Galatasaray 0-2 Bursaspor || Fark Var...

Her şeyden önce ve önemlisi... Bugün sahada görev yapan her Galatasaraylı, bu oyunun bir takım oyunu olduğunu hatırlamış, Galatasaray'ın nasıl oynaması gerektiğini anlamış ve bu uğurda elinden geleni yapmıştır. Skora aldanıp apartta tutulan Bursaspor övgüsü boşa gitmesin diye futbolculara sallamak en hafif tabirle ucuz bir harekettir. Galatasaraylılığı geçtim, futbolseverlikle ilgisi yoktur. "Böyle oynasınlar da yenilsinler" demek isteyip diyemeyen birçok kişinin bugünkü skora rağmern takımına sahip çıkması gerekiyordu ama yönetimin biten kredisi başta olmak üzere birçok faktör saha içini gölgeliyor. Bu benim pek de hoşuma gitmiyor. Maç sonrası takımını tribüne çağırmayan, üstüne üstlük yer yer Bursaspor'u alkışlayıp aklınca takıma gönderme yapmaya kalkan taraftar da karakterini çoktan yitirdiğinin ispatını yapıyor.

Galatasaray bugün oyunu önde oynaması gerektiğini farketti ve elindeki yetersiz orta saha elemanlarına rağmen rakip yarı sahaya yerleşip dönen topları da süpürerek rakip kalede tehlikeli olmayı bildi. Tempoyu ayarlayan, topa hükmeden taraf Galatasarayken ve Bursaspor'un eli ayağı düzgün ilk atağının gol olmasına rağmen takım geri adım atmadı. Bugünkü maçta bir fark vardı ve Karpaty maçının devre arasında yaşanan değişimin bugünkü maça yansıdığını hissetmemek mümkün değildi. İlk yarıda tribünün ruh hali de sahanın ruh hali de Galatasaray gibiydi.

Oyuncu kalitesini bilemem ama Rijkaard döneminin en iştahlı ve kaliteli maçlarından birini izlediğimi rahatlıkla söyleyebilirim bugün. Sezarın hakkı sezara verilmelidir, Bursaspor oyunun hakimiydi safsatasına inanmadan en azından bu maçlığına parçalı formayı giyen takımın Galatasaray olduğunu algılayabilmek gerekir. Milan Baros'un skor 0-0 ve 1-0'ken kaçırdığı üçü net olmak üzere dört-beş gol pozisyonu ağlarla buluşmamış olması bugünkü maç adına en belirleyici faktör oldu. Ortalama bir Baros olsa bugün geri dönüş destanından bahsedeceklerin en azından futbolcuları yermeye bugün hakları yok.

Bence bugün kabak gibi ortaya çıkan şey yönetimin berbat bir transfer yönetimi gerçekleştirdiği ve takımın sorunlarını gidermek adına bir adım bile atamadığıdır. Bugün Galatasaray orta sahasında ileriye iki adım atabilen tek adamın Mustafa Sarp oluşu kadro zaafiyetinden başka bir şey değildir ve Nisan ayından beri bu bölgeyi doldurmak adına tek bir hamle dahi yapamayan yönetim bugünkü tablonun birinci derece sorumlusudur. Bu takımın en iyi halinin dahi Ali Sami Yen'de iki farklı mağlup olabileceğini görmek berbat oynayan bir Galatasaray'dan çok daha öte bir anlam ifade ediyor. Bu oyunu geçen sezon oynasa üç farklı rahat bir galibiyet alırdı takım, buna kalıbımı basarım.

Son bir rahatsızlığımı da dile getirmeden geçmeyeyim. Bozuk saat doğruyu gösterdi misali maç sonunda hedef Adnan Sezgin seçilmiş olsa da bu tezahüratların fazlasıyla politik olduğunu anlamamak için kör olmak lazım. Benim bildiğim taraftar en kötü durumda yönetim istifa diye bağırır, olmadı Rijkaard istifa diye bağırır. Bu iki erke bağıramayıp Futbol AŞ müdürüne defol demek de kendi içinde samimiyetsiz geliyor bana. Hoş, dediğim gibi, malumun ilamı ortadayken tepkiye laf söylemeyi doğru bulmuyorum lakin bu durum tespitini de yapmadan edemedim.

Kısa vadede istediğim çok şey değil... Her ne olursa olsun Avrupa kupalarından elenmemiş bir Galatasaray ve kendi kimliğini bulmak için çabalayan şu takımı kendi haline bırakacak, iyi oynadığında alkışlamasını bilecek bir taraftar. Bizim Rosicky'den önce bunlara ihtiyacımız var. Şu vahim tablonun ardından Galatasaray'ın adına olmasa da kendi postunu deldirmemek uğruna transfer yapacak bir yönetimin varlığı ortadayken...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

31 yorum:

Adsız dedi ki...

bursaspor elini kolunu sallaya sallaya geliyor stanbulda 2-0 alıp gidiyor. bu tablodan sonra 1-0 ken baros atsaydı 2-0 ken ali turan orta yapsaydı, ah bir de sabri olaydı falan demek saçmalık kusura bakma.

bir de şöyle düşün görece iyi oynadığı maçtan 2-0 yeniliyorsun bir de sivas yada katpat gibi oynasaydınız nolurdu ?

kartalist dedi ki...

