Galatasaray 0-0 Bursaspor || İyi Maç, Kötü Polis

Birisi şampiyonluk, diğeri şampiyonluk ümidi taşıyan iki takım sahaya oynamak ve kazanmak için çıkmış. Kasımpaşa-Fenerbahçe maçının sonucunu da düşününce beraberlik de iki ekip için tercih edilesi bir sonuç değil. Bol pozisyonlu, mümkün olduğunca pasa dayalı, tempolu bir oyun izlerken bir adam çıkıyor ve yersiz bir otorite gösterisi için kornerlerdeki itişmeleri es geçmemek uğruna iki takımı da anlamsızca eksik bırakıyor. Maçın şekli şemali değişiyor, oyunculardan da taraftarlardan da bir şeyler alıp götürüyor bu adam. Sahada da polislik yapmaya çalışan bu adamın adı ise Bünyamin Gezer...

Galatasaray iki haftadır kazandığı tertibiyle çıktı Bursaspor önüne, bekliyorduk. Yaratıcı oyuncu kontenjanından oynayan Elano, Arda ve Keita'nın formsuzluğunu Giovani dos Santos ve sakatlıktan dönen Milan Baros kapatmasını bilince eli yüzü düzgün birçok Galatasaray akını izledik takımdan. Özellikle Milan Baros takım adına en kritik roldeki adam olduğunu yine gösterdi bu maçta. Topu alışı, tutuşu, deparlarıyla hakikaten muazzam bir oyuncu Baros, şu ligin de açık ara en iyi forvet oyuncusudur nazarımda. Onda sonlanması gereken hücumların gelişme sürecini dahi olumlu etkiliyor Çek forvet, bugün aldığı topların hemen hemen hepsini çok doğru şekilde servis etmesini bildi. Pozisyon sonlandırma fırsatı pek olmasa da Galatasaray adına en iyilerin başında geliyordu.

Ertuğrul Sağlam sağa yatık bir kontratak takımı kurgulamış, Ali Sami Yen'den bu şekilde galip çıkabileceğini düşünmüş. Volkan Şen'in önüne atılan toplarla geniş alandan faydalanmak, Sercan'ın da sağa gelmesiyle bu ikili üzerinden pozisyon üretme fikri Bursaspor'da net bir biçimde okunuyordu. Ozan İpek'ten ise uzak forvet olarak atağın yönü değiştiğinde ve defans dengesiz yakalandığında oldukça başarılı olduğu bitirici vuruşlarıyla gol bekleniyordu. Galatasaray'ın beklerinin problemli olduğu bir sır değil. Defansın göbeğindeki sıkıntıyı Hakan Balta'yı ortaya kaydırarak Neill'la beraber çözme yoluna giden teknik heyet bu tercih sebebiyle sol tarafta elle tutulur tek alternatifini de kaybetti. Hem Caner'in, hem de Sabri'nin oyunda bir defans oyuncusundan çok kanatta görev alan bir orta saha oyuncusuymuş ve idareten savunmaya gelmiş görüntüsü bu bölgeleri işlemek isteyen her takımın işine geliyor. Bursaspor için de farklı olmadı bu. En doğru, en ideal şekilde oynadılar bugün. Pozisyonlar da ürettiler. Gol de atabilirlerdi, tıpkı Galatasaray gibi.
Galatasaray'ın golle sonuçlanması muhtemel akınlarının içindeki Keita imzası bu kez beklenenin aksi yöndeydi. Hemen her topu ezdi, pas ve şut tercihleri berbattı. İki kez üst üste kaçırdığı gol pozisyonu Galatasaray adına maçın en net pozisyonuydu. Tamam, gerçekten büyük yetenek ama bu patlayıcı özelliğini ne zaman göstereceğini kestiremiyorsunuz. Bu şekilde oynadığında da takımı yukarıya çıkaran bir oyuncu olmaktan ziyade takımın hücum aksiyonlarını da baltalıyor. Bugün Galatasaray gol atamadıysa tahtaya ilk yazılması gereken isim Keita'dır. Sağ tarafın diğer oyuncusu Sabri de ondan aşağı kalmadı gerçi, son 3 sezonun en kötü oyununu oynadı belki de bugün. Hele bir korner pozisyonu vardı, akıl almaz. Orta sahada taca çıkacak topu kornere atmayı başardı, çok absürd bir andı. Kızmak falan mesele değil lakin sakatlık dönüşü Sabri'nin ezber bozan oyununu görmek henüz nasip olmadı. Kalan üç hafta da olsa da olur olmasa da Galatasaray adına zira bugünkü beraberlikle Şampiyonlar Ligi umutlarını da mucizeye bıraktı takım. Üç maçta alınacak üç galibiyet bile takımı 70 puana yükseltebilir en fazla. İkili averajda iki rakibinin de gerisinde olan takım için hiç de yeterli bir puan değil bu.

