Kaka & Michael Fink & Taner Gülleri

Üç transfer haberi düştü bugün bizlere. Birisi Avrupa'dan, birisi İstanbul'dan, diğeri Anadolu'dan. En ilgi çekici olanı şüphesiz devre arasının göstermelik bayrak adamı Kaka'nın Real Madrid'e geçişi. O zaman da söylemiştim, bu güzel lafların içi o kadar da dolu gelmiyordu bana. Taraftar bu kadar tepkiliyken onları memnun etmek, bu masala inandırmak için söylendiği belliydi. Manchester City kim arkadaş, ben gidersem Milan'dan daha iyi kulübe giderim arkadaş diyemediği için arabesk kültüründen fırlama açıklamalar gelmişti. Olsun, o dönem için taraftarını memnun etti, hatta buralarda bile övgüsünü aldı ya, söyledikleri karşılığını almış oldu. Şimdi rüyadan uyanma zamanı. Kaka 120 milyon euro'ya değil ama 64.5 milyon euro'ya Real Madrid'de. Bülent abi 2.7 milyon euro da Sao Paulo alacak demiş, bu payın ne olduğunu merak ettim açıkçası. %2 yetiştirici kulüp payı desek daha az ederdi sanki, bonservisinden pay desek bu kadar küçük bir payı kim kabul eder? Bilgisi olan arkadaşlardan birisi aydınlatırsa çok sevineceğim.

Kaka geldi, söylenenlere göre Villa da yolda. Villa'yı hep Barcelona'da düşünmüştüm ben, Real Madrid'in Kaka'yla beraber onu da getiriyor olması Madrid tarafının tekrar contender olma niyetinde olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Becerebilirlerse Ronaldo-Kaka-Villa gibi insan üstü bir hücum hattı izleyeceğiz. Ribery de İspanya yolunda, o da Madrid'le anılanlardan. Bence Barcelona'ya daha iyi oturur Ribery ama kim alırsa alsın, İspanya'nın şenleneceği kesin. Madrid süperstar transferinde 1-0 önde, Ribery-Kaka-Ronaldo gibi bir üçlüyle 3-0 yapmadıkları sürece Barcelona'nın oturmuş kadrosuyla hala psikolojik üstünlüğü elinde tutacağı düşüncesindeyim. Bu transfer dönemi hem yurt içinde hem de yurt dışında baya şenlikli geçiyor. Kriz mi var demiştiniz?

Madrid'in bu hamleleri sadece İspanya'yı değil tüm Avrupa futbolunu sarsacak. Almanya, İtalya ve İngiltere liglerinin en önemli oyuncuları bunlar, bu da taşları yerinden baya bir oynatacaktır. Bu da yeni yatırımlar ve giden oyuncuların yerini doldurma amaçlı yeni hamleler demek. Bu domino taşları bizim Arda'ya kadar gelir mi, bilmiyorum ama yönetimin anlaşılan onu bu sene satmaya niyeti yok. Benim Arda Turan transferiyle ilgili görüşüm de yönetimin tavrıyla uyuşuyor aslında, katılamasak bile 2010 Dünya Kupası sonrası değerlendirmek, piyasanın canlı olmasını beklemek en mantıklısı. Rijkaard yönetiminde geçireceği 1-2 sene Arda'nın Türkiye kaynaklı duraklama dönemini atlatmasını sağlayabilir.Michael Fink, Beşiktaş'ın yeni Alman orta sahası. Şampiyonluğu Beşiktaş'a getiren Ernst hamlesinin arkasını getirme derdinde yönetim, çok da kötü bir strateji sayılmaz. Çift hanelere ulaşan yabancı oyuncu sayısını hesaba katmazsak elbette. Fink'i daha doğrusu Frankfurt'u izlediğim maç sayısı 1-2'yi geçmez, o maçlarda da pek alıcı gözle izlememiştim açıkçası. Borges üstad bloga bir süre ara verdi belki ama ortaya koyduğu birikimden faydalanmaya devam edeceğiz anlaşılan. İlk dedikodular çıktığında güzel bir değerlendirme yapmıştı, merak eden şurdan buyursun.