Hakem faktörünüde eklemek gerek

pclion dedi ki...

Adsız, bir de böyle düşün dediğin şey yazının içinde geçiyor zaten... Futbolculara tepki göstermek anlamsız diyorum sadece, bunu da söylemek zorundayız diye düşünüyorum.

Hakem topuna girip esas problemleri kenara itmek istemedim ama maçın kontrolünü kaçırdı Abdullah Yılmaz...

anfieldyolu dedi ki...

En büyük çekincem, yalan yanlış, aceleyle transferler yapılması.Bu saatten sonra zorlama bir transfere gerek yok.Cumhur ve Musa rotasyona ciddi anlamda dahil edilsin,hatta 11'de başlasın.Ayhan gelip bir kaç maç kurtarsa ne olacak ki?(Ki onu yapacak gibi de durmuyor)Galatasaray kimliğimizi kazanalım bu sene,transfer olmamış olabilir,elimizdeki gençlere yatırım yapalım,bitirebileceğimiz en iyi yerde bitirelim ligi,seyirci takım bütünleşsin her türlü sonuçta...Biraz kendimize gelelim,kendimize gelmemiz illa ki şampiyon olmak değil,Fener'den bile beter oluyoruz her geçen gün,canı sıkılıyor insanın.

tara dedi ki...

gs bu seneyi kaçıncı sırada bitirebilirşu haliyle vekadrosuyla. eskişehir maçında da puan kaybı çok yüksek ihtimal

rijkaard sezonu bitirebilecek mi ?

kabul çok erken sorular ama fikrini merak ettim.

Anıl dedi ki...

Ben yanlış maçı izledim sanırım. Çünkü sahada gördüğüm hiçbir şeyi umursamayan bir Galatasaray'dı. Maç öncesi insanlar "Abi İddaa Bursa'ya 3,70 veriyormuş, kaçmaz" diye yorumlar yapabiliyorsa, oturup düşünmek lazım.

Kewell'in ilk yarının ortalarında uzaktan çektiği şutun ardından takımın ve tribünün bir anlığına kıpırdandığını hatırlıyorum. Hagi geldi aklıma, anlık hareketlerle çok şeyi değiştirirdi. Fakat yanındaki oyuncular da buna müsaitti. Bugünse sahada Kewell'a ayak uyduracak tek bir futbolcu yok. Top Galatasaraylı oyuncuların ayağına geldiğinde üç oyuncuyla basan bir Bursaspor'dan bahsediyoruz. Ayrıca tüm ikili mücadelelerde ayakta kalamayan Galatasaraylı futbolculara da değinmek gerek. Belki de onları bu hale getirene değinmek gerekir, kim bilir?

Bunların dışında istifa etmesi gereken biri varsa, o da taraftarın kendisidir. Düşsünler artık şu takımın yakasından.

Eren dedi ki...

Yazı için teşekkürler aklımdan geçenleri okudum. Maçtan sonra tam da 'bu maçta da GS kötü oynadı, Bursa harikaydı' safsatasını pazarlamayaca çalışacak leş kargası medya ve onlara inanan koyun sürüsünü görürsem artık yazı okumayacağım diyodum. Bana bugünkü maç artık oyun/skor bağlantısının açıklaması bilimsel şekilde yapılamayan klasik GS-FB maçlarını andırdı, hatta 2. gol 2000'de Johnson'un attığı golü.

Taraftara gelince... 2000 yılından sonra karakteri kalmadı staddaki taraftarın, kulüp içinde en son birşeyler beklediğim faktör, samimiyetsiz ve çıkarcı.

pclion dedi ki...

Anfield, maalesef o şansımız kalmadı gibi duruyor. Eğer Avrupa'da olmayacaksak ben cidden belli oyunculara yatırım yapıp Kalli senesi gibi bir rejenerasyon yılını tercih ederim ama bu da farazi kalacak çünkü dediğim gibi, en azından tepkilerin önünü kesmek için ihtiyaçtan bağımsız bir transfer yapılacak.

Tara, kaçıncı olur için hakikaten erken ama zirve iddiası olan ekipler içinde hazır olmaya en uzak takım Galatasaray, bu net. Bence en az bir aya ihtiyacı var takımın. Kazanma alışkanlığı gelirse bugünkü olumsuz ruh hali kısa sürede dağılır, futbol böyle bir şey...

manu dedi ki...

Güzel bir maçtı gol kaçırmak bile zevkli oluyor bazen özlemişiz Galatasarayı...
Tirübünlere gelince koltuklara da transferi yönetimden bekleyemeceğimiz için zamanla evrilmesini bekleyeceğiz...
Diğer bir konuda transferde sidik yarıştıramamakta kaynaklı olarak verilen tepkiler ucuz oluyor.
Kişisel görüşüm orta sahaya lehimlenecek bir taşıyıcı vasıflı oyuncunun bizi farklı takım yapacağıdır...
Her şeye rağmen güzel bir maçtı uzun zaman sonra!

os dedi ki...

Kendi yazımda topçulara sallamadım ama, Kewell-Hüseyin ile tartışırken o tarafa bakmadan ortaya geçip yerini alan HKB midemi bulandırdı...

