Fernando Muslera & Benzer Ürünler

Galatasaray, Mondragon sonrası bir türlü dolduramadığı kaleyi bu kez arkasına bakmayacak şekilde sağlama adına kafayı çizmişti ve bu işe bir bütçe ayrılmıştı. Mevcut seçeneklerin en iyisiyle anlaşıp derdi, tasayı geride bırakmak isteyen Fatih Terim ve Galatasaray yönetimi, Lazio'da forma giyen Uruguay Milli Takımı kalecisi Fernando Muslera'da karar kıldı. Kalburüstü bir kaleci olduığu, genç yaşına rağmen Serie A'da gösterdiği performansla adını en potansiyelli kaleci adayları arasına yazdırdığı aşikar ve Türkiye'ye gelmiş en kariyerli kaleciler listesine de yüksek bir yerden giriş yapacaktır, sözümüz yok. Hele ki çılgın attığı, takımının Copa America zaferine uzanmasına başrollerden birini kaptığı bir ayın ardından.

Yalnız diyeceğim odur ki futbol artık paradan bağımsız değerlendirilecek, sadece oyuncu kalitesine yoğunlaşılabilecek bir eğlencelik olmak çıkalı çok oldu ve geçen yıl 4.5 milyon avro ödenen Lorik Cana'nın üstüne verilen 6.75 milyon avroluk fahiş bonservisi de hesaba katmak durumundayız. Muslera, yönetimin omzundaki bu yükü kaldıracak bir performans da sergileyebilir ancak restoranda önümüze gelen pek hoş değil. Menüde de benzer ürünlerin fiyatları insanı düşündürmüyor değil.

Maarten Stekelenburg - Roma (6.3 milyon avro)
Geçen yıldan bu yana Galatasaray'ın transfer listesinde olup olmadığı tartışıldı ancak bu yaz onu almak adına en ısrarcı ekip Roma'ydı. Sıkı bir pazarlık sonucu Ajax'ın 9 milyon avrodan yaptığı açılış 6.3 milyon avroyla son buldu ve Hollanda Milli Takımı'nın kalecisi Serie A'nın yolunu tuttu. Kariyeri su götürmeyecek, Galatasaray kalesini rahatlıkla dolduracak bir isim olabilirdi.

Doni - Liverpool (Bedava)
Roma, Stekelenburg'u alınca Brezilyalı kaleciye ihtiyaç kalmadı ve Doni, Liverpool'da Reina'nın arkasını güvenle dolduracak isim olarak İngiltere'ye uçtu. Muslera alınmaya çalışılırken muhtemelen maliyeti de düşünülerek alternatiflerden biri olarak gündeme de gelmişti lakin yetki verilen Taffarel, Lauro'da karar kılınca taraftar ayaklandı. Roma kariyerli Doni gelse yine mırın kırın eden olurdu illaki ancak bu kadar fırtına kopmayacağı kesindi. Forumlarda ve sosyal medyada patlak veren bu isyan başkanın kulağına gidince maliyet hesapları bir kenara konup Muslera'ya dönüldü ve Doni de Galatasaray adına bir alternatiften öteye geçemedi.

Sebastian Frey - Genoa (Bedava)
Frey, yaz başında Galatasaray'ın gündemine gelmişti...
Başkan Ünal Aysal'ın Muslera'ya parayı basmasını zorunlu kılan beyanat olan "Dünya çapında bir kaleci" tanımı Buffon için yapılmıştı ancak onun olmayacağı anlaşılınca ,ki gidilmesi hatadır, ilk gündeme gelen isim Sebastian Frey'di. Hatta transferde sona yaklaşıldığı haberleri kulağıma gelmedi değil ama ne olduysa çark edildi, Frey transferi gerçekleşmedi. Belki oyuncu ikna edilememiştir, bilemeyiz lakin Fiorentina'nın hocası Mihajlovic'in Frey'e ilk iki kaleci arasında yer vermeyeceği ve Fransızın bedavaya Genoa'ya transfer olacağı akıllara gelse yönetim bonservis maliyeti 11 milyon avroyu geçen Muslera'yı iki kez düşünürdü gibi geliyor bana. Büyük fırsat kaçtı gibi.

