Galatasaray 1-2 Atletico Madrid || Sonu Hep Acı, Hüsran...

Bir kere şunu söylemek gerekiyor. Kötü oyun kıstası her maçta topa hükmedememek, Barcelona gibi pas yapamamaksa ya kendi ligimize ve takımlarımıza yabancıyız, ya da Avrupa'ya. Türk futbol tarihinde bu dominasyonu becerebilmiş bir takım vardı, o takım da 10 yıl önce rakibin hücum karakterini gözetmeksizin rakibi bozarak yapabiliyordu bunu. Pasla, teknikle bu işi başarabilecek bir Türk takımı yakın bir gelecekte olmayacak, buna Galatasaray da dahil. Önemli olan futbol aklını ortaya koyabilmek ve kendinden daha kapasiteli takımlara karşı gereken neticeye gidebilen bir yapı oluşturabilmektir.

Beşiktaş maçı özelinde başarıyla verilen sınav da buydu, Elano ve Arda'nın talihsiz değişiklikleri olmasa muhtemelen skor da aynı istikametde olacaktı. Bugünkü maçın özellikle ilk yarısında olan da tam da bu yöndeydi bana göre. Galatasaray topa hükmetmiyordu belki ama istediği tempoyu ve oyunu sahada oynatmayı biliyordu. Pozisyonları bulan ve değerlendirmeyen de yine Galatasaray'dı. Eldeki kadronun en iyi yapacağı iş de buydu zaten, en kaliteli elemanları uçta olan ve orta sahanın ortasında ortalama Sarp ve zirvesinde olmayan bir Topal'la değil Atletico, ortalama bir TSL takımına dahi yenilebilme imkanı var bu takımın. Bu ön alan oyuncuları ne zaman rahatlarsa o zaman Avrupa'nun üst düzey bir hücum takımı kimliğine bürünebiliyor Galatasaray. Med-cezir gibi gidip gelen de bu aslında.

Atletico'ya geçecek olursak Galatasaray'ın biraz daha uç versiyonu gözüyle bakıyordum onlara, iki maçta da bu kimliği ortaya koydular. Ön alanda müthiş oyuncular; Agüero, Forlan, Reyes, Simao. Arkası ise büyük bir boşluk, özellikle defans ve kale. Galatasaray'a karşı yarım adım öne geçmeleri ise Asunçao'nun istikrarı ve Raul Garcia'nın gelişiyle takımı toparlayan Tiago'nun rolünü bu maçlara yansıtabilmesidir. Oyunun Galatasaray yarı sahasına yıkılmasında onların payı var.

Maça dönelim. Galatasaray'ın kurgusu bu durumun farkında olduklarını, zaten yardırma potansiyeli olan bu adamlara fazla alan bırakmadan skoru tutmak ve mümkünse yetenekli ayaklardan bir gol çıkarmak üzerineydi. 0-0 cebinde olan ve rakibin hücum gücünden çekinen her Avrupa takımının yapacağını yaptı Galatasaray zira rakipten yiyeceğiniz bir gol atacağınızdan daha değerli oluyor sistem gereği, bugün Galatasaray'ı eleyen de bu oldu aslına bakarsanız. İlk devrede işleyen fakat ikinci devrede değişen ne oldu? Jose Antonio Reyes. Bu eşleşmeyi değiştirebilecek üç-dört adam vardı zaten. Galatasaray'da Arda ve Keita, Atletico'da Reyes ve Simao. Öne çıkan Reyes oldu bu dörtlüden, özellikle 46.dakikadan başlamak üzere gösterdiği hücum performansı durdurulamazdı. Sarı kramponuyla herkesi geçti, direğe takıldı, en sonunda Forlan'ı en olmadık dakikada ceza sahasında buluşturan pası attı. Forlan da bu anların adamı olarak affetmedi ve turu takıma getirdi.
Galatasaray, kadro verimi açısından ortalamasının altında bir dönem geçiriyor, özellikle orta sahanın sağlam duramaması ve forvetsizlik takımın potansiyelini aşağıya çekiyor. Geçen seneyi de katıp yorumlamak gerekir aslında. Bordeaux, Hamburg ve Atletico. Bunlar aşağı yukarı Galatasaray seviyesinde takımlar ve bu tip eşleşmelerde fark yaratan da ufak detaylardır. Bugünkü maçta çokça Reyes'in formu ve hakemlerin yetersizliğiydi. Ben tribünden pozisyonu göremedim, penaltıdır değildir bilemem ama maç içinde o kadar net faul ayrımları vardı ki hayatımda bir hakeme bu kadar bağırdığımı hiç hatırlamıyorum. Bir Slovakya, bir İzlanda deplasmanına gelmiş ve İspanya takımını yedirmeyeyim derdine düşmüş bir hakem izlenimi verdi bana. Hakem arkadaşlarımız da var, konuşuyoruz falan ama bu kadarı da fazla arkadaş.