Ama durum basının gösterdiği kadar vahim değil, FB basınının gazına gelmeyin.

Murat Dost dedi ki...

yayınlamanıza gerek yok da genel bilgi olsun diye yazayım. "malumun ilanı" değil "malumun ilamı" olacak

Adsız dedi ki...

bence gs taraftarı biraz fenerbahçelileri örnek almalı.bjk yi değil. çünkü fenerbahçeliler özellikle derbilere hakemi ve rakibi resmen felç ediyor. ayrıca maça göre tezhürat tepki yapıyor. bizimkiler gıygıygıygıy. sinir oluyoum artık

ilk adsız doğru demiş. iyi oynadığın maçtan kendi sahanda 2-o net yenilgi alıyorsaan bu sezonu pas geçelim. 1 aydan bahsediyorsun. 1 ayda 10-15 puan gittikten sonra nasıl telafi edeceğiz. zaten 2 fener maçı var. kafadan kayıp.

Nevzat dedi ki...

Bir macta 8 defans oyuncusuyla oynayan takim nasil bukadar cok gol yer?

Adsız dedi ki...

barış-ayhan-sarp üçlüsüyle hiçbir maçı kazanamacağımız dair bir maç daha.Bunu anlayamayan,alamak istemeyn yönetim için bir diğer test maçı oldu.Bu testlerle,lig,uefa kaçtı kaçıyor.
yönetim ne yapmaya çalışıyor Uğur sence?
umutar seneye artık..

Kaan dedi ki...

@Nevzat 8 oyuncunun 8 den 2 defans yapmayı biliryosa(neil,hakan) ve onlarda sezon geç açıldığından formsuz ise birde senin milli takım stoperi diye oynatığın adam kendini topçu değil poçu zannedip düşünmeden her mikrofona konuşup hatta yapınca başkasını suçlarsa bu az bile

Frank Rijkardı şu ana kadar çok ağar eleştirmekten yana değildim ama hem sezonu geç açıp hem bir anda kondisyon verip bir torba sakat yaratıyorsan bide üstüne takım 60 dan sonra düşüyor sen bu düşüşü görüp 23lük barış çıkarıp 32 lik ayhanı sahada bırakıyorsan bide fizik güçleri bizden iyi diyorsan olmuyor samimiyetsizlik var.

Uğur ayhan niye savunma önünde oynuyor bi fikrin varmıdır ben çözemiyorum sırf top çıkarmak içinse çıkarıyorda defansif olarak çıkardığı toplardan daha fazla zarar veriyor gibi?

pclion dedi ki...

Nevzat, takım savunması Galatasaray'da problemli, bol gol yemenin sebepleri onlar ancak bugünkü goller diğerlerinin aksine bireyseldi. Belki ilk golü ayırabiliriz ama "takıma" suç bulmadım ben bu açıdan...

Adsız, yönetim bu transferde görüştüğü oyuncuları bitiremedi ve yaklaşık bir 20 gündür panik halinde. Bilinçli bir şey yaptıklarını sanmıyorum. İyi bir transfer gelse dahi süreç berbat yönetildi ve bugün sahaya çıkan yabancıların hepsi geçen seneden kalma. Gidenlerin yerinde ise yeller esiyor...

Mustafa ile Barış'ın ön taraftaki topları daha iyi süpüreceğini düşünmüş olmalı. Ayhan da pas konusundan kabız olan arka alana yardımcı olabilir teoride ama Ayhan çok top kaybeden bir adam arkada ve tehlikeli bir tercih. Hoş, son iki maçta yaşanan ayağa kalkışta payı büyük bence...

Erdal Güngör dedi ki...

Sivasspor maçında ortaya koyduklar vurdum duymazlık dün yoktu ve büyük çaba içindeydiler ama olmadı. Fakat bir kıpırdama var, Rijkaard'ın fazla seçeneği olmadığından dolayı aynı kadroda ısrar etmesi gelecekte yakalanacak istikrar için çok önemli.

Şimdilik sonuç olarak elde bir şey görünmüyor,fakat şu önümüzde iki deplasmandan galibiyet çıkarırlarsa bu takımı kimse durduramaz(!)

Neye dayanarak mı yazdım? Ben bu filmi 1984/87 ve 1990/94 arası iki kere görmüştüm...

victor orbis dedi ki...