Her şeye rağmen güzel bir maç izledik bugün, deplasman tribününün kendini maça adamışlığını görmek, sahada önceliği oynamak olan iki takım izlemek, Bünyamin Gezer'e rağmen tatmin ediciydi. Galatasaray için sezon bitti sayılır pratikte, takım büyük bir ihtimalle üçüncü olarak tamamlayacak ligi. Gelecek sezon için çalışmalara da başlanmıştır şimdiden. Ne olursa olsun, sezon boyunca güzel futbol oynama çabası içerisinde olan takıma ben teşekkür ederim. İki maçtır Ali Sami Yen'de kendi takımımı desteklemekte güçlük çeksem de, rakip akınlarda heyecanlanan insanlar görsem de iyi bir 'sezon finali' oldu benim için. Bursaspor da liderliği kaybetse de Şampiyonlar Ligi elemelerini kazanmasını bildi. İkinci olmak bu sezon başında Sivasspor'un yaşadığı felaket senaryosunun bir benzerini onların da başına getirebilir ama teknik açıdan bu düzeyde bulunmak bile büyük iş. İyi bir takımlar, düzenleri var. Şampiyonlukta hâlâ Fenerbahçe kadar iddialılar bana göre. Bu mücadeleyi izlemek epey zevkli olacağa benzer...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

20 yorum:

Spooky dedi ki...

Tribünler bence maçtan sonra takımı çağırıp alkışlamalıydı. İstedikleri mücadele, futbol, pozisyon değil miydi? Arda da son dönemdeki formunun üzerindeydi. Dolayısıyla tribünler takımın hakkını verseler çok güzel olurdu. Hatta Bursaspor da bu alkışlardan pay almalıydı.

Ulema-i rezil-i rüsva: Spor yazari (veya skoru yazan) dedi ki...

Sivasspor maçının ardından şampiyonluk umutlarını,bu maçın ardından da şampiyonlar ligi umutlarını yitirdi Galatasaray.FR'ın dediği gibi takım bundan sonraki maçlarını kulubün onuru için oynayacak.Bu sezon yaşadıklarımız çok büyük bir ders niteliği taşıyor,hepimiz için.Hepimizden kastım; Yönetim,Futbolcu,Taraftar.
*Yönetime ; Başta, bonservis bedelsiz etiketli kaleci transferleri yapmanın fayda getirmediği,kiralama yönteminin (özelikle devre arasında yapılan), takım dinamiklerini olumsuz etkilediği,Güney Amerikalı futbolcularında uyum süreçlerinin çok uzun sürdüğü ve bir türlü takıma ve ülkeye alışamamasını.
*Futbolcuya;Kazanmak için, istemekten başka faktörlerinde olduğunun algılanmasını.
*Son olarakta bize,Bundan sonraki transferleri havaalanlarında karşılamaktan vazgeçip, sahadaki mücadelelerine göre oyuncuları değerlendirmeyi ve kendi değerlerimize sahip çıkmayı.

Umarım bu dersleri alırız.

90 + 3 dedi ki...

Baros konusunda aynen katılıyorum. ligin uzak ara en iyi forvetidir, liginde heralde en underrated oyuncusudur.
B.Gezer konusunda ise katılmıyorum. bu işin kabahatlisi o değildir. hakem diye sahaya kim çıkardı ise onu odur hatalı olan.
http://doksanartiuc.blogspot.com/2010/04/galatasaray-0-0-bursaspor.html da kendi maç yorumum var. burada lafı uzatmayayım daha çok.

özgür koç dedi ki...