Çeyrek final ve ötesine geçebilecek bir yolculuk bence erken sona erdi. Olsun, enseyi karartmadan Galatasaray'ın lige bakması ve şampiyonluğu alarak mücadelesini Şampiyonlar Ligi'nde kaldığı yerden sürdürmesi gerekiyor. Galatasaray öznesinin yerine Fenerbahçe de yazılabilir bakış açısına göre, Beşiktaş da. Bu yüzden şampiyonluk sadece şampiyonluk değildir deyip önümüze bakmak en iyisi. Bu sezonun bilançosunu ise bilahare çıkartırız, günler uzun. Zaten blog da epey boş kaldı, doldurmak gerek...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

28 yorum:

Nevzat dedi ki...

Su ekstra hakemlerin hic bir hamle yaptiklarini gören varmi Allah askina?
Adamin bir adim önunde 100% penalti var görmuyor.
Ayni seyi Juve - Ajax macinda gördum. Önemli olmasada 100% korneri görmedi, 2 metreden. Cok sacma buluyorum.

Sarp'in isi yok bu takimda.

Jesus dedi ki...

sarp max oynadı mı iyi ama biraz düşse performası kayboluyor.kapasitesi takımın altında...

ugur senel dedi ki...

bu macın özeti...

- devre arasında hatta sene başından beri hatta bir kac yıldan beri orta göbek dedik durduk karşılığında en son bomba dos santos oldu...
-mustafa sarp-ayhan breh breh breh...
-90 dakika mustafa sarpa bel bağlayan rijkard breh breh breh...
-sahi nonda kalsa idi acaba şu forvetsiz maclarımızda oynayan forvetlerden!!! daha iyi oynayamazmıydı ????

sonuc ilk 6 hafta havlu atılır dedim ,bu an itibari ile elde lig kaldı oda rakipler sağolsun ,son derece kalitesiz ligde bizi iyi destekliyorlar ama bu keyifde uzun sürmeyecek ,balon patlayacak malesef...

umarım CL potasında ilk 2 de bitiririz ligi ama pek ümit yok..

- kimse caner demesin ,adam gibi oynadı,koşdu belkide bizim adımıza sahanın en iyisi o idi..
-rijkardmı , hep destekledim destekleyecemde amma velakin adam bu gecenin fiyaskosu idi ...
-son olarak mustafa sarp gibi mubarek bir önlibero forması kirlenmeden ne güzel oynadı bu aksam yahu ,, önerim vede yönetime cahilane tavsiyem : rijkardı ,kendilerini kurtarmak istiyorlarsa sarp ,ayhan ,dos santos kadro dışı bırakılsın hemde sene sonu gönderilene kadar ...

nedegilefendim dedi ki...

Raul Garcia, Raul Bravo değil, dikkatinden kaçmış olacak, yorumu yayınlamana gerek yok.

pclion dedi ki...

Estağfurullah, uyarı böyle olduktan sonra hiçbir problem yok. :) Düzelttim...

excellence dedi ki...

Belkide adam iyi oynadi diye Raul, Bravo! gibisinden yazmistir :P

(durumu kurtarmak icin) hehehe.

Adsız dedi ki...

hala nonda mı diyosunuz adamın yürüyecek hali yoktu :)

maça gelicek olursak da rijkaardın sayesinde elendiğimiz yenildiğimiz bir maç oldu teşekkürler rijkaard.

amanteramco dedi ki...