Galatasaray'ın ortaya koyduğu vasat oyunu gördükten sonra hala nasıl iyi oynadığımızı düşünüyorsunuz anlamıyorum.Kendi aralarında yana , geriye paslaşmak ne zamandan beri iyi oyun oldu?Topa rakibine göre daha fazla sahip olmak mı iyi oyun?Evet topa sahip olursun ama topu en kısa zamanda gol bölgesine ulaştırırsın derin paslarla ya da çeşitli varyasyonlarla ya da ne biliyim kanat akınlarıyla.Sonuçta rakibin üzerinde baskı kurup gol bulmaya çalışırsın.Oysa dün gerçekten kötü bir performans gösteren Bursa karşısında Galatasaray sadece oynuyormuş gibi gözüktü.Kısacası mış gibi yaptı.İyi oynamadı sadece iyi mücadele etti.Ve o kötü Bursa elini kolunu sallaya sallaya 2 gol bulup gitti.Galatasaray sanki kümede kalmaya oynayan bir Anadolu takımı gibi duruyor.İşte bu üzerine sinen hava yüzünden içerde dışarda hiçbir takım Galatasaray'dan korkmuyor , adını sanını duymadığımız Ukrayna takımı rahatça 2-0 ı bulabiliyor.Bu yüzden Galatasaray'da sadece transferle çözülemeyecek daha büyük sorunlar var bence.Rijkaard'a gelirsek tavırlarından ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum.Ya takımın aldığı kötü sonuçlara rağmen çok cool görünmeye çalışıyor ya da gerçekten Galatasaray takımını önemsemiyor , umursamıyor.Yönetimse zaten tam bir felaket.Mayıs ortasında biten ligden beri takımın ihtiyacı olan transferleri yapamadıları için 1. derecede hatalılar.

talha dedi ki...

Türkiye'deki taraftarın büyük bir çoğunluğu oyunun güzelliğini ancak skor ile ölçebilir.

"Rijkaard geldiğinde 10 sene şampiyon oynamayalım ama iyi futbol oynayalım, sistemini oturtsun" vb. cümleleri sarf eden taraftarlar umarım saflarını değiştirmeyeceklerdir.

aksilaz dedi ki...

Dün akşam ki Galatasaray güzel oynadı demek mümkün değil. Sadece çok daha hırslıydı o kadar. Pozisyonların oluşumu tam bir curcuna. Bilinçli bir atak yapamadık maalesef. Bursaspor ise geçtiğimiz yıldan daha kötü halde. Bu Galatasaray'dan 3-4 gol yememesi mucize. Bardağın diğer tarafı ise iyi oynamadanda maçı kazandılar.

Galatasaray taraftarına olan bu saldırıyıda anlamlandıramıyorum. Taraftar başarı ister başka birşey değil. Sen taraftara galibiyeti geçtim güzel futbolu, mücadeleyi unutturursan taraftarda tepki koyacaktır. Karpaty maçında tarihin en kötü performanslarından birini izledi o taraftar. Sahaya inse haklıdır benim gözümde.

BURAK dedi ki...

Takımın tamamına suç bulmak bencede mantıksız, özellikle sivas ve karpaty maçının ilk yarısına bakıldığında takımın düzeldiğini görmemek imkansız ama ali turan, ayhan akman ve barış özbek'in formaları için mücadele ettiğini, takıma katkıda bulunduğunu düşünmüyorum, düşünemiyorum...
Hatta kaybedilen maçlardan sonra üzüldüklerine bile inanmıyorum... İnşallah bu oyuncular sakatlar iyileştikten sonrada ilk 11 de olmazlar, yoksa işimiz iş...

Aslantepe dedi ki...

Galatasaray iyi oynamadı. Ama kötü de oynamadı. Gelecek için bir ışık görmeye çalışmanın anlamı yok tünelin ucunda zira pek birşey yok. Galatasaray en vasat kadrosuyla dahi bir takımın iç sahada yapması gerekenleri yapmaya çalıştı o kadar. Bu takımın ihtiyacı olan birkaç oyuncudan fazla birşey. Takım savunmasının hiçbir şekliyle sahaya yansımamış olmasını anlamak güç. Bazı arkadaşlar takım savunmasını bilmeyen oyuncular var demiş. Aynı kadro 3 sezon önce kalesini Orkun gibi bir saatli bomba korurken ligin en az gol yiyen takımlarından biriydi. Dolayısıyla bu argüman yetersiz. Teknik anlamda da yanlış birşeyler var. Maç adına tek sevindiğim şey Aykut'un oynamaması oldu. Zira Aykut kalede olmuş olsa ve bu golleri yemiş olsaydı blog ve yorum dünyasının tamamı Aykut'a sallayacaktı. Artık idrak edilmesi birşey var ki 3 kişi bir adamı kovalıyor ve buna rağmen o adama orta açmasına izin veriyorsa kalecinin yan topların piri de olsa gol yememeniz için rakibinizin yeteneksiz olması gerek. Galatasaray'ın kaleciye ihtiyacı yok Galatasaray'ın vasatın üstünde oynayabilecek beklere ihtiyacı var.

Slaughter dedi ki...

Galatasaray'in iyi oyunu buysa bitmisiz biz...


Öncelikle Rijkaard'in bugune hep arkasinda durdum. Gecen sezonu bir kenara koyalim. Takima yeni bir sistem oturtulmaya calisildi, belki de bir sureden sonra o sezonun, bir gecis sezonu oldugunu hepimiz cok gec anladik. Buraya kadar sorun yok, eyvallah.

Su ana bakalim. Eldeki dise dokunur futbolcular satildi Keita gibi. Keita'nin gitmesini desteklemistim ne yalan soyleyeyim, hareketlerinin yakismadigini dusunuyorum takima herseye ragmen. Transferlere bakiyoruz, Rijkaard'in eline adam gibi oyuncu vermediler bu sene alinanlarla, ya da soyle soyleyelim takimin temel transferleri hala yapilamadi. Burada Rijkaard'in sikintisi var gercekten, hakkini vermem gerek.