Zapo ve Delgado bu transferle beraber topun ağzına gelmiş durumdalar, Seric, Gordon ve Higuain gibi geçtiğimiz sezondan kalanlarla birlikte. Fink'e bonservis bedeli ödenmedi belki ama bu yabancıların bir kısmı giderken hatrı sayılır tazminatlar koyacaktır ceplerine. Delgado'nun talibi varsa 4 milyon civarı bir bonservis gelir diye tahmin ediyorum, belki biraz da Zapo'dan. Diğerleriyle şimdiden görüşmeye başlasa iyi olur Beşiktaş yönetimi. Burda iki kritik soru işareti geliyor aklımıza. Zapo'ya ödendiği belirtilen 4 milyon euro'ya yakın bonservis bedelinin sorumlusu kimdir, daha da derine inersek bu paranın ne kadarlık bir bölümü gerçekten bonservis bedelidir? İkincisi sezon ortasında Ülker'e Delgado'nun bonservisini almak için ödenen para hangi akla hizmet ödenmiştir? Beşiktaş'ta şampiyonluk sonrası yönetim belli bir kredi kazandı ancak yalancı bahar çok uzun sürmez bu diyarlarda, Canaydın'ın tarihi 16. şampiyonluk sonrası 2 ay gibi kısa bir sürede bizi ayıltmayı başarması gibi. Söylemedi demeyin.
Bir de Taner Gülleri'nin İBB'ye geçmesi var ki o da bizim ülkedeki romantik taraftarlar tarafından üzüntüyle karşılanan haber oldu. Uzun zamandır Anadolu'dan bayrak adam çıkmıyordu, çıkanlar da "Üç büyükler de tabii ki oynamak isterim." gibi klişe ötesi söylemlerde bulunmakta bir mahsur görmüyordu. Taner Gülleri'de farklı olan bu önemli performansına rağmen yaşının üç büyüklere gitmeye müsade etmeyecek olmasıydı bir anlamda. Kocaeli halkı ve taraftarı onu sahiplenmişti, hatta biraz daha abartayım, neredeyse her şehir takımı sempatizanı sahiplenmişti onu. Burda da rüya sona erdi bir bakıma, Kayserispor belediye başkanının dediği gibi parayı veren düdüğü çaldı, Taner yıllık 1.6 milyon TL karşılığında imzayı attı taraftarsız, futbol kültürü olmayan İBB'ye.

Bu hem İBB açısından hem de Taner açısından hayırlı bir anlaşma bana göre. Bu kadar iyi pas koordinasyonuna sahip bir takımın son 4-5 haftadaki çıkışı olmasa küme düşecek durumda olmasının en kritik nedeni istikrarlı bir golcülerinin olmamasıydı. Türkiye liglerinde ara ara popüler olan ama aslında seviye olarak ligin çok altındaki santraforlardan biri olarak gördüğüm Bebbe, Bank Asya'da gösterdiği iyi performansa rağmen Süper Lig'de ana santrafor olarak oynayacak tecrübeye ve oyun zekasına sahip olmayan İskender Alın ve tüm meziyetlerine rağmen ondan bekleneni sezon boyu birkaç maç hariç veremeyen Gökhan Kaba'yla forvet hattı kurarsanız ligde zar zor kalmanız sürpriz olmaz. Taner Gülleri bu oyuncuların üstündeki yükü de alacaktır, yardımcı forvet rolünde bu oyuncuların da performansı artacaktır. İbrahim Akın için transfer söylentileri devam ediyor, başta Fenerbahçe olmak üzere. Burdan gelecek bonservis bedeli Taner'e ödenen yıllık ücretin büyük bölümünü, belki de tamamını karşılayacaktır. Sırf bu hamle bile İBB'nin gelecek sezon ligde kalması anlamına gelebilir şimdiden.