Guilherme Ochoa - Ajaccio (Bedava)
Football Manager'ın en iyi kalecilerinden biri olması sebebiyle önce büyük bir ilgiye, sonra da hayal kırıklığına mazhar olan Guilherme Ochoa, Haldun Üstünel döneminde Galatasaray'ın gündeminde yer almıştı. O dönem Club America'dan aldığı çılgın maaşı ancak İngiltere, İspanya gibi üst düzey için bırakacağını açıklayan Ochoa iki sene içinde Ligue 1'in vasat takımlarından birine bedavaya imza attı. Tabii Meksika kulübüyle yaşadıkları, neden daha üst düzey kulüplerin ilgi göstermediği sorgulanabilir lakin refleksleri ve kalecilik yetenekleri ilk bakışta anlaşılan Meksikalıya Avrupa kupalarına katılım olmayan bir sezonda verilecek bir şans iki tarafın da kazanacağı bir senaryoya dönüşebilirdi. Hem transferi ilk olarak FM'den kontrol edip ona göre yorumunu yapan marjinal kesimin de epey hoşuna giderdi hani.
Fransa şampiyonu Lille, Vincent Enyeama
için Hapoel'e bonservis bedeli ödemedi...





Vincent Enyeama - Lille (Bedava)
Fransa'ya bedavaya geçen üst düzey kaleciler Ochoa'yla sınırlı değil. Uzun süredir Nijerya Milli Takımı'nın kalesini koruyan Vincent Enyeama, eninde sonunda İsrail'deki kariyerine son verip Kıta Avrupası'na adımını atacaktı, bu ekip de Fransa şampiyonu Lille oldu. Dünya Kupası'nda Nijerya'yı ayrı bir gözle izlediğimden, Galatasaray'ın kalesindeki boşluğu da bildiğimden dolayı dikkat kesilmiştim ona ve yediği bariz hatalı bir gole rağmen kalenin hakkını verecek yetenekleri ve tecrübesi olduğu belliydi. Lille de sözleşmesi biten Nijeryalıyı ıskalamadı ve Hapoel Tel Aviv'in elinden kaptı.

Brad Friedel - Tottenham (Bedava)
Galatasaray formasını daha önce de sırtına geçirmiş emektar Friedel, yaşına rağmen Premier Lig'deki istikrarııyla hâlâ talep görüyor ve hedefi ilk dört-beş olan Tottenham'ın kalesi tereddütsüz kendisine teslim ediliyor. Muhtemelen dengesizliğiyle meşhur Gomes'i de kesip kaleyi devralacak. Türkiye'ye yeniden uğrayacağından değil de Tottenham ayarındaki bir kulübün kaleye bulduğu çözüm yolunu irdelemek adına Friedel örneği önemli.

Tüm bu kalecilerle Muslera'yı karşılaştırıp Uruguaylıyı tercih edecek olanlarımız elbette olacaktır, hatta imzalar da atılmışken onu iyiden iyiye benimsemiş ve içinden bana "Ne çomak sokuyorsun hırt" demek geçen arkadaşlar da vardır belki lakin yukarıdaki transferler de bir gerçeklik ve bu seneki kaleci piyasası bu kadar düşükken Muslera'nın epey maliyetli bir transfer olduğu gerçeği ortada duruyor. Herkes kendi fikrini oluştururken farklı kriterler seçebilir, yaş, maliyet ya da sadece ve sadece kalite ve yetenek. Fakat internet alışveriş jargonuyla "Benzer Ürünler"in kaça gittiğini de yazmak, üzerine düşünmek gerek diye düşünüyorum. Birçok kez dediğim gibi Fernando Muslera, Galatasaray kalesini uzun yıllar koruyup başarısıyla bu maliyeti de eriteceğini umuyorum lakin yukarıdaki örnekler transferin notunu benim nezdimde birkaç not aşağı çekiyor. Not düşülsün...