Ama bu aksamki sabrimi tasiran noktalara geleyim. Tamam Rijkaard sistem adami, o taktikten taviz vermiyor. Ama bazi seyleri gormek icin de kor olmak gerek sanirim. Takimda orta saha diye birsey yok. Orta saha yokken, maalesef 2 kalecimizde Rijkaard'in kuraliyla muhtemelen topu elle oyuna sokuyor. Hal boyle olunca defans blogunda al gülüm ver gülüm paslari izliyoruz. Maci tv'den izleyenler dikkat etmislerdir belki. Pas istatistigi gecti bir ara lig tv. 250 kusure 136 üstündü Galatasaray ama sadece istatistik yanilmasi bu olay. Defansta yapilan gerzekce paslar nedeniyle.
Bizimkiler bu ortasahayi duzeltmeden, Rijkaard'in bu taktigiyle hic bir yere varamayiz ve varamayacagiz. Zaten Rijkaard'in en buyuk hatasi burada. Bir teknik direktör ne olursa olsun bu kadar bagnaz olmamali. Insan farkli bir kac sey yapar oyun icinde. Rijkaard sahaya suruyor ve 90 dakika izliyor. Sadece 1 oyuncu degistirdi bugun o da ayri bir komedi. 2-0 olduktan sonra cikarsana yorulan Kewell'i. Zaten mac gitmis, sakatlanmaya acik ve takimin en fazla one cikan adamini neden riske ediyorsun? Lucescu gibi bir adami gercekten cok ariyorum bazen, resmen satranc oynuyordu mac icinde. Rijkaard ise FM'de kadro kurmus, formationu ayarlamis FM'ye yeni baslayan bir oyuncu olarak duruyor benim gozumde. Millet ezberledi Galatasaray'i resmen.

2. patladigim noktaya geleyim. Karl-Heinz Felkamp'in bu takima attigi en buyuk kaziktir Baris Ozbek. Yani bazen dusunuyorum, bu adamdaki olayi ben mi goremiyorum diye ama tahammul edilcek gibi degil artik. Bu sezon gonderilmemesi bence yapilan en buyuk hatalardan biridir. Bu adamin kafasi calisiyorsa, ben salak olayim raziyim.

Ben mahallede takim kuruyor olsam, yemin ediyorum Hakan Balta kiz gibi kosuyor diye takima almam. Insan biraz bacaklarini acar, biraz agresif olur, biraz topa girmekten korkmaz. Sakatlanacak diye korkusundan oluyor herif.

Takimda en ufak bir umut yok. Belki bunu soylemek icin cok erken ama 2004'ten daha kotu bir sezon bekliyor olabilir bizi. Rijkaard gider mi kalir mi bilmiyorum ama herhalde bu hafta fazlasiyla hareketli gececek. Umarim basta Misimovic olmak uzere 2 yabanci alinir. Yani mac izlemek artik izdirap haline geldi. Yeni stada gececegimiz su yil, cok yanlis sularda yuzuyoruz.

TA dedi ki...

saha dışı 2 faktör var teknik sorunların dışında bunlardan birincisi taraftar.

harry harry keweeeeeeelll harry harry keweeeeeeeeeellll...

milan baaaaaaros milan baaaaaaaarooss...

bu nedir yau.taraftar neredeyse 2 yıldır bunu bağırıyor.dengesiz bir sevgi var ortada.hal böyle olunca özellikle yerli oyuncular psikolojik olarak bundan etkileniyorlar.iyi sonuç olunca bütün sevgi yabancılara.kötü sonuç olunca fatura yerlilere kesiliyor taraftar tarafından.yani anlayacağın yerliler ile taraftar arasında 2 yıldır bir arıza var.oysa futbol takım oyunu.ve sevgiyi dengeli dağıtmak lazımdır.kewellı barosu sevebilirsin ama diğerlerini görmezden gelirsen takım olmakta zorluk çekersin psikolojik anlamda.

bütün ilgi son yıllarda hep marka yabancılara kaydı.bu ise dengeyi olumsuz anlamda etkiledi kanımca.yerlilerin düşüşünde birazda bu vardır.oysa 3 yıl önce yerlileri koruyacak hakan şükür abileri vardı.ve marka yabancılar ile yerli arasındaki taraftar ilgisi şimdi olduğundan çok daha dengeli idi.bu ise sahaya yansıyordu psikolojik anlamda.güven içinde oynuyorlardı.şimdi ise yerliler güvende değiller.
özetle taraftarın yukarıda yazdığım besteleri fazla abartmamaları gerekir.2 kişi ile şampiyon olunmuyor.takım olmak taraftarda başlar ve her bir bölgeye yayılır.bu taraftar sarpın mücadelesini alkışlamadığı sürece galatasarayda huzurun olacağını düşünmüyorum.

ikincisi rijkaardın liderlik vasıflarının olmaması.her maç sonunda medya önünde! oyuncularını eleştirmesi büyük yanlış.bir liderin yapmayacağı birşey.kapalı kapılar ardında her türlü eleştiri yapabilir ama bunu medya önünde yapması o takımın dibine dinamit koymaktır.takım olmak için kendi içinde bir bütün olmak lazım dışarıya karşı.maalesef rijkaardın liderlik vasfı yoktur.

teknik analize girmiyorum.zira burda çok kez yazdım.galatasarayda sorun rijkaard ve taraftarın neden olduğu yerli bunalımı.yoksa oyuncu kalitesi elbette bursaspordan yüksektir şu kadronun.getir luceyi galatasaraya nasıl fark yaratacaktır.(umarım zaman geçmemişken bu rijkaarddan kurtulunur.ama bu taraftar nasıl değişecek orası muamma)

teknik direktör adayım tugay kerimoğlu dur.

