe'nin, bugün de Galatasaray'ın bunu başarması o yüzden bir farklılıktır ve önümüzdeki döneme de olumlu yansımaları olacaktır. Ayrıca 2.tur kuraları sırasında nispeten daha kolay bir pottan rakip çekecek olmak da bir avantaj. Grubu liderliğin yanı sıra 5 maçta 13 puan toplamış olmak takım puanına da ciddi katkı yaptı Galatasaray'ın. Hem 2.turdaki olası rakipleri, hem de takım puanının getirilerini yarından itibaren konuşmaya başlarız ki bugünkü galibiyet ciddi bir barajın aşılmasını sağladı Galatasaray cephesinde. Şimdilik son maça liderliği garantilemiş biçimde çıkmanın verdiği keyfin tadını çıkarmak gerek...

Ek: Son olarak söylemeyi unutmuşum. Avea'nın desteğiyle Gol Atan Kaleye ve Ekşi Beşiktaş bloglarında soru-cevap şeklinde yürütülen bilet kampanyasının Galatasaray versiyonunu İBB maçından itibaren burda da uygulamaya koyuyoruz. Yarın ilk Kapalı Üst biletini vereceğim, diğeri Cumartesi günü...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

14 yorum:

Plaseyi Hanri Gibi Vuruyorum dedi ki...

Blogların genelinde Galatasaray'ın oyununa çok haksızlık edildiğini düşünüyorum.

2-3 haftadır oynadığımız garip futboldan sonra bugünkü 500 isabetli pas atan, yüzde 60'a yakın topla oynayan takım bu kadar yavan konuşulmamalı.

Elano'nun her şeyden önce takımın 1 numaralı iç oyuncusu olduğu, Sabri ve Arda'nın Panathinaikos'un sol kanadını hayli yıprattığını söylemek gerekiyor. Keza Sarp'ın ön liberoya geçişiyle birlikte düzelen oyununu, Barış'ın her Avrupa maçında olduğu gibi yine Gattusovari bir oyunu olduğunu belirtmek lazım bana göre.

Bugün oynadığımız futbol, Avrupa'nın herhangi bir büyüğünün oynayacağı futboldu. Golü attık, pozisyon vermedik, liderliği garantiledik.

Bunun dışında iç oyuncuların aktif oyunu da bence farklılığı yaratan kısımdı. Hakan Balta'nın eski günlerine selam çakan oyunu da gayet iyiydi.

Ayrıca beraberliğin bile bize yetebileceği düşünüldüğünde pek macera aramaya gerek duymadığını düşünüyorum takımın. B.Belediyespor maçında aynı orta üçlüyle çıkmamız durumunda yine iyi oynayacağımıza eminim.

Saygılar.

ELANO dedi ki...

50-70 arası bence gayet iyi oynadık. nonda çok aksadı. kewell gene çok temposuzdu. bence kewell'ı en fazla son 20 dakika oynatmalıyız. fizik olarak çok çok yetersiz zira. elano da biraz kıpırdadı sanki :)

bonaventure dedi ki...

sabri elanoya pas vermiyor mu bana mı öyle geliyor?

Tümer dedi ki...

@bonaventure

Sadece Sabri değil, takımın genelinde böyle bir hava sezinledim. Elano bir pozisyonda iki metre yanındaki adamdan (kim olduğunu göremedim uzaktan)pas alamayınca iki eliyle ayaklarının dibini göstermekten bir hal oldu.

Boşluğu görerek, ceza sahası merkezine müthiş bir koşu yaptı ama Sabri sağ kanattan ortayı Elano'ya yapmadı vs.

Elano top istiyor ama topla buluşamıyor. Yine de elinden geleni yaptı. Daha iyi olacaktır. Tabi pas alırsa.

crouch dedi ki...

Kewel yedek kewell yedek kewell yedek olsun artık yaaaaa

alphi dedi ki...

elano'nun takım içinde yeterince pas almadığını düşünüyorum. takım arkadaşları ile arasında olan bir mevzu olabilir mi bu acaba? zannediyorum bu tarz istatistiklere ulaşma şansın bize göre daha kolaydır.

Ümit dedi ki...

Tribünlerdeki rezaleti bir tek ben mi görüyorum ? Neden kimse konuşmuyor ? Neden ultraslan denilen oluşumun takıma yarardan çok zarar verdiğini dile getirmiyor ?

O kadar blog yazarının bu konuya eğilmemesi düşündürücü. Dakika 90, adamlar ceza sahasının üstünden serbes vuruş kullanacak, ıslıklarla rakibi etkimiz altına almak yerine bakın ultraslan ne yapıyor, seeeeen varyayaaaaa.. Bu nedir ya...