Bu Yazıyı Paylaş!

Bookmark and Share

25 yorum:

Kaan dedi ki...

Futbolda transfer değerlendirmesi para işine girmeden yapılamıyor doğru ama oyuncunun yaşıda fiyatını çok etkilediğini göz ardı etmemek lazım.İçlerinden tek katılıcağım isim Sebastian Frey olur ama onunda bizimle baya bir adı geçmesine rağmen gelmemesinin bir nedeni olsa gerek.

Adsız dedi ki...

Bu listede bana göre Muslera'dan daha iyi tek isim Stekelenburg ya da Muslera'ya tercih edeceğim diyeyim.. Doni bizi Liverpool'u istedi, Frey sanırım 32 yaşında. Enyeama geçen sene dünya kupasında inanılmaz iyiydi. Onuda alabilirdik esasında. Yazı için teşekkürler.

Dedalus dedi ki...

Türkiye pazarının popülaritesini ve kulüplerin Türk kulüplerine fiyat bildirirkenki politikasını hesaba katmadan yazılmış hayalperest bir yazı.

Nedense transfer yazılarınız hep bu minvalde oluyor. Transfer yapmak futbol oyunlarındaki kadar kolay mı?
Acaba futbolcular dünden razı mı Avrupa'da oynamayacak ve ligi doğru düzgün yurtdışında yayınlanmayan bir kulübe katılmaya?

Oyuncuların kariyer tercihleri büyük oranda gözardı edilerek, çoğunlukla işin maddi boyutundan dem vurulmuş bir yazı bence.

batu dedi ki...

biraz hatalı olmuş bu yorum bence. stekelenburg roma'ya gitmek varken niye gs'ye gelsin? doni premiere lig'de oynamak varken niye tsl'de oynasın? frey italya'daki kurulu düzenini bozup niye türkiye'ye gelsin? aynı şey muslera için de geçerli diyebilirsin ama arada birçok faktör de var bizim bilemeyeceğimiz, oyuncunun karakteri, vizyonu, ailesi vb gibi. melo'nun tr'ye gelmesinin nedeni yeniden özgüven kazanmaktır mesela ve bu sırada yüksek ücret almaya devam etmektir. ben şahsen muslera'nın niye geldiğine zaten şaşırmış durumdayım. italya'da, ingiltere'de, ispanya'da rahatlıkla oynardı. ama roma'ya, liverpool'a gitmek varken tsl'ye gelmek düşük bir ihtimal. aynı şekilde frey için de, ki frey düşüşte olan bir kalecidir artık eski performansından çok uzaktır, genoa'ya giderek düzenini bozmak istememesi çok olağandır. sonuçta türkiye sonu belli olmayan bir macera yabancı ve ünlü oyuncular için ve karakteri yeni challenge'lara açık olmayan oyuncular için kariyerinin sonunu bu şekilde değerlendirmemek epey anlaşılır.

oyuncuların isimleri galatasaray camiası için önemli (maalesef) ve bu yüzden ochoa ve enyeama bahsi geçecek adamlar değil artık. sanctis, leo ve geçen seneki kolombiyalı (adını hatırlamak istemiyorum bile, rezalet) kaleciden dolayı o kalenin artık büyük bir isme ihtiyacı vardı.

brad friedel'ı ise konuşmayalım bile. adam tottenham'a gitti, niye gelsin gs'ye allah aşkına?

biraz tutarsız bir değerlendirme olmuş bana kalırsa.

a dedi ki...

Franco Costanzo-Olimpiyakos(Bedava)

LaCatolica dedi ki...