Nasıl bir genç takımımız varki forvetsizlikten ağlarken birini çıkarıp oynatamıyoruz.O zaman kapatıp gidelim.Defansta oynatacak adam kalmaz güvenmeyiz forvette ha keza öyle o zaman ne işe yarıyorlarki.Barış beşiktaş maçında gayet iyi oynadı yerini gene gelene gidene eşlik eden m.sarpa bıraktı.Elano tamam sakatlandı bari e.çolak'ı al ayhan'ı alacağına.Defansta ise keşke emre güngör sakatlanmasaydı diyorum.

Murat URAN dedi ki...

Maçın sorumlusu bencede Rijkaard, 90 dk boyunca Sarp a tahammül edip, savaşan bir kaç oyuncumuzdan biri olan barış ı oyuna almıyor ve de yüzde 20 ile dahi oynasa performansı Uğur'u geçecek olan Sabri'yi kadroya alıp oyuna sokmuyor. Beğenmediğimiz Sabri'nin yokluğunda gördük ki savaşan, sonuna kadar mücadele eden, elinden geldiğince atağa çıkmaya çalışan tek oyuncumuz Sabri'dir

Çağdaş dedi ki...

benim sözüm canere, penaltı olması gereken pozisyondan sonra direk kırmızı görüp atılsa bir yere kadar hak verirdim, ama arkadaş sen sarıyla durumu kurtarmışsın, ona rağmen inatla aynı yanlışı yapıyorsun. bu dakikadan sonra bu davranış sinir, hırs, tahrik gibi argümanlarla açıklanamaz, düpedüz düşüncesizliktir.

Adsız dedi ki...

Enseyi karartmamak lazım ama biraz da insaflı davranmak lazım. Sadece Madrid maçları değil takım genel olarak vasatın altında kadroda sakatlar bahane olmamalı. Geri dörtlü ideal kadrodan (pardon sabri eksik ki o sabri geçen sezon kesinlikle gönderilmeliydi taraftarın gözünde yetersizdi), elano-sarp-topal orta da tamam, caner-keita, kewell bir eksik ama bahane değil geriye kalıyor sadece bir forvet eksiği. maç ali samiyende taraftar desteği bu da tamam. teknik direktör rijkaard yardımıcısı neeskens. her şey harika. sahada ne var iki pas yapamayan bir takım rakip üzerine geldiğinde sinen bir takım. bu bir futbol karakteri mi. böyle bir futbol karakteri olabilir mi. maçı iyi seyredin galatasaray topu rakip alanda tuttuğu anlara bakın. oyuna hükmedebileceği bir rakip var karşısında. basıp onu bozan bir takım yok. galatasaray madrid efsanesinde boğuldu dün gece. rakibe geniş alan vermemek kontra ataktan gol yememek için mahkum oynadı. yiyeceği bir golün elenmesine sebep olacağını bile bile hem de. mahkum futbol madrid'in elini kolunu sallaya sallaya pas yapmasına neden oldu ve sonunda beklenen gol geldi.

rijkaard yerine kulübede bülent olsa bugünkü yorumlar nasıl olurdu acaba. bülent'in bile oynatmayacağı bir futbolla kaybettiğimiz şu turdan sonra iyi kötü sistem içinde işleyen nonda'yı dos santos'a feda etmek etmenin sorgulanması haksızlık olur mu?

effe dedi ki...

dünden beri öfkem geçmedi. ayhan, barış, mehmet topal ve sarp ile bu kadar olur heralde. top çalamıdılar dün hiç. 3 metreye akıllı verdikleri pasların toplamı 10. ben forvetsizliği önemsemiyorum. zaten artık forvetsizde kalmıcaz, elimizde en kötü olasılıkla jo var. keşke yönetim şu meksikalı bebek yerine sağlam bir linderoth bulabilseydi takıma. neyse elimizde bir lig kaldı umarım ilk ikiye girer CL bileti alırız.

ugur senel dedi ki...

yürüyecek hali olmayan nonda bile son maclarda orada oynayanlardan daha iiyi oynardı,bunu anlamamak,görmemek ayrı komedi birde sene başından beri cok mücadele ediyor diye (işin esası hiçbir şey yapmıyor) el üstünde tutulan mustafa sarpın arda kadar bile top kazanamadığını,hiç bir şey yapmadan sahada dolanıp durduğunu görmemek ise ayrı bir yetenek istiyor malesef ...