Takımı ateşlemek yerine uyutan başka bir tribün var mı acaba dünyada. Tamam Nevizade güzel sen var ya sen güzel de, kardeşim 90 dakika arabeske bağlayıp aynı şeyler defalarca söylenir mi ya. Maça mı geldik türkü bara mı belli değil. Allah'tan dün kapalı eski açığa çok uymadı, ara sıra coşkulu tezahurat etti.

Acil çözüm bulunması gereken bir konu bu, ultraslan miadını doldurmuş.

pclion dedi ki...

Ümit, bunları çok konuştuk, hem blogda hem başka platformlarda. Her maç yaşanılan şeyler bunlar, Pao maçına özel bir durum değildi. Bunları tekrar etmekten de sıkıldım açıkçası, biraz futbol tarafında kalmak lazım o yüzden..

sembolist dedi ki...

Uğur bu ELano'ya pas atılmaması hadisesine tek kelime de olsa değinmemene şaşırdım doğrusu..Ço bariz bir şekilde Elano'ya Arda ve Sabri'nin başını çektiği grubun ısrarla pas vermemesi sence çok mu doğal?
Bence bu maçtaki esas değinilmesi greken nokta,esas skandal bu..

pclion dedi ki...

Sembolist, sahaya bakış açısı olarak o kadar kötü bir yerdeydim ki Elano'yu ayırt edemediğim zamanlar oldu. Herkes ısrarla aynı şeyden söz ediyor, maçın tekrarını yakalamaya çalışacağım...

Abdullah dedi ki...

bir beşiktaşlı olarak pek sevmem gs maçlarını izlemeyi, 90 dakika izlediğim 2. gs maçı oldu bu maç...

kendi kendime de diyorum bu elano niye daha hiç bir şey yapamadı diye, bu maç sonrasında anladım... adama pas ATMIYORLAR!!! çok net belliydi bu.. elano sabrinin 10 metre yanında bomboş duruyor, sabri geri servete oynuyor topu... sadece sabri değil hemen hemen tüm takım bunu 10 larca kez tekrarladı.. izlediğim cafe'de buna çıldıran tek kişinin kendim olması da beni şaşırttı açıkçası. elano da anlayınca kenara beni değiştir sakatım falan dedi, ama hikaye... ortasahada sarp kadar mücadele ettiği maçta, adama doğru düzgün 2 pas atmadılar..

cross-over dedi ki...

elanonun transferinin ilk anlarında herkesin hisettiği lincolnun mücadele edebilenini aldığımız şeklindeydi. dünkü maça kadar elano kimseyi sert oynayabileceğine inandıramamıştır sanırım. transfer zamanı hoşumuza giden "mücadeleci lincoln" sıfatının mücadeleci kısmını dün gördük. hayırlısıyla birde takımın lincolne olan antipatisinin, elanoya etkisini aşabilirsek herşey güzel olacak...

la noyée dedi ki...

Çok isabetli pas var ancak pasların çoğu orta sahanın gerisinde yapılıyor . Topa sahip oluyor gibi gözüküyoruz ancak topa sahip olmaktan ziyade defanstan orta sahaya ve sonra tekrar defansa dönen topların yansıttığı bir istatistikten öteye geçmiyor . O imrenilen Barcelona modelindeki pas mantığı böyle bir şey değil . Tabiki oyuncuların kalitesi bunda büyük bir etken ama yine de bu kadar pasın kendi sahamızda yapılması beni zaman zaman maçları izlerken uyutuyor , bunaltıyor .
Tabi öyle ya da böyle kazanılmış bir maç . Fena değildi takım yani bakarsak gol pozisyonu vermedi en azından . Fazla yaratıcı olamadılar belki ama geride bırakılan haftaların depresyonundan kurtulmak , güven tazelemek kazanma alışkanlığımızı tekrar kazanmak adına iyi bir maç oldu . Önümüzdeki haftalarda daha iyi performanslar görmek umuduyla .

He bu arada , Elano için de şunu demek gerekiyor ; Lincoln ün koşan versiyonu felan değildir . Ya da bir Alex hiç değildir . Bu dediğimiz iki oyuncudan bence bizzat daha kıvrak , başka bir deyişle daha ''inceci'' . Elano topu alıp 5 adamı çalımlayıp gol atması için alınmadı . Kaldı ki zaten milli takımda da görevi bu değil . Orta sahayı toparlayıp pas organizasyonunu sağlamaktır kanımca onun görevi ki değilse bile bu olmalıdır . Xavi - Iniesta ikilisini Elano - Arda olarak görme umudu her geceç gün biraz daha içimde sönse de devre arasındaki kamp programından sonra çıkacak Elano ya göre daha kesin ve sağlam yorum yapmak çok daha uygun olur bence.

Saygılarımla

Adsız dedi ki...

uefa.com diyor ki
gs en çok gol atan 3. en az gol girişiminde bulunan 4. takım

Related Posts with Thumbnails