Willy Sagnol

31 yaşındaki Willy Sagnol, bugün yaptığı basın toplantısında futbol bıraktığını açıklamış, sebebi ise aşil tendonundaki ağır sakatlık. Uzun süredir aşil tendonunda şiddetli ağrılar hisseden Sagnol, ameliyatlar sonrasında bile iflah olmayınca zorunlu ve olması gerekenden erken bir şekilde futbola veda etmek zorunda kaldı. Basın toplantısında ne kadar üzgün olduğu açıkça görülüyor zaten. Son olarak Euro 2008'de, Hollanda ve Romanya maçlarında oynayabilmişti Fransız sağ bek. Son iki senedir oynadığı maç sayısı da sınırlıydı zaten.

Bazı oyuncular bana hep daha yakın gelmiştir, kariyerlerinin bir döneminde Galatasaray'da forma giyecekleri hissine kapıldıklarım da olur. Sagnol de onlardan biriydi ama olmadı işte. Umarım günlük hayatını etkilemez bu sakatlığı. Aşil tendonu bir sporcu için olabilecek en kötü sakatlıklardan biri, bir çok üst düzey sporcu bu sakatlık yüzünden spora veda etmek zorunda kalmış. Aşil tendonu sakatlığından çeken diğer tanıdık isimler ise Patrick Vieria ve Mark Viduka. İkisinin de erken emekliye ayrılabileceği düşünülüyor bu sakatlık yüzünden. Allah kimseye vermesin böyle sakatlık...

Genç Oyuncu Raporu

Galatasaray'ın genç oyuncularının haftalık performanslarına sıkça değiniyorduk bildiğiniz gibi, kapsamı biraz daha genişletebiliriz. İlgi ve bilgimiz Galatasaray ağırlıklı olsa da ülkedeki diğer genç oyuncular hakkında da bazı detayları paylaşacağımız bir konu olsun istedim. Sizlerin de hoşuna gider umarım.

Kapakta Batuhan Karadeniz olmalı, bu hafta attığı iki golü düşünürsek. İBB'nin maçın başında 10 kişi kalmasının oyunu Eskişehirspor dolayısıyla Batuhan için işleri kolaylaştırdığı düşünsek bile attığı 2 gol önemliydi. Eskişehirspor formasıyla çıktığı 2 maçta attığı 3 golle Eskişhir kariyerine dikkat çekici bir başlangıç yapmayı başardı. Aşırı özgüveni sebebiyle çeşitli arızalar çıkarabilse de fizik kalitesiyle gerçekten eşsiz bir yetenek Batuhan Karadeniz. Bu yeteneklerini profosyonel düzeye taşıyabilmesi ülke futbolu açısından önemli. Hocasının Rıza Çalımbay olması da önemli bir artı demiştik hem onun için hem de Beşiktaş'tan kiralık bir diğer oyuncu olan Emre Özkan için. Milli takım havuzunda bulunan oyuncular ikisi de, gelişimleri devam ederse A milli düzeyde bile görebiliriz bu isimleri, özellikle Batuhan'ı. Bir de ilginç bir detay, İBB maçında attığı ilk gol sevincini yaşarken aniden gördüğü polis köpeğinden korkmasını görmeniz gerek, ligtv.com.tr'den izleyebilirsiniz tekrarı.

Bu hafta Beşiktaş kökenli oyuncuların haftası olsa gerek. Getafe'de ilk yarı boyunca oldukça az süre alan İbrahim Kaş yavaş yavaş aldığı süreyi arttırmaya başladı. 2-2 berabere biten Real Betis maçına ilk 11'de başlamış ve maçın tamamında oynamış. İbrahim'in ilk 11'de çıktığı son maç 21 Aralık'taki Osasuna maçıydı. İlk 11'deki yerini sağlamlaştırmasını bekliyoruz ondan.

Galatasaray'ın kiralık forvetleri bu haftayı boş geçti. Özgürcan'ın forma giydiği Sakarya 1-0'lık yenilgiyle kapadı haftayı, Erciyes ve Giresun'un da kazandığını düşünürsek onlar için çanlar daha yüksek sesle çalmaya başladı, bir an önce toparlanmalılar. Yoksa kaderleri altyapı olarak değerli bir kulüp olan ancak 2B'de mücadele veren Dardanel'den farklı olmayacak. Diyarbakırspor 2-0 yenildi Bolu'ya, Erhan Şentürk ise forma şansı bulamamış maçta. Sebebi nedir bilmiyorum ama ikinci yarının başından itibaren süreleri gittikçe azalıyor Erhan'ın. Kısa sürede toparlanması gerek. Gaziantep BB ise seri mağlubiyetlerine devam etti 3-1 ile. Son haftalarda takımın formsuzluğuna rağmen attığı golerle öne çıkan Uğur Erdoğan bu haftayı boş geçmiş. Galatasaraylılar için kısır bir hafta oldu bu.