Galatasaray taraftarının kaleci seçiminde bu kadar etkili olmasına anlam veremiyorum.Hani İnter olsa anlarım adamlar tarihleri boyunca hep efsane kalecilere sahip olmuşlar.Walter Zenga 12 yıl aralıksız kalecilik yaptı İnter'de.Bu sürede 430 maça çıktı.2001'den bu yana da Francesco Toldo ve ardından kaleyi Brezilya'lı Julio Cesar'a teslim ettiler.Görüldüğü üzere adamlarda kaleci kültürü var.Ama Galatasaray kalesi Hayrettin'leri de gördü.Taffarel'den başka tarihinde var mı efsane kaleci veya İnter'deki gibi bir kaleci kültürü...Mondragon bile son dönemlerinde çok eleştirildi,ıslıklandı.Olimpiyat stadındaki Psv maçında yapılanları unutmamak gerekir.Keza aynı şekilde takım sahada hiç birşey yapmıyorken yediği golden sonra ıslıklanan Leo Franco gibi...Takımı sabote eden Servet gibi oyuncuları değil de kaleciyi ıslıklamak ne kadar doğru.Bence Galatasaray taraftarının bu tutumu devam ettikçe Muslera'nın da başarılı olması kolay değil.Lazio taraftarlarının beğendiği bir kaleci değildi ki Copa America performansına rağmen Lazio kaleyi uzun vadeli düşündüğü Marchetti'ye teslim edecekti.Tercih şansı bende olsaydı Galatasaray için kaleye Federico Marchetti'yi gözü kapalı trasnfer ederdim.Sizin görüşünüzü de merak ediyorum Marchetti ile ilgili...

Adsız dedi ki...

batu dogru demıs muslerada gelmek ıstemıyodu ama ugur abı lazıo basknı lotitoyu bılırsınız az cok o bır adamı gozden cıkardıysa para ıcın o adam takımda kalmak ısterse pandev gıbı duz kosu yapıp durur boyle sızofren bır herıf muslera yoksa acıkladı zaten lazio dan ayrılmak ıstemıyodum dıye , lazio nun yerıne aldıgı kalecıde cok ıyı marchetti ıtalya mıllı takımındada oynayan ıyı bır kalecı adamlar buluyor ya

Adsız dedi ki...

Yazmak istediklerimin hepsini dedalus yazmis sagolsun. Mantik ve realite ile uyusmuyor yazi.

Adsız dedi ki...

Sevgili Ugur,

Bugun Charity Shield'da De Gea'yi seyrettik, yaklasik 18 milyon pound karsiliginda Man U'ya transfer oldu. Genç file bekcisi yerine Sketelenburg'u da alabilirdi Manchester ama Ferguson gelecegi dusundugu icin transfer butcesinden ciddi bir payi onun icin ayirdi. Ki Muslera'nin icinde bulundugu gelecegi parlak kaleciler icerisinde on sirayi aliyordu. Daha dunya kupasi ve Avrupa sampiyonasi tecrubesi hemde yok. Muslera ise genç yasina ragmen, Dunya kupasi ucunculugu ve Copa America sampiyonlugu yasamis bir kaleci. Serie A'da da iyi bir tecrube edindi.

Nispeten yasli bir Sketelenburg veya hic Avrupa tecrubesi olmayan Ochoa'ya tercih ederim Muslera'yi. Daha az risk ve onumuzdeki 8 sezon senin kaleni koruyabilir. Ustune son transferini yapmadan geldi.

Eger kadro muhendisligi onemliyse bence Muslera cok basarili bir secim.

Selamlar,

RV

pclion dedi ki...

Tutarsızlıktan girip hayalperestlikten çıkılmış yine :) Ama getirilen eleştirileri yersiz buldum. Bir kere bu "Bunların hepsi Muslera'dan iyi" yazısı değil, "Muslera'nın yanısıra bunlar da vardı" yazısı. Duruma göre, tercih edilebilecek seçenekler de bunlar demek farklı bir şey.