Şunu anlamıyorum:

her iki takım da on kişi kaldıktan sonra neden arda turan çıkıp emre güngör oyuna giriyor ?

var mı mantıklı açıklaması olan?

90 + 3 dedi ki...

@özgür koç
o son bölüm biraz doktor ne yersen ye dedi gibi oldu. hem neticede kardeş kulüp fb'yi şampiyon yapmak için görevimiz bitmemişti. 6 puan verdik ama bursaya da çelme takmamız lazımdı.

ThePlaymaker dedi ki...

Oncelikle ellerine saglik iyi bir yazi olmus..bunyamin gezer'e gelince normalde hic sevmesemde bugun iyi bir mac yonetti...kornerlerdeki itismeler disina pek hatasi yoktu..kucuk faulleri vermeyerek macin hizini kemsedi ve hizli oyuna katkida bulundu...ara ara premier ligde mac yoneten hakemi animsatti..bu arada polis tabiri cuk diye oturmus :D...maca gelirsek gercekten cok guzel bir macti...gol izleyemesekte zevk verdi..bursasporun sampiyonluk sansina gelince ben hala fbnin bir adim onunde oldugun dusunuyorum.2 mac oynamasi disinda fenerbahcenin daha zor bir fiksturu var.(ankaragucu ve trabzon maclari).bir sozde ardaya.gercekten kabak tadi vermeye basladi.performansi ve ozellikle karakteri gittikce kotuye gidiyor.degisiklik olunca taraftar yine onu alkisladi fakat o umursamadi.keske alkislayip kucuk bir tesekkur etseydi aralari duzelirdi.sanirsam yonetim ardayi gozden cikardi.sezon sonu iyi bir fiyata satabilir..bence iki taraf icin de dogru olan bu..
Not:bir besiktasli olmama ragmen blogunu takip ediyorum..bu da ilk yorumum :D

Ulema-i rezil-i rüsva: Spor yazari (veya skoru yazan) dedi ki...

90+3 blogundaki yazıyı okudum.Öncelikle kırgınlıkla ve kızgınlıkla yazdığın belli, belki biraz sakinleştikten sonra parçadan çok bütünü görmen daha kolay olacak.Oyun disiplininden kopmamak adına kırmızı kart gören neil'ın yerine emre güngör'ü almış olabilir.Mehmet Topalı stoper'e çekseydi kazanabileceğimizi kim garanti edebilirdi?

pclion dedi ki...

Arda, tribünlerin bugün farklı bir tavır takınması gerektiğini ben de düşünüyorum ama o organizasyondan bariz şekilde uzaktı tribünler. Arda Turan çıkarken kimse farketmedi bile...

Ulema, ders alınacak çok şey var bu sezondan. Başta kadro planlaması olmak üzere. İyi transferin takımın ihtiyaçlarına karşılık gelip gelmediğini tartması gerekiyor yönetimin.

90+3, Baros en azından ilk yarı sonuna kadar sağlıklı kalsa şu gün lider Galatasaray olurdu diyorum rahatlıkla. Yazık oldu.

Özgür Koç, stoperde Hakan Balta’yı tek bırakmanın daha büyük zarar olduğunu düşünmüş olabilir, sonuçta orta sahalar çok hızlı geçiliyordu ve 3’e 3, 4’e 4 pozisyonlar izledik son dönemde. Tek stoperle gol yemememiz mucize olurdu. Arda’nın çıkması ise tercihtir, kırmızı sonrası oyuncu değişikliği tercihlerine daha yumuşak bakmak gerek bence.

The Playmaker, teşekkür ederim güzel yorumun için. Başka yorumlarını da beklerim :) Yalnız Arda’nın alkışlandığını duymadım ben stadta, Bünyamin Gezer’e tepki verirken arada kaynadı daha çok...

90 + 3 dedi ki...

@ulema-i rezil-i rüsva
kızgınlıktan ziyade kırgınlık var, o kesin. yazdıklarımı anlık bir tepki olarak görmüyorum ama dediğiniz gibi yaparak yarın tekrar okuyacağım, belki atladıklarım olabilir. yinede spesifik olarak yanlış bulduklarınız neler merak ettim

@pclion
baros konusu ise şüphesiz öyle, %100 katılıyorum. kaçırdığı maçların yarısında olsa yeterdi.

Cereyancı dedi ki...