Yurt içinden dikkat çeken genç oyuncuların başında Gaziantepspor'un orta saha oyuncusu Murat Ceylan ve sol bek İsmail Köybaşı geliyor. Özellikle Murat Ceylan'a hayran kaldım Fenerbahçe maçında. Eğer faullerini sınırlamayı başarırsa ki bunu ikinci yarıda iyi becerdi, kağıt üstünde değil pratikte bir çift yönlü orta saha kazanabilir Türk futbolu. İsmail de soldan bindirmeleriyle Önder'in tarafını felç etti desek yeri. Ancak kafasını kaldırmakta güçlük yaşıyor. Eğer daha soğukkanlı olur, enerjisini yönetmeyi becerirse sol bek alternatifleri kısıtlı bir ülkede beklediğinden de çabuk üst düzeye çıkabilir...

Şimdi Reklamlar #1: Saba - Rıdvan Dilmen

Rıdvan Dilmen'in son bir-iki senedir Türkiye'nin en çok izlenen ve takip edilen yorumcusu olduğunu söylebiliriz. Kendine has bir üslubu ve espri anlayışı var, insanları da çeken bu. Her söylediği doğru mudur, kesinlikle hayır. Bazen işine duygularını karıştırdığı, konuyla ilgili bilgi sahibi olmadan yorum yaptığını görebilirsiniz. Güntekin Onay elinden geldiğince toparlamaya çalışıyor bu tip durumlarda yine de.

Neyse efendim, konuyu dağıtmayalım yine. Şimdi reklamlar dedik, işin reklam yönüyle ilgili birkaç kelam edelim. Özellikle 90lı yıllardan sonra futbol ve futbolcular gelişen reklam sektörü için birer ikon haline geldiler. Bunun öncülerinden biri de Saba televizyon reklamlarıydı. Toni Schumacher, Okocha, Süleyman Seba gibi versiyonları da olan reklam filmi serisinde Rıdvan Dilmen de rol almıştı. Şu sıralar da Vestel'in televizyon reklamlarında gördüğümüz Rıdvan Dilmen'in televizyon reklamları kariyeri o dönem başlamış.

Aslına bakarsanız güzel bir yazı hazırlığı içindeydim, en absürd futbol reklamlarını liste haline getirmeyi amaçlayan ancak Rüştü'nün efsane reklamı sörf'ün videosunun internet ortamında olmaması sebebiyle hayal kırıklığına uğradım biraz. Ben de elimdeki videoları ara ara sizlerle paylaşmaya karar verdim. Uzun futbol yazıları arasında sizi eğlendirecek birkaç video gönderebileceğimi umuyorum...

Fenerbahçe 1-1 Gaziantepsor

Maçın ilk 85 dakikasıyla son 5 dakikasını ayrı ayrı yorumlamak lazım. Fenerbahçe Alex'in golüne kadar beyaz bayrağı çekmiş 11 adamdan ibaret bir görüntü veriyordu. Gaziantep ise maçın başından itibaren oyunu ve topu tamamen kontrol eden, akıllı paslarla rakip kaleye inip net pozisyonlar bulan taraftı. Gerçekten bir orkestra uyumuyla hareket eden Gaziantepspor'a hayran oldum gerçek anlamda.

Bu takımı yöneten, oyun liderliğini üstlenen adamsa Rodrigo Tabata'ydı. Sene başından beri beğenerek izliyoruz onu ama bugün gerçekten yeni bir statüye ulaştı gözümde. Golcü kimliğinin yanında topa hakimiyeti, oyunu okuyuşu, görüş açısının genişliğiyle bir ofansif orta sahadan beklediğiniz her şeyi dört dörtlük yapıyor Tabata. Beto'yla inanılmaz bir uyum yakalamışlar, kim topu nereye atar, nereye kaçar, hepsini biliyorlar. Bu oyunculara arkadan katılan Ivan ve Murat Ceylan'ı da katarsak Gaziantepspor bana göre ligin en üst düzey hücum hatlarından birine sahip, Galatasaray'la beraber teknik düzeyi en yüksek ekibi bile diyebilirim. Defansta bazı eksiklikleri var. Eğer Julio Cesar da Bekir'in yanında verimli olabilirse bu hücum hattıyla bugün şampiyonluk adayı dediğimiz ekiplerin bir çoğuna toz yutturabilirler.