mre dedi ki...

ben orta sahadaki barış, topal, sarp, ve ayhan'ın aynı sepete atılıp toptan eleştirilmesine karşıyım.
sarp'tan başlarsak sanırım avrupa kupası maçlarında kendine olan güvenini iyice kaybediyor. zaten top çıkarma sorunu olan orta sahada rakibin arkasına saklanıp oynamak gibi bir lüksü yok. hata yapmamak için hiç oynamamayı tercih etti. son iki maçta kazndığı top keita'dan azdır. sanırım bu dörtlünün kapasite olarak en sınırlısı. ortalama bir yedek olarak düşünülmeli.

barış; çok dinamik enerjik ama onda da futbol zekası çok fazla değil dolayısıyla yaratıcılığı sınırlı ama dün akşam oynaması gerekirdi diye düşünüyorum.

ayhan; aralarında hücum gücü en yüksek olanı. ama hem kafaca hem vücut olarak çok gerilemiş. yedek kalmak küstürmüş mü? vurdumduymaz mı yapmış anlamadım. seneye yolcudur.

topal; bence kurunun yanında yanan yaştır. özellikle ilk yarıda takım savunmasının bu denli başarılı olmasında önemli rolü vardı. tamam hücuma çıkmıyor ama ondan beklenen de bu değil ki, hele böyle bir maçta. bence daha iyisi alınana kadar yeri garantidir.

Adsız dedi ki...

Barışla mustafayı tartışmam bile.Ben barışın bir sürü önemli maçlarda müthiş oynadığını gösteririm.Barış hiç değilse oyuncuyu bozar bu kadar kolay pas attırmaz bu kadar kolay çalım yemez.Gerekirse sert girer oyuncuyu korkutur sahada dolanmaz.
Reyes dün çalım atmadı çalımı bizimkiler yedi.Bu kadar kolay çalım yenir mi

Adsız dedi ki...

Uğur Şenel sen onu bunu geç şunu anlat.

Diyordunki ligin 5. haftasında havlu atar takım. 5. haftada takım lider onu anlat bana.

Nevzat dedi ki...

Sarp'in hic top calmadi diyenler yanlis. Adam tam olarak hatirlamiyorumda Topaldan veya Elanodan cok guzel top caldi, tam kaleye vuracakken. Ve topu madridli oyuncuya pas verdi.

ortasahadakaleci dedi ki...

hangi birine kızsak ki ..
Caner varken .

ugur senel dedi ki...

adsız olarak onu bunu anlat diyen zatı muhteremlere ilk kelamım, medeni cesaret göstererek isimleri ile yorum yapmalarını kendilerinden bekliyorum öte yandan havlu atmadık falan demiş, lafımım ardındayım ilk 5-6 haftada havlu atarız dedim , avrupa-kupa gitti ,ligde rakipler sayesinde lideriz ama bunun uzun sürmeyeceğini hep birlikde göreceğizde siz isimsiz yorumlarla ancak klavye ardı pehlivanı olarak herhalde arazi olacaksınız...

la noyée dedi ki...

Dün akşam takım ilk yarı aslında gayet iyiydi . Aslında ilk yarı değil de Elano çıkana kadar desek daha doğru olur . Zaten futbol fakiri orta sahanın içindeki tek yetenekli adam olarak takımı ileri taşıyabiliyordu , agresifti .
Verilmeyen penaktının arkasına sığınmak gibi bir niyet içinde olmayayım diyorum ama yani elde değil . Dakika 80 olmuş maç 2-1 olabilir ve rakip 10 kişi kalacak . Bundan daha güzel bir şey olamazdı maç esnasında heralde .
Bir kaç laf da futbolculara söylersem çok olmaz heralde . Bir zamanlar bir Uğur vardı . Derdik ki ; bu çocuk sabri yi kesip milli takım ın sağ bekinde oynayacak . Sanırım o yetenek karlı bir günde Konya da kaldı . Yahu arkadaşım az bi bindirme yap ya . Keita garibim topla ilerlerken bakıyor yanına gelen yok giden yok .
Peki ya sarp ve topal a ne demeli ? Arkadaşım şu topu alın bizim kaleye değil de ileri doğru ilerleyin . Size kimse orda 5 kişiye çalım atın diyen yok . Elbetteki imkansız ama şöyle bi çalım yapın 5 metre ilerleyin o topla ki takım da arkanızdan gelebilsin . Artık tek yönlü yani sadece ''defansif'' orta sahaya yer yok dünya futbolunda . Yarın öbür gün Şampiyonlar Ligi nde oynayacağız daha vahim durumlar doğrubilir bu durum .
Eh bir de Caner var . Dünya da penaltısı verilmeyen ilk futbolcu sen misin arkadaşım ? Bu çocukluk , şımarlık nedendir kimedir ?
Son olarak yenilmek falan değil de bana en çok koyan , içime dokunan Kaptan ın golü yedikten sonraki buruk bakışı , başına öne eğmesi ... İçimi parçalaması ...

