Beşiktaş 0-0 Galatasaray || Atamayana Atamayanlar

Beraberliğin çok da kötü sonuç olmadığı maçların çilingiri ilk goldür, o gelmeyince de belli sınırların dışına çıkmayan bir derbi izledik. Pozisyon yok denemez, iki tarafın da kendince doğruları vardı ve oyun oynandı fakat topu ağlara gönderip dengeyi bozabilen olmadı. Atamayana da atamadılar, sonuç 0-0.

Galatasaray'da Fatih hoca dizilimi bozmasa da sol dışa Engin'i, göbekte Selçuk'un partnerliğini ise Ayhan'a vererek tamamen orta sahayı tutma üzerine bir oyun kurduğunu gösterdi. Burada amaç son haftalarda Aurelio-Ernst ikilisiyle oynayan Beşiktaş'a içeri giren Engin'le beraber üstünlük kurmak ve oyunda inisiyatifi elinde tutan taraf olmaktı. Aslında topla oynama açısından bakıldığında istenilen oldu fakat esas sorun bu topla ne yapılacağı. Kazım topla çıkamadığı gibi kendisini savunma arkasına kaçıran ender topları da çok verimsiz kullanıyor ve kaybediyor. Formsuz bir Kazım bir takımın tek hücum geliştirme opsiyonuysa o takımdan oyun içi gol beklememek lazım. Öbür tarafta Engin de bir kanat oyuncusu gibi kullanılamadı, beklerden Eboue ile Hakan da bu bölgelere destek veremedi.

Özellikle 20.dakikadan sonra değişen ise Beşiktaş'ın Galatasaray orta sahasını tek ayak üstünde yakalayabilmesi oldu. Galatasaray savunmasının uzun topla ya da garanti pasla çıkamadığı anlarda topa Engin-Ayhan-Selçuk üçlüsünden önce müdahele ederek bu bölgeyi pasifize eden siyah-beyazlılar, doğrudan beş oyuncuya yüz yüze hücum etme fırsatını birçok kez buldu ve buralardan pozisyon çıkardı. Quaresma ile İsmail de Eboue'nin bölgesini iyi değerlendirdi, duran toplar kazanıldı ancak Semih'in boş kaleye giden topa müdahele etmesi, Muslera'nın başarılı kurtarışları golü engelledi.

Burada Semih'e bir parantez açmak gerek. Soğukkanlı bir karakteri olduğunu zaten biliyoruz, heyecanla pek işi olan bir oyuncu olmadı hiçbir zaman fakat henüz maçın başında sarı kartı almışken bu kadar sakin olabilmesini ayrıca takdir etmek gerekiyor. Arada topa sert müdaheleleri ve dengesiz kafa topu çıkışları oluyor fakat oyun genelinde savunma gereklerini mükemmele yakın yerine getiriyor ve topla takımdaki tüm savunma oyuncularından çok daha yumuşak olmasıyla da fark yaratıyor. Allah nazardan saklasın demek her futbolseverin borcu bana göre, çok sağlam gidiyor. Servetlerin, Zanların boyunduruğundan kurtulma zamanı...

İkinci yarı öncesi iki hoca da aksayan orta saha düzenleriyle ilgili müdaheleler yaptı. Fatih hoca göbeği daha enerjik bir Sabri'yle hareketlendirmek isterken, Carvalhal, önceki haftalara göre oldukça pasif gözüken ve etkinliği çok sınırlı kalan Veli'yi alıp Necip'le göbeği üçledi. Fakat sakatlık bu iki hamleyi de boşa çıkardı, belki de maçın kaderini çizen anlar bunlardı. Sabri'nin yan bağlarında, Necip'in kaval kemiğinde önemli sorunlar var ve bu iki oyuncu da 1.5 aya yakın sahalardan uzak kalacak gibi görünüyor. İkisine de büyük geçmiş olsun, inşallah daha ağır bir durumları yoktur.

Son 10 dakika ise maçın genelinden daha hareketli geçti denebilir, özellikle Eboue'ye gelen yabancı madde ve sonrası... Eboue, biraz da kendine gelen maddeyi de hakeme göstermek adına abartılı hareketlerde bulundu. Eyvallah, gelen geldi fakat onu alıp hakeme vermek ve kenara çekilmek ile sakatlanmış gibi yapmak arasında fark var. Bu noktada bir uyarıyı hak ettiğini söylemek gerekiyor lakin taraftarın da pek masum olduğunu söyleyemeyeceğim. İşi inada bindirmeleri Beşiktaş'ın da çok işine gelmedi. Son bölümde top hakimiyetinin Galatasaray'a geçmesinde verilen aranın da payı vardı bana göre.

Galatasaray'da ise sorun şu: o pası atacak oyuncu kim? Belki bugün Q7 ya da muadili tipi bir oyuncu sarı-kırmızılılarda olsa 1-0'a gidebilecek birçok pozisyon üretilebilirdi ama o ekstra işi yapacak adam olmayınca ceza yayının orada pas yapan Riera, Selçuk ve Engin, takımın iki forveti Elmander ve Baros oyundayken bir türlü bu adamları doğru yerde topla buluşturamadı ki bu önemli bir sorun. Baros oyuna girince biraz daha kendini arkaya atan Elmander'in birkaç dripling girişimi ise kenara not edilesi bir detay.

Beşiktaş özellikle hücum tarafında daha çok doğruları yapan, iki dörtlü arasına girip özellikle savunmadan ve kaleciden gelen ribaundları toplayarak fırsat yaratan taraftı fakat Muslera'ya ve Semih'e takıldılar. Duran toplardan da iki taraf adına bir şeyler çıkmayınca 0-0 sona erdi ve iki tarafın da çok üzüntülü olduğunu söylemek zor...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

5 yorum:

Kalau dedi ki...

Bünyemiz kalecinin maç çevirmesine alışkın değil ya ,resmen bi hoş oldum :)

Adsız dedi ki...

semih ve musleraya saygılar..
servet ve zanla kazancğımza semihle kaybedelim..

erdi dedi ki...

semih ile beraber milli takımın stoper rotasyonu artık tamamlanmıştır.necip sakatlandığına göre artık fernandes i izleme vakti olsa gerek?? bjk içi gelişmeler nedir bilmiyorum ama bjk in ve bence ligin en kaliteli orta sahası 2 ay oldu hala sorunlar aşılamadı nedr bu kadar çözülemeyen anlamış değilim

M.Cagdas dedi ki...

Bana biraz Selcuk'un yapmasi gereken isi Melo yapmak zorunda kaldi gibi geldi. Zira kaptirdigi toplar ve kotu oynuyor gibi gozukmesi de bu yuzden diye dusunuyorum. Neredeyse son adamken oyun kurmaya calisti ve tehlike olarak geri dondu kaptirilanlar. Halbuki selcuk bu ise soyunsa melo arkada guvenlik gorevi gorurdu. Tek pozisyonumuzda ara pasi da melo'dan geldi, kendini daha on bolgeye atinca. Selcuk etkisiz gozuktu.

hücum futbol dedi ki...

semih'ten sonra mertan caner'i de eklerse o zaman fatih hoca'nın ellerinden öperim.
en büyük sıkıntı o pası atacak adam. 2 sene önce o pası atacak sürüyle adama vardı takımda ama sahada takım yoktu, orta saha, defans, kaleci hiçbir şey yoktu. sanırım biraz daha sabır lazım.
ama hücuma 2-3 takviye de kesin lazım.
ne kazım, ne riera değil.
olcan, keita devre arasında gelsin diyorum...

Related Posts with Thumbnails