İkincisi, burada yazılan hiçbir oyuncu gerçekçilikten uzak tercihler değiller, gayet de Galatasaray'ın talip olabileceği, normal şartlarda (Avrupa kupasında olunsa misal) oyuncu maaşı kozunu da oynayıp getirebileceği oyuncular. Stekelenburg'un adı geçen yıldan beri geçiyor. Frey'le de bu sene ilgilenildi ama o dönem transfere uygun değildi. Hiçbiriniz bana Ajaccio'nun aldığı Ochoa'yı Galatasaray'ın alamayacağını söylemesin, ya da yıllardır İsrail'de oynayan Enyeama'nın Galatasaray'ı muhattap kabul etmeyeceğini. Türkiye pazarıyla kafayı bozmuş biri olarak bunu hesaba katmadığım eleştirisine de hiç katılmıyorum o yüzden.

Öte yandan Roma'ya 6'ya bırakıyorlar, bize vermezlerdi diyorsak oturup düşünmesi gereken Ajax değil, Galatasaray'dır. İtalyan basınında zengin başkanıyla para harcamaya hevesli takım olarak tanımlanıyor Galatasaray, Anzhi ile aynı sınıfta görülüyor. Ne istiyorlarsa verelim demenin, oyuncuya Avrupa ederinin çok üstünde maaşlar vermenin getirisi bunlar.

O yüzden bu noktada ağlanmaya gerek yok ve Muslera'ya 11-12 milyon avroluk bir paket sunmak da bu işe bir çözüm falan olamaz. Stoperleri Servet Çetin ve Gökhan Zan olan takımın kaleye 12 milyon avro yerine daha makul bir tercihte karar kılma ihtimalini sorgulamanın da hiçbir ayıbı yok.

Serhat dedi ki...

Biz kalecimizi bulmuştuk zaten "Morgan De Sanctis". Neden gönderildiğini hala anlamıyorum.

uo dedi ki...

bu listede musleraya tercih edilebilecek tek ismin stekelenburg olacağını düşünüyorum. ama onun da ajax'dan galatasaray'a gelmek isteyeceğini sanmıyorum. frey da sayılabilirdi ancak yaşının ve sakatlığının gözönüne alındığını düşünüyorum.

FASLI dedi ki...

Türk kaleciler varken çözümü dışarıda aramak Gs'ye özgü bir durum. Kaleciden yana şansı yok bu takımın...

Adsız dedi ki...

Muslera alınırken önümüzdeki yıllarda satıştan elde edilecek gelirin de hesaba katılması gerektiğini düşünüyorum. Bu bağlamda Stekelenburg ve Ochoa ihtimalleri Muslera ile kıyaslanabilir. Stekelenburg tranferinde İtalya Ligi-Türkiye Ligi farkı ve tabii ki oyuncu tercihi ön plana çıkacaktır. Galatasaray'ın artık kaleci konusunda risk alamayacak olması da Ochoa tipindeki transferleri engelliyor bana göre.

Adsız dedi ki...

iyide yazıda verilen örneklerden nerdeyse hiçbiri yaş, performans, gelecek vaadi... gibi konularda musleraya denk değil. 20-25 yaş arası iyi kalecilerle kıyaslama yaparsak daha sağlıklı olur.

ayrıca şu ochoa denen adamı kim kaç kere izlemişte her yerde durmadan ochoa adı geçiyor. meksika ligini her hafta kaçırmadan izliyordunuz galiba. tamamen bi fm efsanesi.

brk dedi ki...

frey bedavaya gitmedi sadece transfer ücreti açıklanmadı diye biliyordum ama doğru ise bedavaya kaçan balık büyük olmuş, Stekelenburg'da olabilirdi ama büyük ihtimalle avrupa ve italya ligi avantajı bizden uzaklaştırmıştır. diğerleri ise dolduramazdı kaleci boşluğumuzu ayrıca herkesin g.zan servet var önlerinde yorumu artık baymaya başladı gibi. çünkü g.zan yedek stoper ve daha düzgün olan orta sahamızla stoperlerimizin bu kadar kötü görünceğini düşünmüyoruö. servet her ne kadar kuyu kazıcı bir insan olsa da ujfalusi ve önlerindeki melo-selçuk ikilisi ile geçen seneki gibi sırıtmayacaktır.

pclion dedi ki...