Aldığı eleştirilere rağmen ligin en istikrarlı hocalarından biri oldu Abdullah Avcı, ortalamanın üstündeki her hoca 3. senesinde takımı bir üst seviyeye taşır diye bir futbol fikrim var, Anadolu özelinde bunu sınayacak iki hoca var şimdiden. Birisi Abdullah Avcı, diğeri Bülent Uygun. Bakalım ikisi hem kendini hem de takım düzenini geliştirmeyi başarabilecekler mi?

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

14 yorum:

Spooky dedi ki...

taner gülleri'nin bir kanala ayak üstü yaptığı açıklamalar vardı hem ikinci lig de oynamak istememiş hem de kulüp karışıkmış biraz kalabileceğim ortam oluşmadı ben misyonumu tamamladım dedi ki haklı bence kocaelispor'un en zor döneminde hem kaçmadı hem takımı sırtladı. son demlerinde iyi bir sözleşme imzalamalıydı yıllık 1.6 milyon Tl de gayet iyi 500bin-700bin bandından kurtulmak açısından..

apaç dedi ki...

taner'e 1.6 milyon avro ver,

denizlispor'un almak için her yolu denediği; fakat muvaffak olamadığı adriano için satürn'e 1.3 milyon avro bayıl,

ibrahim akın'a da bir o kadar para saç,

beşiktaş'ın elinden bebbe'yi kap,

gökhan kaba gibi -ki kendisi bülent uygun'la çalışma şerefine nail olduğu ilk gün, ikinci bir mehmet yıldız olucaktır- üst düzey bir forvetten nemalanama,

bank asya'nın en tehlikeli forvetinden kanat oyunsusu yaratmaya çalış,

ali güzeldal gibi, 10 numara potansiyelli bir adamı bitir,

neredeyse her istediğin transfer yapılsın,

ama senin yarınla takım kuran bülent uygun'un topladığı puanların 3'te 1'ini toplayama.

ve ardından çık ''sevimli futbol da sevimli futbol'' de.

hep söylüyorum, bu ligin en başarısız teknik direktörüdür abdullah avcı.

bulmuş şeker gibi başkanı, bulmuş 16 hafta galibiyet alamayınca tepki koyan bir allahın kulunun olmadığı kulübü, almış arkasına koca belediye'yi dalgasını geçiyor.

elbet yeniler tabii sözleşmesini.

çünkü o da farkın da eskişehir ya da bursa gibi bir takıma gittiğinde takkesinin düşüp, kelinin görüneceğinin.

sevimli futbolmuş, turuncu formaymış, izleyenler zevk almalıymış..

ulan adam 70 milyara murat erdoğan'ı alıp, son haftaya kadar şampiyonluğu kovalıyor.

takımının en fazla alan adamı mehmet yıldız, senin ibrahim akın'a verdiğin paranın yarısına oynuyor.

neyin sevimli futbolu, neyin göze hoş geleni!!?

apaç dedi ki...

kaka'yı da transfer ettiği çok iyi oldu real madrid'in.

bu sene barcelona çok kupa aldı, yeter.

biraz da real madrid alsın.

aksilaz dedi ki...

Dünyanın en buyuk klübü Real Madrid'dir. Son 3-4 yılda duraklamıştır ancak yinede en buyuk odur. O yüzden Villadan sonra Ronaldo ile devam edecektir bu hamle. Ribery konusu ise VanDer Vaart+Sneijder ile çözülebilir. Kimse zarar etmemiş olu kanımca bu takasla. Çünkü Ribery Bundesliga için fazla geliyor.

Taner Gülleriye hangi akla hizmet o para verilir bunu anlamak güç.

Fink gibi oyuncuların Türkiyede çok olduğuna inanıyorum. Kendisinin Cisseden ne fazlası var onu merak ediyorum.

Noat SamisA dedi ki...