Maça geri dönelim. Yazının başında 85. dakikaya kadar olan bölüm demiştik, onu da ikiye ayırmak daha doğru olacak. 60 dakikalık Gaziantepspor üstünlüğüyle geçen bölüm ve 60. dakikada Aragones'in hamlelerinden sonra tek taraflı bir maça dönen 60-85 arası bölüm. Uzun yıllardır Fenerbahçe'yi sahasında bu kadar net bir şekilde bastıran bir ekip daha görmedim desem yeri. Yalnızca son pozisyonlarda beceriksizlik hat safhadaydı, zaten golün 82. dakikaya kadar sarkmasının son vuruş eksikliğinden başka nedeni yok. Murat Ceylan'dan, sol bek İsmail'e, Beto'ya, sonradan giren Yozgatlı'ya hatta Tabata'ya kadar hepsi topu kaleye ittirmeyi başaramadılar. Onu da sonradan oyuna giren Erman Özgür yaptı. Yaptığı şahane koşu, bu koşuyu harika bir pasla ödüllendiren Tabata ve maç boyunca kalesindeki tüm atakları savuşturmasına rağmen topu ağlarda gören Volkan.

Bu net üstünlüğün sebebi daha önceleri de defalarca değindiğimiz Fenerbahçe'nin orta sahadaki yetersizliğiydi. Gaziantepspor'un kuvvetli orta sahası Fenerbahçe'deki şu düzenin kaldırabileceği türden değildi. Aragones'in Kazım hamlesi tamamen ters tepti, aldığı kısa sürede sahanın en kötüsü diyebiliriz Kazım için, Mehmet Yozgatlı'yla birlikte. Birisi Fenerbahçe diğeri Gaziantepspor hücumlarını aksatmakla görevliymiş gibi canla başla çalıştılar. Deivid'in çıkışıyla arkadan top dahi çıkaramadı Fenerbahçe, Semih Şentürk'ün sıradışı oyun kurucu meziyetleri olmasa Fenerbahçe takımı daha büyük kabuslar görebilirdi. Alex'in muhteşem golünde de Semih Şentürk imzası var aslında, o topu ona sert ve net vuruş yapabileceği şekilde çıkaran oyuncu da Semih'ti. Daniel Guiza'yla ikisini yanyana koymak bile futbola bir hakarettir benim gözümde.

Ancak Fenerbahçe ilginç bir takım. 3 dakikalığına sahaya uğrayıp daha sonra soyunma odasına giden Josico'nun olmayışıyla mecazi değil gerçek anlamda orta sahasız oynamalarına rağmen Gaziantep'in onlara yaşattıkları kabusun bir benzerini son dakikalarda onlar Gazianteplilere yaşattılar. Golü de bulabilirlerdi, olmadı. 5>85 gibi bir denklem yazıyor olabilirdi başlıkta.

Fenerbahçe mutlu olması gereken 1 puana rağmen zirve yarışında önemli bir darbe aldı. Birebir rakibi olan Galatasaray'ın deplasmandan üç puan çıkardığı haftadan Saraçoğlu'ndan bir puanla ayrılmak iyi bir sonuç olmasa gerek. Galatasaray iki deplasman maçından 3 puanla ayrılırken Fenerbahçe son iki iç saha maçında 2 puan alabildi sadece. Uzun vadede fikstüre de yansıyacaktır bu. Ligin zirvesini paylaşan Trabzonspor ve Sivasspor'u da unutmamak lazım. Fenerbahçe'de kazan yeniden kaynamaya başlayabilir.

Sırada Beşiktaş maçı var. Kümede kalma mücadelesi de kızışmaya başladı sabah alınan sonuçlarla beraber, Antalyaspor en azından bir puan almak isteyecektir. Yaklaşık yarım saat sonra başlayacak maçı merakla bekliyoruz...

N'Zogbia ve Wikipedia

Newcastle United'ın Fransız oyuncusu N'Zogbia geçtiğimiz günlerde satış listesine konulmak istediğini açıklamıştı. Daha sonra bu açıklamalarını bir adım öteye götürüp eğer satış listesine konmazsa Newcastle ile hiçbir maça çıkmayacağını söyledi. Newcastle taraftarları da boş durmamış, N'Zogbia'nın wikipedia sayfasına hafif yontarak söylememiz gerekirse bu arkadaşın gittiğini görmekten çok mutlu olacaklarını eklemiş son olarak. Gerçi bizler için ne kadar haber niteliği taşıyor bu olay, orası tartışılır. Daha geçen gün Aslantepe sayfasında stad kapasitesi 10 milyon gözüküyordu. İngilizlere ilginç gelmiş tabii.Tottenham, Arsenal gibi kalburüstü EPL kulüpleriyle adı geçse de büyük ihtimalle Wigan'la anlaşacak gibi N'Zogbia. Bu sezonun formda golcüsü -City'ye karşı kaçırdığı golü saymazsak tabii- Amr Zaki ne der bu transfere acaba?...