Muslera'nın yaşı ve kariyeri göz alıcı şeyler ama Türkiye özetleri bile Avrupa'da dönmeyen, gözden ırak bir lig arkadaşlar. Siz kaleciye 15 milyon avro bütçe ayıran kaç kulübün bu transferi Türkiye'den yapacağına inanıyorsunuz? Ben de iddialıyım ki Muslera'nın Türkiye'den çıkışı Montevideo'ya ödenen bonservisi zor bulur. Gerçi bu saatten sonra parayı kıydık, oynatacağız fikri hakim olacaktır ancak "Ama Muslera'yı satıp parayı çıkarma şansımız var" demek bana iyimser geliyor.

Liste Muslera'ya denk değil diyen arkadaşım, iyi de ben daha düşük profilli ve bonservis bedeli ödenmemiş alternatifleri yazdım. Profilleri bir nebze daha düşük ama bunların hepsi üst düzey kaleciler. Enyeama'nın ya da Ochoa'nın Türkiye Ligi'ni kaldıramayacağını düşünmek de bana ligimizi fazla büyütüyoruz hissi veriyor. Avrupa'da yokuz. Bütçemizi daha verimli harcayabiliriz ki Galataasaray yönetiminin Muslera'nın pahalı olduğunu düşünüp Taffarel aracılığıyla Lauro'yla anlaşma yoluna gitmesi bu açıdan önemli bir veri. Yani sizin dediğiniz kadar planlı bir transfer değil Muslera. Bu hataya geçmiş yıllarda ben de düştüm ama bu transferin yapılması gelecek de hesaba katılarak değil, taraftarın Lauro transferine olumsuz tepki vermesi ve başkanın dünya çapında kaleci sözü nedeniyle yapıldı.

Brk, benim bildiğim bonservis ödenmedi Frey'e ama o transfer mazur görülebilir çünkü Muslera'dan sonra oldu. Biraz bekleyebilsek belki de fırsat kollayıp araya girebilirdik ama iş oyuncunun inisiyatifine kalınca şansımız az çünkü ne acı ki Şampiyonlar Ligi takımı değiliz. Düzenli oynasak bu çapta oyuncuları kolay ve makul fiyata getirme şansımız da artar...

CaRtMaNtR dedi ki...

galatasaray'da efsane kaleci kültürü yoktur diyenlere turgay şeren ve zoran simoviç isimlerini hatırlatmak isterim.

ha şöyle diyebilirim 80lerden günümüze kalemizde kalıcı olan isimler hep yabancılar olmuştur. araya bir de deli dolu hayro sıkışmıştır.

Christ dedi ki...

Meksika'yı senelerdir çok yakından takip ettiğim için çok rahat söyleyebilirim ki Ochoa,asla ama asla Ajaccio gibi 2.sınıf bir Fransa takımını tercih etmezdi.Bunun tek nedeni Gold Cup öncesi haksız yere yasak madde kullanımı ile suçlanması ve America'nın yıllardır üst üste gelen başarısılığını artık kaldıramamasıdır.O yüzden baskıyı kaldırabilecek bir oyuncu olmadığını düşünüyorum .2010 dünya kupasında da bu yüzden oynamadı zaten,tüm elemelerde kaleyi korumasına rağmen..Kaleci arayanların meksikada Cruz Azul kalecisi Corona(şimdi sakat) ve Monterrey kalecisi Sanchez'i öneririm hazır yeri gelmişken

onur dedi ki...