Eski açık adına konuşursam Arda çıkarken elleri patlarcasına alkışladı insanlar..Adımız çıkmış dokuza bir kere bu saatten sonra ne yapılsa Arda eleştiriliyor şeklinde yansıyacak...

sembolist dedi ki...

uğur ellerine sağlık..
Mustafa sarp'ın bank asyada bile oynayamayacak kalibrede bir futbolcu olduğunu sene başında çok kez yazdım..Mustafa sarpı gibi kaçak dövüşen bir futbolcu,servet gibi sadece cüssesi olan futbolculara yol verilmeli.
Uğur caner konsunda ne düşünüyorsun?
vala hücumu düşünen yırtıcı bir sol bek kazanıyoruz sanki.Umarım bonservisi alınır.maç izlerken herkes isabetsiz ortalardan şikayetçei,fakat ısrar edilmeli o bölgede..

pclion dedi ki...

Cereyancı, ben Kapalının sol tarafındayım ama gerçekten Arda'nın duyabileceği türden bir alkış duymadım Eski Açık'tan, o sırada Bünyamin Gezer tezahüratı vardı. Zaten "bilerek alkışlanmadı" anlamında söylemedim, arada kaynadı daha çok. Ben de alkışlayanlardan biri olmama rağmen sesimizi duyuramadık gibi geliyor. Neyse, çok da önemli değil...

Cereyancı dedi ki...

Bu olay gereksiz uzadı zaten.. Arda hala kaşıyor açıklamalarıyla ama hiç gerek yok.. Bu saatten sonra önemi de yok gerçi dediğin gibi

SinekSavar dedi ki...

Daha geçen haftaki FB-BJK derbisinden sonra yazdığınız yazıda oyunun güzelliğinden ziyade başka yerlere kaymanın hoş olmadığından bahsediyordunuz.

Bu hafta ise ilk paragrafınız hakeme eleştri ile doldurulmuş.

Hakemin diğer mesleği ile nasıl bir bağlantı kurdunuz, gerçekten akıl alır gibi değil. Üstelik yazınızın başlığında bile bunu görmekteyiz.

pclion dedi ki...

Sineksavar,

Geçen haftaki derbiyle bu maçın bağlantısı nedir ki, nasıl böyle bir karşılaştırmaya gidebiliyoruz? Geçen haftaki maç daha gergin bir maçtı, üstelik o maçta da Hüseyin Göçek'in bence çok kötü bir yönetim gösterdiğini söylemiştim maç yazısında. Bilica olayının tartışılma biçimiyle ilgili yazdığım yazının hakemle ne alakası var? Hakemden, Bilica'dan bağımsız bir şeyden söz ettiğimi vurgulamıştım ben özellikle. Yazının sizin algınızdaki yansıması sizi ilgilendirir, ben söylediğiniz türden bir şey yazmadım. Hüseyin Göçek kariyerini zedeleyecek türden bir performans sergilemiştir derbide, net.

"Kötü Polis" ise mesleğine hakaret değil genelde de kullanılan bir tabirdir. Gerçek anlamda yazılmış bir şey değil o. "İyi polis, kötü polis" diye bir tabiri hemen herkes duymuştur diye tahmin etmiştim.

İlk paragrafta hakem eleştirisi geçtiyse gerisinde de maçı konuşmuşuz demektir. Çok istiyorsanız bir alt paragrafa geçer, hakemden bağımsız maç değerlendirmesini de bulabilirsiniz...

onur dedi ki...

Bana kalırsa puan kaybında hakemin rolü, takımda pas yapabilecek Arda-Elano-Gio'yu ardarda sahadan alıp yerlerine Mustafa-Emre-Jo'yu süren Rijkaard'dan fazla değildir. Gol yesek ne olacaktı sanki şampiyonluk mu gidecekti? Ya da beraberlik neyimize yaradı? Mustafa & Jo "topu şişirelim abi belki ceza alanı içi karambolde atarız bir tane" mantığı ile oyuna alınmışlardır kimse masal anlatmasın. E hani nerede "total futbol"??

ahmet serdar dedi ki...

başlık da yazı da gayet iyi...
tebrik ederim.

anfieldyolu dedi ki...