CaptainIrmak dedi ki...

Nonda Nonda diyenlere bir sözüm var benim! Kör Ölür Badem Gözlü Olur! Topu ileriye taşıyamayan pas yapamayan, baskı gördüğünde (fe7er maçı) eli ayağına dolaşan, sinen, bir orta saha varken Nonda değil, feriştahı olsa orda hiç birşey olmazdı ve biz yine elenirdik.Baros'un olmaması veya Nonda'nın gönderilmesi değildir sorunumuz.Sorun orta sahada Elano'ya eşlik eden zayıf baklalardır. Gemiler demir attığında gemiyi tutan şey çapa değildir. Gemiyi tutan çapanın bağlı olduğu baklalardır.Bu baklalardan bir tanesi dahi sağlam olmazsa Çapa(biz demir deriz)gemiden ayrılır.

Turu bize bu kaybettirdi.O ya da bu oynamalıydı demenin bir faydası yok.Orta sahamızda bulunan oyuncular yeterince iyi değiller.Mücadele etmeye halleri yoktu.Fizik olarak yetersiz kaldık.
Ayrıca bu orta saha bizim oynamak istediğim futbolu bize veremez asla.Pas futbolu yapabilecek oyuncular değil orta sahadaki topal-barış-ayhan-Sarp dörtlüsü.Hatta Emre Çolak A takımda sırf Ayhan'ın formsuzluğu sebebiyle forma bulmuştur diye düşünüyorum.Umarım beni yanıltır.

twilo dedi ki...

Galatasaray'ı forvetsizliği üzerinden eleştirmenin ne faydası ne de anlamı var. Esas sorun üç orta saha oyuncusundan sadece Elano'nun hücuma katkı yapabilecek kapasitede olması. Sarp ve Topal en iyi günlerinde bile olsalar birlikte oynadıkları sürece bu takımdan tam performans beklemek ancak hayal olur.

Adsız dedi ki...

Türk futbol tarihinde bu dominasyonu becerebilmiş bir takım vardı, o takım da 10 yıl önce rakibin hücum karakterini gözetmeksizin rakibi bozarak yapabiliyordu bunu. Pasla, teknikle bu işi başarabilecek bir Türk takımı yakın bir gelecekte olmayacak, buna Galatasaray da dahil. Bence 3 sene öncesinin fenerbahçesi şampiyonlar liginde çeyrek final oynayan takım bunu başaran asıl tek takımdır, kendi oyununu rakibine kabul ettirerek yüksek pas yüzdesiyle oynayan topa sahip olan bir futbol anlayışı vardı inter chelsea sevilla ya karşı her iki psv ve cska maçlarını saymıyorum bile.

pclion dedi ki...

Adsız, yorumuna bir derece katılırım. O takımın da yüksek bir potansiyeli vardı ama bir döneme damga vuramadı, çok yanlış transfer politikaları yüzünden. Çok büyük bir başarıdır ama takım olarak anılacak kadar bir arada kalmadı o kadro, Nisan 2008 ile Temmuz 2008 Fenerbahçe'si arasında dağlar kadar fark vardı mesela. Anlatabilmişimdir umarım...

ali anıl şahinci dedi ki...