How I Met Your Mother Efsaneleri #5: How I Met Everyone Else

İlk 5'e kadar gelmiş durumdayız, seçimler de gittikçe zorlaşıyor. Bahsedilmeyi hakeden en az 10 bölüm daha var. Buna başka hiçbir dizide rastlayamazsınız; Coupling, Scrubs gibi en iyi komedi dizilerinde bile bu kadar etkileyici bölümler bir arada değildi. How I Met Your Mother bu yüzden benim için gelmiş geçmiş en iyi komedi dizisidir.

5. sıra için tercih yapmak kolay olmasa da son olarak dizin 3.sezon 5.bölümü olan 'How I Met Everyone Else'i yazmaya karar verdim. Geçmişe referans verip karakterlerin eski hallerini gösterme How I Met Your Mother'ın en vazgeçilmez öğelerinden biri, en iyi bölümlerin çıkış noktası da çoğunlukla bu olmuştur. Ancak How I Met Everyone Else'i -bir de bölüm ismi kısa olsaymış keşke- ön plana çıkaran detay geçmişe verilen referansların yanında dizi tarihine damga vuracak bir Barney Stinson çözümlemesini görüyor olmamız.

Hot/Crazy Scale yani Seksi/Deli grafiği -Türkçe'ye tam oturmasa da- bir kızın tahammül edilebilir olabilmesi için ne kadar deliyse o kadar seksi olması gerektiği öğütler. Eğer beraber olduğunuz kız grafiğin sağ tarafında yer alıyorsa dikkatli olmanız gerekir. Eğer delilik seviyesi olmasından gerektiğinden fazlaysa grafikte kırmızıyla gösterilen Vicky Mendoza bölgesine girebilir ki bu da hayatınızın tehlikede olabileceğine alamettir. Barney üstad bu konuyla ilgili tecrübelerini dizide anlatıyor bizlere.

Bölümün ana konusu adından da anlaşılacağı gibi gruptakilerin birbirleriyle nasıl tanıştıkları. Ted'in internet üzerinden tanıştığı bir kızın paranoyakça zorlamalarıyla başta Ted'in olmak üzere gruptakilerin birbirleriyle nasıl tanıştıklarını görüyoruz. Benim favorim Lily ve Marshall'ınki ama Ted'in bildiği haldeki olanı. Bana 'bu adamlar bizden' dedirten bir sahneydi o.
Spoiler sınırını aşıp izlemeyenlerin bölümünü berbat etmek istemiyorum ancak bunu vermezsem çatlarım herhalde. Dakikalarca güldüğümü hatırlıyorum bunu gördüğümde. Kızla World of Warcraft'ta tanışıyor olması yetmiyormuş gibi oyundaki karakterlerin kimliklerine bakınca kız olanın Ted olduğunu farkediyorsunuz. Senaristler gerçekten bu işi biliyor.

Her zamanki gibi bölümün en iyi diyaloglarını verip yazıyı bitirelim. Hepinize iyi seyirler....
Barney: There's no way she's above the line on the 'hot/crazy' scale.
Ted: She's not even on the 'hot/crazy' scale; she's just hot.
Robin: Wait, 'hot/crazy' scale?
Barney: Let me illustrate! (draws diagram) A girl is allowed to be crazy as long as she is equally hot. Thus, if she's THIS crazy, she has to be THIS hot. You want the girl to be above this line. Also known as the 'Vickie Mendoza Diagonal'. This girl I dated. She played jump rope with that line. She'd shave her head, then lose 10 pounds. She'd stab me with a fork, then get a boob job. (pauses) I should give her a call.

BlahBlah: So, we know how Marshall and Lily met... Robin, how did you and Barney meet?
Robin: No. (laughs) No, no, no, no. No, no no, no, no, no, no, no - no. Barney and I are not together. No. No.
Barney: Really? Sixteen "no's"? Really?

Barney: Ted, the only hot girls that troll the Internet for dudes are crazy, hookers or dudes.
Ted: OK, she's not crazy, she's not a hooker, she's not a dude. Though there's this guy I pass on my way to work every day who's all three - scares the hell out of me!
Related Posts with Thumbnails