TA dedi ki...

bu maçta iyi mi oynadı takım? nasıl izledin maçı uğur kardeşim.galatasarayın plansız paldır küldür saldırışı mı iyi oyun.bırak allasen.

hele ikinci yarıya ne demeli.bursa en az 7-8 net pozisyona girdi.hemde organize geldiler.planlı ataklardı.galatasarayın atakları pozisyonlarında bir akıl plan göremedim.rakibi kendi alanına hapsetmek iyi futbolsa birşey demiyorum tabi. hatırlarsan skibbe zamanında nasıl bilinçli organize tek pas verkaç ile pozisyonlara giriyordu galatasaray.(benfica-herta-ankara deplasmanları vs).

bu takımın ne hücumu ne de defans organizyonu var.

kaleci emirhanı bir hazırlık maçında izlemiştim.harika oynamıştı.ama o maçtan sonra yok.(onur tranzonsporda 3. kaleciyken şak diye 11 e koydu şenol güneş.teknik adam farkı)

serkan kurtuluş sağ bek için çok iyi olmasada geleceği olan , sağ bekte sırıtmayacak bir oyuncu.ama ali turanda ne gördüyse artık ısrarla ona görev veriyor.inanılır gibi değil.serkanı oynattığı yerde sol bek! dünyada ters ayaklı sol bek yaratmak isteyen tek hoca herhalde rijkaard.bence dalga geçiyor.emre çolak ı sağ açıkta oynatmasına ne demeli?rezalet.sanki oyuncuları yok etmek istiyor.

ardayı sağ açıkta oynattı.bitirdi son maçta.oysa milli takımda da gördük ki arda sol açıkta müthiş.bir maçta hakan balta ile rakip sağ kanatı çökertmişlerdi.neden bozuyorsun?

rijkaard galatasaray için maalesef maddi manevi talihsiz bir seçim oldu.

Adsız dedi ki...

Tek korkum yonetimin panik icinde Rijkaard'i gondermesidir. Barca'yi takip edenler bilir Rustu'nun alindigi sene Rijkaard'in da ilk sezonuydu Barca ligin ilk yarisini dusme potasinin hemen ustunde bitirmesine ragmen sezonu Real'in hemen ardindan 2. bitirmisti. Simdi bunu neden yazdim, bazi arkadaslar Rijkaard isi bilmiyor, lider degil benzeri goruslerde bulunmus. hic suphem yok ki Rijkaard isini cok iyi biliyor ve Daum, Lucescu vb. TD lerin aksine maasimi alirim isimi yaparim demiyor. O buraya GS gelecek vizyonuna inandigi icin geldi. Aldigi misyonuda elinden geldigince yapmaya calisiyor. Maalesef arkasinda Laporta gibi verdigi sozu tutan ve onu gercekten destekleyen bir yonetim yok. Takimin bu halinin tek sorumlusu yonetimdir.
Eger talibi varsa, dogru fiyata Arda'yi da satsinlar. Rijkaard ile oturup 5 senelik sozlesme imzalasinlar ve ona yonelik yatirim yapsinlar. Sark kurnazligi ile Misimovic'i aldik napalim diyerek Rijkaard'i zorlamasinlar.
Hala Lucescu deniyor ona yaniyorum. Lucesu bize ne katti? Elindeki malzemeyle siradan bi is basardi. Rijkaard'in elinde Hagi ve UEFA kadrosu olsa napardi? Rijkaard'a da futbolcularada destek olunmali. Bi yandan lider adam oyuncusunu medyaya sikayet etmez deyip ote yandan tribunden yuhalamak olmuyor maalesef. Cunku Rijkaard'in aksine bizim yonetim kurulumuz bu baskiya dayanamiyor. Yonetim sallanmaya baslayinca da takim yerlerde surunuyor. Faruk Suren Fatih Terim'in arkasinda durdu, takima da bunu hissettirdi. Adnan Polat malesef daha 100% Rijkaard'a destek olmadi. Destek sadece laf ile olmuyor, icraat ve verilen sozlerin tutulmasida onemli. Yonetim ve TD arasinda guvensizlik varsa futbolcular is yapmaz, yeni TD'yi beklerler. En azindan yerliler oyle yapar ki takimin ruhsuzlugu bundandir. Ne zaman Adnan Polat Rijkaard'i samimi olarak destekler o zaman bu takim calsir, yoksa Rijkaard gider Fatih Terim gelir. FB bize 3 - 5 atar. Olan Fatih Hoca'ya ve onun guzel anisina olur.

futbolcumhuriyeti dedi ki...