Seriç'in sözleşmesi fesh edilmişti, Higuain de halihazırda Independiente'nin sözleşmeli oyuncusu, Beşiktaş ile hiçbir bağı kalmadı. Bir tek Gordon var, o da Duisburg'da kalır. Cisse-Fink değişimi diyelim.

pclion dedi ki...

Doğru diyorsun Salih, Seric aklımdan çıkmış ama Higuain'i ilk defa duyuyorum. Düzeltmiş olalım böylece...

alperensaylar dedi ki...

sanırım yetiştirici payı değil sao paulo'nunki, sonraki transferden pay alma durumu.

father vic dedi ki...

uğur çok çok alakasız ama gecenin bu saatinde aklıma takıldı..semih kayanın son durumu ne biyerde bağları koptu die duyuyorum biyerde esnedi ciddi bişi yok die..1 ay oldu sanırım ve ameliyat oldu die de bi haber görmedim duymadım..sezon başı hazırlıklarına yetişicek mi yoksa durum kötü mü??

Nevzat dedi ki...

Isvecte hergün Ibrahimovic'in transferi yaziyor. Moratti Barcelonada Laporta ile görüsmüs. Eto'o arti bir miktar para öneriyor Barca. Bu konuda ne düsünüyorsun Ugur?
Bence Ibra, Messi ve Ronaldo'yla beraber dunyanin en iyi oyuncularindan.

pclion dedi ki...

Semih'in durumu son olarak esneme diye söylendi, daha ağır bir durum olsa yeni haber geçilirdi. O yüzden içimiz rahat olsun.

Ibra transferi ise büyük olay olur, hele Eto'o işin içinde olursa. Kesinleştikten sonra konuşuruz onu da...

GOKHAN dedi ki...

Federasyon sitesinde Runje'nin dahi Beşiktaş ile kontratı olduğu görülüyor ki, noat samisa'da belirtmiş, dönecek oyuncu bir tek gordon, onu da muhtemelen ya tek taraflı sözleşme feshi ile veyahut duisburg ile durmak yok yola devam kararı ile hale yola koyacaklardır.

Kaka transferi tıpkı Zidane'ın Juve'den Real Madrid'e transfer hikayesine benzedi, o dönemde benzer şeyler olmuştu, yeni bir Zidane efsanesi Kaka ile Real'de tekrar doğar ise istenen hedefler kısa vadede gerçekleşir.

abeyle dedi ki...

Kaka'ya biraz haksızlık olmuş gibi.Adamın Madrid için yaptığı ilk açıklama "aslında Milano'da kalmak istiyordum ama onlar maddi açıdan rahatlasın diye buradayım."oldu. Madrid taraftarlarına bile Milan para kazansın diye geldim diyor.Başkaları gibi "Doğuştam x'liyim" yada "Dünyanın en büyük takımına geldim" gibi açıklamalar yapmıyor.

erdersson dedi ki...

taner çok iyi bir transfer olmuş.ofansif oynayan ibb de daha da verimli olacağını düşünüyorum.abdullah avcıda verimini artırmak için çok idealdir.tanerin gol vuruşlarındaki klası şimdiye kadar görememek neyle açıklanabilir?herhalde herkesin gözü dışarıda olduğu için içeriye bakan yok.birde ibb maçlarını sarıyer-zeytinburnu-bakırköy gibi eskiden süper ligde oynamış takımların sahasında oynarsa hem seyirci hemde nostalji olur.bunu ciddi düşünmeleri lazım.ibb nin pozitif oyununu 100-200 taraftarın izlemesi bir kayıptır.

erdersson dedi ki...

galatasarayın kiralık gençleri ibb ye verilse iyi bir tercih olur.hem süper ligde oynarlar.tecrübe kazanırlar.hemde abdullah avcının elinde gelişme gösterirler.tabi bir dezavantajı varki çoook başarılı olup galatasarayı geçmemeleri:))

Related Posts with Thumbnails