Kazanamasak da beni sevindiren bir oyun formatı gördüm sahada. Galatasaray bu ülkenin hücum futbolunu en iyi oynayan takımıdır uzun yıllardır. 96-2000 arasında da aynı tarz maçlara sahne olmuştu Ali Sami Yen. Galatasaray topuyla, tüfeğiyle yüklenir-ancak Bşiktaş gibi kimin nerede oynadığı, ne yaptığı belli olmadan değil, santraforu oyunun içine sokup, bek bindirmeleriyle, ikiye birlerle-, arka tarafında da, bu yüklenme sırasında, Bursa maçında da gördüğümüz gibi net kontralar verirdi. Sene başından beri, 1 gol atıp, ardından kendi sahasına bilinçsiz bir şekilde yerleşip, karambol golleri yemektense, oyunu rakip yarı sahaya yıkıp, oluşan açıklardan rakibin yetenekli oyuncularının fırsat bulmasını tercih ederim.

Galatasaray futbol takımı dik duruşunu bugün göstermiştir, son saniyeye kadar gol için her yolu denemiştir-hatta Hakan Balta geçen sezonun açılış maçı Denizli'den sonra ilk kez ikinci vuruş şansının olduğu mevkide konumlanmış ve güzel bir şut çıkarmıştır- ancak gole ulaşamamıştır. Keşke taraftarımız da takımımız kadar dik bir duruş sergileyebilseydi(onlara da yüklenmek için demiyorum, gayet başarılı bir maç çıkardılar ancak bu maçta insanın kendisini kaybedip detayları kaçırması da gayet doğal). Umutlarla başlanılan sezon, ilk ikiye giremeyerek bitse de, Galatasaray'ın nasıl bir takım olduğunu, Türkiye'de başka bir stadta göremeyeceğimiz hücum varyasyonlarını, tempoyu bize göstererek son görevini yerine getirdiğini düşünüyorum.

Heyecanı gördük bu sene, takımda yıldız olmadan şampiyon olduğumuzda da seyirci tribüne gelmiyor çünkü yıldız yok takımda deniliyordu. Bu sefer bol yıldızlı bir takımı da gördük hem biz hem yönetim,sanıyorum ki önümüzdeki yıl hem daha dirençli hem de seyirciyi yine tribüne çekecek bir takımı oluşturacaklardır. Şampiyonlar Ligi burnumuzda tütüyor hepimizin evet ancak vakti değilmiş daha demek ki, daha hazır daha güçlü daha oturmuş bir takımla bir kez daha çeyrek final görmek için olabilir belki de bu bekleyiş, böyle düşünelim ve bunun için düşünüyordur kulübün başındakiler dileğim. Yoksa eminim koymaz Galatasaray seyircisine Bursa'yı yenememek, Feneri şampiyon yapmak, özlem o Şampiyonlar Ligi müziği çalarken ürpermedir vücuttaki...

Ulema-i rezil-i rüsva: Spor yazari (veya skoru yazan) dedi ki...

21:45,ford,vodofone,mastercard,play station,Güntekin Onay,sabri Ugan,Asy kapalısı,Only you,flashing tv,hagi'nin Bilbao'ya attığı gol,haftanın en güzel gününün çarşamba olması ve daha niceleri.
anfieldyolu çok haklısın.

Adsız dedi ki...

Bıraksınlar dik durmayı etmeyi,bu takımın aklı Bursa maçında mı çalışmaya başladı.Sene başından beri rezil bir futbol oynuyoruz.Bir maç iyi oynadık diye dik durmakdan bahsediyorsunuz.Duygusal olmayın,taraftar abartılı olmadan protestosuna devam ederse seneye açık ara şampiyonluk ve seyir zevki veren bir takım çıkar.Öyle bir takımız çünkü.O yüzden dik duruştan bahsetmeyin,sene başından beri takım rezilleri oynadı.7 maç kazandık sene başında ilk iki maçta güzel futbol var daha da başka yok.Ama rezilleri oynadığımız,izlediğimiz takımın üstündeki formanın sarı kırmızıdan çok uzak rezil bir futbolcu kitlesiyle karşılaştık.Futbolcuya takılıp kalmayın,renklere aşık olun.O yüzden Metin gibi oynayın diyoruz.Oke?

Related Posts with Thumbnails