Yazının sadece ilk paragrafını okudum. Klasik Türk seyircisi diyecektim ama değil klasik TÜrk insanı. Ama sahadakilerde klasik Türk futbolcusu. Hakemle münasebet bu kadar üst seviyede olmaz. Hakemler bu kadar korkak olmaz. Geçen Reina uzatmanın uzatmasında ligin ilk maçında elinden topu kaçırıp 10 kişi mücadele eden takımın tüm emeğini heba ediyor. duymadık bir küfür.. İnsanımızı anlamak mümküb değil.

Aktay dedi ki...

Sonuna kadar Rijkaard diyorum...

Panik olmadan onun istediği tip oyuncuları alsınlar... Önemli değil şampiyon olmayalım ama yetiştirsin adamları...

Seneye ortalığı toz duman edecek takımı bu sene kursun...

Bana da kimse Aykut ve Barış'tan bahsetmesin allasen...

Hatta şu ana Ali Turan'In formsuzluğu nedeniyle aranan Sabri bile Rijkaard'ın normalde yüzüne bakmayacağı bir hızlı koşan atlet hükmündedir o kadar...

Eşref dedi ki...

İnsanın kendi gibi düşünen birini bulması ne kadar güzel şimdi anlıyorum. Tribünde yanımda pazardan 5tl ye aldığı forma ile sponsor bileti ile maça gelipte sırf kulübün 2 seneki sonraki mali kriterlere uyması için transferi geciktiren yönetimi 2 haftalık kayıp yüzünden yapılan bunca iyi işi görmeyipte istifaya çağıranı görünce insan delirmeden edemiyor. takımını sadece şampiyonluk maçlarında gelip izleyen adama 50 bin kişilk kasabanın 30bin kişilik ortalamaya oynayan villarel taraftarını ,kaybedilen maç sonrası "iyiki bu sene kombine almadık kanka" diyen adama borissia dortmund taraftarını , maçı kaybedip ligten düşen takımını alkışlayan ingiliz taraftarını gözüne sokmak istiyyorum. aynı şehirde yeni bir işe girdiğinde o işi 3 yılda öğrenemeyen adama yeni geldiği ülkede daha 2 maç tam oynamadan fransada ingilterede ilk sezonunda takım kaptanlığına yükseltilen adama bundan bankasyada 100 tane var diyen birine insan ne diyceğini bilemiyor. tribünde 90 dk sıcaktan duramıyan adamın 85dk.da 10km koşmuş bi adamın şutunun dışarı çıkmasından dolayı küfredip ıslıklayan adama ne söylemek gerekir. 5 yılda değişen 80tane teknik direktörü beğenmiyip skor yorumculuğu yapanların dediklerini ezberleyen adamlara ne söyleyelim bilmiyorum ... püüf çok uzun oldu en iyisi kendime blog açayım :) ama yok benide istifaye davet ederler 2 maç sonra.

İlker Sayhan dedi ki...

Medyadaki birçok futbol uleamasının aksine Galatasarayın oynamış olduğu futbol biraz daha hoşuma gitti. Mükemmelmiydi? Kesinlikle hayır ama takım her hafta biraz daha üstüne koyarak gidiyor. Şu tabloya baktığımda sezonu bir hafta daha erken açmamış olmadığımıza hayıflanmamak mümkün değil. Normal şartlar altında ilk iki maçta alınan iki mağlubiyet Galatasarayı fazla etkilemezdi. Geçmişte Galatasarayın bu civardaki puan farkını son haftalarda kapattığı vakidir. Ne yazık ki şartlar normal değil ve Galatasarayın bu sezon herhangi bir başarıya imza atması mucize ötesi bir şey olur ve ben mucizelere inanmam.

Galatasaray özellikle bu sezon neresinden tutsan elinde kalıyor. Yeşil zemini damalı bir tahtaya boyasalardı "takımı" oluşturan öğeler birbirlerine karşı daha rahat satranç oynayabilirlerdi. Adnan Polat, Rijkaard, Haldun Üstünel ve Adnan Sezgin hepsi birbirlerine karşı daha rahat satranç oynardı. Adnan Polat başkanlık koltuğunu ne pahasına olursa olsun bırakmak istemiyor ve yalnızca bu yüzden geldiği ilk günden bu yana Bizans oyuncuklarıyla sürekli birilerinin ayağını kaydırıyor ve gündem değiştiriyor. Takımın başarısı umurunda degil. Halbuki takımın başarısına odaklansa çok daha kalıcı olabilirdi. Kurduğu kadro belki geçen sene beklenen başarıyı yakalayamadı ama bu takımın başarısı için en içten ve art niyetsiz çalışan ismin Haldun Üstünel olduğuna inanıyorum. Adnan Sezgin Haldun Üstünel'den kalan tüm izleri yok etmek için Galatasarayın bütün 2010/2011 sezonunu daha başlamadan harcadı ve bitirdi. Ve Rijkaard. Kendi gördüklerini yönetime daha iyi gösterebilmek için, bazı maçlarda puan kaybetmekten korkmadan sürebilecegi ideal kadroyu sahaya sürmediğine inanıyorum. Ayrıca yapmış olduğu açıklamalar da göstemek istediğinin altını çizmek için. Orta saha elemanlarını yönetimin gözüne soktu, baktı tepki yok, kadro kalitesinin eksikliğini dillendirdi. Elanonun sakatlıktan geri döndüğü ilk maçın ardından, sahadaki lider vasıflı oyuncu eksikliğine değinmesi ve Arda'yı tam 12'den vurması dikkat çekici. Anlaşılan UEFA turu bile umurunda değil. Dediğim gibi herkes herkese karşı satranç oynuyor. Ben şahsen bu Bizans oyuncuklarından sıkıldım ve büyük bir ihtimalle bir sonraki seçimli genel kongrede, kantarın topuzunu kaçıran bu yönetim postalanacaktır (En azından öyle ümit ediyorum).