Uzun bir aradan sonra yine yorum yazma gereği duydum. Artık sadece yazma isteğinden değil de, insanların fikirlerine bir cevap vermek için yazdığımı düşünüyorum. Bana katılır mısın Uğur bilmiyorum ama Avrupa Ligi'ne veda edişimiz olan dünkü maçtan sonra faturayı genelde hakeme kesen medyadan ayrı olarak tabandan (blog & forum taraftarlarından) gelen en büyük tepkinin Frank Rijkaard'a olduğunu farkettim. Bence bu sözler çok gereksiz ve düşünmek istemiyorum ama bence kasıtlı olabilecek boyutlarda.

Şu şekilde açıklamaya çalışayım. Ben ODTÜ'den mezun olduktan sonra gayet de takım tutmasını bilen, fanatikliğin sınırlarını aşmayan ama takımlarını da gayet iyi destekleyen iki Beşiktaşlı arkadaşımla beraber kalıyorum Ankara'da. (Galatasaraylı olduğumu belirtmeme gerek yok heralde) Onlarda biri, geçen beni kızdırmak için "Siz şu maçta -A. Madrid maçı değil, lig maçıydı şimdi hatırlayamadım- bir yenilin de, bu sezon kötü gidince Rijkaard gönderilsin" dedi. Ben de ona bunu neden istediğini sordum, hani takım karışsın ve artık klasikleştirdiğimiz bir Türk modeli olan sezon sonu hocayla arayı açma ve yeni teknik direktör senaryoları mı olsun yoksa F.R'dan mı çekiniyorsun, birşeyler başarabileceğinden mi korkuyorsun dedim. Cevap tabi ki ikincisiydi. Ardından ona çektiğim kalaylar (niye siz de kariyerli ya da potensiyelli birini getirmeye uğraşmayıp da bizimkini göndermeye medet umuyorsunuz gibisinden) üzerinde pek durmadan anlatmak istediğim noktaya geleyim. Aslında ben anlatırken herkesin bu noktayı anlamış olması lazım.

Yok Dos Santos ve Jo bu takımın oyuncusu değilmiş, yok takım defans mı yaparmış filan. Bir kere F.R. olmasaydı bırakın beğenmediklerinizi, zaten kimse gelmezdi. Sanki başımızda F.R. olmasa daha iyi adamlar koşa koşa gelecekmiş gibi. Ben işlerini gayet profesyonelce yürüten (teknik heyet, transfer komitesi, ve yönetim de dahil) ya da yürütmeye çalıştıklarından kuşku duymadığım insanların bu söylemlerin hedefi olmasından dolayı son derece rahatsızım. Sonuçta kişisel olarak inandığım ya da tabiri caizse bir aksiyom gibi kabul ettiklerim var. Mesela yönetimin Dos Santos'u bir seçim kozu olarak tamamen F.R'dan bağımsız ve habersiz getirdiği, ya da F.R'ın sadece Türkiye'deki kredisinin artmasını istediği için onu getimesi durumlarına ihtimal vermemem gibi. Sonuçta herkes sizden az Glatasaraylı değil ve onların getirdiği (F.R. ve ekibi) insanlar da bize gelene kadar işlerini kötü yapmış ve arayışta olan kişiler değil.

ali anıl şahinci dedi ki...

Daha da yazardım aslında ama sonuçta yorum yazıyorum, blog yazısı değil. Ama şunu da ekleyeyim maç özelinde, sonuçta en son A. Madrid'i yenmeye çalışan Barca'nın halini gördük. Sonuçta onlar Barca, her zaman yenilecek değiller ama o gün yenildiler. Oyuna bakarsak bir daha oynasalarak yenilmeyeceklerini de kimse garanti edemez. Bu yüzden perşembe akşamı yenmeye çalışmadan elemeye çalışmak korkaklık olarak nitlendirilemez. Sonuçta unutmayalım ki insanlar F.R'a salladıkça ve yandaş buldukça kendilerini haklı gibi görüyorlar. Ama unuttukları bir şey var, F.R. da eğer sizin seviyenize (gerek mesleğe saygı bakımında külrütel, gerekse posizyonuna bağlı olarak) inse idi onun da diyeceği bir kaç şey olurdu. Sonuçta istediğiniz kadar taktiksel olun, elinizdeki kadro karşınızdakinden kat kat (çoğu mevkide, belki arda-keita hariç) üstün bir takımla karşılaşıyoruz. O takımın denk bir oyun sonrası bile bizi yenmesi olası iken, bunca uğraşın görmezden gelinmesi, başarısızlığın F.R'ın koltuğunun altına sıkıştırılıp yollanmaya çalışılması bana haince geliyor. Maddi durumu belli bir klüp olan Galatasaray, şimdilerde gelecek için güzel adımlar atmışken (gerek stad, gerek teknik kadro, gerek altyapı, gerek mali durum) takımın ayağını kaydırmaya çalışmak, bunu da sadece kendi egosunu tatmin etmek için yapmak tekrar ediyorum bana büsbütün haince geliyor.