Herşeyden önce Türkiye'nin özellikle okumamış yabancıların gözünde aşırı dinci, sıkıcı, tutucu, banal bir ülke konumunda olduğunu gözardı etmemeliyiz bence. Ne dersek diyelimkonum bu ve oyuncuları ikna etmek için de kesenin ağzını açmak zaruri! Yani Roma'ya 3 Liraya giden İstanbul'a 5 Liraya geliyor diyorum, siz ne derseniz deyin... Dolayısı ile sizin liste biraz kadük kalıyor Muslera'yı alana kadar bunları alırdık derken; biraz akıl, kültür, mantık, düşünceye davet ediyorum tüm blog yazarlarını...

pclion dedi ki...

Christ, bunlar önemli detaylar ancak Mondragon'un da bize gelirken pasaport sorunu nedeniyle zor durumda olduğu da akıllara gelebilir bu noktada. İyi oyuncuları çok cüzi paralara yakalayabilmek zaten olay.

Ah şu blog yazarları ah, hiç düşünmüyorlar! :) Sevgili Onur, futbolcuya daha çok maaş önermekle ilgili ne denmiş burada, bana açıklar mısın? Roma'ya 3 liraya giden adama burada 5 verirsin ama Ajax da gidip "Ben bunun için Roma'dan 5, İstanbul'dan 10 isteyeyim" demez. Stekelenburg'un gönlünü yaparsan Ajax'ı 6 küsür milyon avroya sen de ikna edebilirsin. Problemli olan benim değil, senin yaklaşımın ama mantıksız, kültürsüz, akılsız olduğumuz için biz blog yazarları senin bu düşündükleri hiiç düşünmedik, hesaba katmadık tabii.

Ayrıca bu transfer derslerinin Muslera için geçerli olup olmadığını da sorayım son olarak. Muslera'da bunlar geçersizdi de benim buraya yazdığım kalecilerde mi farklı?...

Adsız dedi ki...