Bu ortam haliyle leş kargaları için tam bir şölen sofrası. Oynanan futbol göz ardı edilerek Galatasaraya vurulacaktır. Yok efendim Galatasaray tarihinin en kötü başlangıcıymıs, Rijkaard hemen gönderilmeliymiş, onun yerine X getirilmeliymiş, vs. vs. Spor medyasının basitliği işte. Hele bir de Galatasaray UEFA'dan elenirse iste o zaman tiyatro baslar.

Bir de Rijkaard geldiginde sabır gösterilmesi gerektiğini dillendiren taraftarlara bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: Sabrın gösterilmesi gektiği günler işte bu günler.

Ferhat dedi ki...

@TA

Rijkaard ile ilgili çok sabit düşünüyorsun.Ben her yıl teknik adam kovan kulübümün Rijkaard'ı da kovarsa eline birşey geçmeyeceğinin farkındayım.Evet şu an iyi oynayarak bile kazanamıyoruz (Yukarıda Allah var.Bursaspor maçında iyiydik.) ama Rijkaard'ı hakkıyla kovmak için en az 2 tane hem savunmayı hem hücumu iyi yapan ortasaha elemanı alınması gerekmez mi? Belki de transferlerle birden tırmanışa geçicez.Van Gaal geçen yılın başında kötü sonuçlar alınmaya başlayınca basın tarafından çok sert eleştiriliyordu.Hatta Hoeness alenen kovacağını bile ima eder olmuştu.Sonra toparlanmaya başladılar.CL grup maçları başlarken işler rayına oturmaya başladı.Seri galibiyetler almaya başladılar.Sonuçta hiç hesapta yokken CL finali oynadılar.Bayern gibi sabırsız bir kulüp bile biraz olsun teknik adamına zaman tanıyınca ortaya beklenmeyen başarılar gelebiliyor.

Zaten bu hafta da transferler olmazsa veya çok tırt adamlar gelirse ondan sonra yönetimin Rijkaard'ı gönderip ucuz etin yahnisiyle karın doyuracak bir aşçı getirmesine razı olacağım.Ama eğer iki iyi ortasaha ve bir sol bek alınırsa bu yıl çıkışa geçmeyeceğimizin bir garantisi yok.Bir teknik adamı kovmak sorunun yanlızca görünen kısmını göstermelik olarak çözmek olur.Hani buz dağının suyun üstünde kalan tepesini törpülemek gibi.Galatasaray'ın temel sorunu yönetim stratejilerinin yanlışlığı.Gerets'in kovulup ondan sonra sırasıyla gelen her teknik adamın yönetimle ilgili şikayetleri ağız birliği edercesine aynı.Kalli,Skibbe,Güler,Korkmaz hep benzer şeyleri vurguluyorlar.Plansızlık.

Lincoln'ü ondan nefret eden yerlilerin arasında yalnız bırakıp bir de basının önüne attıktan sonra kaptan yapıp üstüne soyunma odasında döven,küstüren aynı mantıksızlığın tezahürü.Sonra Meira'yı önemli UEFA maçlarından önce satıp Kewell'ı zorunluluktan stopere çektiren,Nonda'yı Baros'un sakatlığında satıp yerine UEFA'da oynayamaz Jo'yu almak yine aynı plansızlığın emareleri.Arda'ya kaptanlığın verilmesi bile bir çok dengeyi bozdu.

Rijkaard elbette büyük hatalar yaptı ama bu kulüp teknik adam kovmayı refleks haline getirdiği sürece planlı başarılar da gelmez diye düşünüyorum.

Benim açımdan sorun yok.Yönetim bir hamlede Ukrayna'daki maçtan sonra kapıya koyabilir Rijkaard'ı.Terim'i,Kerimoğlu'nu veya Hagi'yi bile getirebilir.Ama Rijkaard'dan sonraki hoca ilk yıl başarılı olamayınca onun istikrarlı bir şekilde işine devam edeceğinin bir garantisi var mı? Kısaca aynı kısır döngü devam eder.Bence devre arasına kadar bile olsa süre verilmeli Rijkaard'a.Hiç sanmıyorum ya neyse.Büyük olasılıkla kovacaklar.Kovarlarsa Magath gibi despot bir adam getirsinler isterim.Hani oyuncular Rijkaard'dan sonra eşekten düşmüş karpuza dönsünler.Belki böyle sert idmanlar yaptıran otoriter birinin kırbacı başarıyı getirebilir.

Borges Rijkaard'ın durumunu çok güzel anlatmış:

http://devrimderki.blogspot.com/2010/08/rijkaardn-yemegi.html

Related Posts with Thumbnails