Ne bekliyorduk Avrupa Ligi'nden? Maddi gelir? Bir şey getirmediğini herkes biliyor. Başarı? Olabilirdi. Ama olmadı, ilk defa mı olmadı, bu yıl kaç takım başarısız oldu kendi kulvarlarında ve hedeflerinde? Birsürü. Rezil olduk da mı elendik? Kim diyebilir? Maçı yöneten hakem nerelerde? Kim bilir nerede. İlk kez mi teknik ve yönetimsel hata yapıldı, göreceli olarak? Hayır. Türkiye'de hata yapan tek takım Galatasaray mı? Hayır. Dünyada öyle mi peki? ...

Sonuçta takıma değil, teknik kadroya değil, yönetime değil belki ama bir bütün olarak klübe destek çıkma ve bütünleşme zamanı. Haa, tam şimdi mi bu an, hayır her zaman. Ama anlayamayanlara şimdi.

Yorumumdan alınmaca gücenmece yok. Herkes gibi ben de üzgünüm & kıgınım elendiğimize, herkes gibi ben de dedim içimden acaba şöyle olsaydı diye. Ama herkes sosyal olarak kendinin bilincinde olmalı, atıp tutmamalı.

Fazla uzun oldu, okuyanlara teşekkürler, Uğur'a ise ayrı bir parantez açmak lazım. (:)

Not: Bu arada yeni dikkatimi çekti özgeçmişini okudum Uğur, kağıt üzerinde meslektaşmışız. Hadi bakalım...

amanteramco dedi ki...

Yorumların bu kadar yumuşak olmasının tek nedeni teknik direktörün ismindendir.Geçen sene h. şaş ıslıklanıyordu.Bu sene aynı konumda d.santos var.
Herkes orta saha diyor ama bu barışlar m. topallar falan felkamp zamanında canavar gibi top oynuyorlardı.İçerde oynadığımız bir vestel maçı vardı 6-3 biten resmen maçı domine ediyorduk.Ben bu sene daha öyle tek bir maç görmedim.Bana kalırsa sorun kondisyon yada mental olarak.Bunun olmasıda normal kondisyondan daha çok pas çalışıyoruz diyor futbolcular.Bu futbolculara 2 sene pas çalıştırsanız gene verim alamassınız.Çünkü paslı oyuna uygun değiller.O yüzden yapılması gereken bu sene bitene kadar kondisyona biraz daha önem vermektir.

Metin dedi ki...

Lig maçlarında Rijkard'ı eleştirdiğim çok oldu.Çünkü biz bu ligi domine etmek zorundayız ve rakiplerimiz bize önlem alarak çıkmalı.Fakat İst. belediye maçıda dahil sahada topu tutan adamların çıkıp, yerine tek yönlü ortasahaların ya da stoperlerin sokulması çok canımı sıkıyordu.Avrupa maçlarında özellikle Atletico Madrid gibi oyuncu kalitesi üst düzey takımlara karşı forvetiniz yokken defansif bir anlayışa sahip olmanız çokta yanlış değil.Bu tür maçlarda önemli olan evinizde gol yememektir.Fakat eminim ki maç 1-0 olduğunda hepimiz elendiğimizin farkındaydık.çünkü 1-1 hiç bir anlam ifade etmiyor.Deplasmanda olan takım avantajlı konuma geçiyor,ikinci ayakta.Geçen yıl savunma,bu yıl forvetimiz yok,suçu yönetime atmakta doğru değil,tamamen şanssızlığa bağlamakta,artık lige konsantre olup şampiyonluktan çok şampiyonlar ligi düşlenerek maçlara çıkılmalı.Çünkü o zaman kaliteli bir futbol ortaya konabilir...

Related Posts with Thumbnails