Verdiğin 'Benzer Ürünler' biraz saçma olmuş açıkcası..
Maarten Stekelenburg: 28 yaşında, Avrupa'nın önde gelen kalecilerinden biri.Aynı zamanda Hollanda Mlli Takımınında kalesini koruyor.Roma'ya 6 Milyon Euro'ya gitmiş, biz neden alamamış aynı fiyata.Bir tarafta İtalya Liginde şampiyonluğa oynayan, Avrupa'da yer alan köklü bir kulüp, diğer tarafta bulunduğu lig şike ile çalkalanan, sadece TSL maçları oynayacak olan Galatasaray.Bu transfer gerçekleşirmiydi, elbette gerçekleşirdi ama Muslera'ya verdiğimiz paranın 2 katını vermemiz gerekirdi..
Doni: 31 yaşında, Reina'nın yedeği olmayı kabul etmiş, eski günlerinde olmayan, vasat bir kaleci.Zapata'yı gönderip yerini Doni ile dolduranın aklından şüphe ederim..
Sebastian Frey: 31 yaşında, tecrübeli ve kaliteli bir kaleci.Ancak Frey'da şöyle bir durum var, 98 yılından beri İtalya'da oynuyor.Bir düzen kurmuş ve bu düzenin dışına çıkmamış.Bu yaştan sonra neden İtalya dışına çıkıp, sonu belli olmayan bir maceraya atılsın? Galatasaray'ın şuan için hiçbir albenisi yok, bu adamın Galatasaray'a gelmesi için gerekli olan şey ne? Para, yüklü miktarda bir para..
Guilherme Ochoa: 26 yaşında, FM efsanesi olarak biliniyor.Başka, başka birşey yok.Dünya Kupasında 38 yaşındaki adam kaleyi korurken bu genç yedekteydi.Kaç senedir bazı insanlar tarafından önümüze sürülüyor, çok yetenekli şöyle böyle diye.Bu kadar yetenekli olan bir adamı sadece Fransa Liginin vasat takımlarından Ajaccio mu görmüş.Bahsedildiği kadar olsaydı, 26 yaşından önce büyük bir Avrupa takımına kapağı atardı.Bana göre büyük bir balondur, Ochoa.
Vincent Enyeama: 28 yaşında, Dünya Kupasından başka bir kulvarda görmediğimiz kapalı kutu olan bir kaleci.Lille'e yedek kaleci olarak gitti, Lille'de dahi birinci kaleci olamazken, kaç senedir kaleci sıkıntısı çeken Galatasaray'ın 1 numaralı kalecisimi olacaktı bu adam..
Brad Friedel: 40 yaşında, tecrübe göbek adı olmuş.Kaç yıldır İngiltere'de başarılı bir şekilde kariyerini sürdüren bir adam.Tottenham en iyisini yapmış, 2 yıl kalesi emin ellerde.Friedel'ın bizimle ilgisi yok, olamazda zaten..
Son olarak, blogunu uzun zamandan beri okuyorum.Saygı duyduğum, sevdiğim bir renktaşımsın.Türkiye'ye neden genç ve potansiyelli oyuncular gelmiyor diye yakınan bir adamsın.Muslera tam senin söylediğin tanıma uyuyor ama ne yazık ki bu genç ve potansiyelli adamlar biraz pahalı oluyor.Ben taraftarım, Muhasebeci değil.Aynı zamanda da bir futbolseverim ve bana göre bu transfer büyük bir iş, övgüyü hakediyor..
Senelerdir bonservissiz oyuncu alacağız diye bir yerlerimizi yırtıyoruz.Bedavaya transfer yapıyoruz, ne oluyor sonucunda.Avrupa takımı diye övündüğümüz Galatasaray'ımız ligi 8. bitirip Avrupa Kupalarına dahi katılamıyor.Şampiyonlar Ligi izleyemez oldum, o miziği benim takımım sahaya çıkarken duymak için sabırsızlanıyorum.Bu yüzden paraya kıymalıyız, kaliteli isimler kadroya monte edilmeli..
Bu kadar başka birşey yok, okuduysanız teşekkürler..

LaCatolica dedi ki...

CaRtMaNtR, Turgay Şeren'in hangi uluslararası başarıya sahip olduğunu düşünüyorsun?.Bizim her takımdan 8-10 yediğimiz yıllarda ki bir Berlin performansından dolayı adı Berlin Panteri olarak kalmış bir nevi kendimizi avutmuşuz. İtalya'da Dünya kupasında devleşmiş olan Dino Zoff bile bu kadar konuşulmuyorken biz Turgay Şeren'i çoktan kültür haline getirmişiz.Helal olsun.

Adsız dedi ki...

Peki DeGea Manuya kaç paraya gitti? Bedavaya mı? Muslera'nın daha kötü kaleci olduğunu asla düşünmüyorum. Çok yakında değeri anlaşılacaktır.

pclion dedi ki...

Galatasaray'la Manchester United'ın yaptığı bir transferi nasıl aynı kefeye koyuyoruz, onu anlamadım. Adamlar dünyanın en güçlü 3-4 kulübü arasında, mali yapısı belki de en düzgünü. Tabii ki onlar bu yaşta ve potansiyelde birisini istediğinde 20+ bonservis ödeyecekler. Bizim Roma 6'ya gayet üst düzey kaleci alırken niye 12 veren taraf olduğumuzu sorgulamamız lazım, "Manu da 20 verdi" diye teselli olmak değil.

He, öte yandan Muslera parasından bağımsız iyi bir kaleci ve bu tartışma bir noktada Muslera'nın performansına göre sona erecek ama kusura bakmayın, pahalıya pahalı demek de gerekiyor bence. Kafayı kuma gömmeye gerek yok...

Related Posts with Thumbnails