Türkiye'nin en potansiyelli genç oyuncusu kim diye sorsanız tereddüt etmeden adını telaffuz edeceğim futbolcu olan Okay Yokuşlu, 2.3 milyon TL yani yaklaşık 1.1 milyon avro karşılığında Kayserispor'a geçti. Elbette Altay'ı ikna edecek sonraki satıştan pay gibi bonuslar da mevcut. Süleyman Hurma Altay'dan çok oyuncu almıştır. Mekana düzenli gelen, bahşiş de bırakmayı ihmal etmeyen eski müşteri diğerlerine baskın geldi. Benim duyduğum Kayseri'nin 1.5 milyon avronun yanısıra bir sonraki satıştan pay önerdiği, Galatasaray'ın ise 1 milyon 250 bin avro vermeye niyetli olduğuydu. Altay'dan "2.5 milyon avroyu getiren alır" açıklaması da vardı ancak Manchester United ilgisinin resmi teklife dönüşmemesi ve Altay'ın transfer izni alamayacak kadar kötü mali durumu fiyatı alıcının belirlemesini sağladı. Bu fiyata transferin bitmesi benim için o yüzden şaşırtıcı. Kayserispor'a ve Okay Yokuşlu'ya hayırlı olsun ancak Altay'ı hele bu bedeller söz konusuyken ikna edemeyen Galatasaray ile Fenerbahçe için hiç de hayırlı olmadığı kesin...
Türkiye'de yerli transferi zor ve çetrefilli bir iş. Hele ki bu oyuncu gençse... Genelde genç oyuncuların daha ucuz olması gerektiği, "Bu adam ne yaptı da 2 milyon istiyor deyyuslar" ana fikirli bir bakış açısı mevcut. Türkiye'de böyle bir kültür yok fakat kalitesi ve potansiyeli belli her genç oyuncu kalburüstü bonservislere transfer oluyor. Daha bu ay Manchester United, Blackburn'ün 19 yaşındaki stoperi Phil Jones için tam 19 milyon avro bonservis ödedi, Arsenal Theo Walcott'ı 17 yaşında Southampton'dan aldığında 10 milyon avronun üzerinde bir bonservis bedeli ödemişti ve bu oyuncunun tek Premier Lig maçı yoktu. Türkiye'de de belli bir sayıda yerli oyuncu oynatmak gerekliyse genç oyuncuların en iyisine de 1.5-2 milyon avro ödemeyi gözden çıkaracaksınız. Çıkarmıyorsanız Kayserispor bu adamı alır, parlatır. İki sene sonra 5 milyon avroya size satsınlar diye kapılarında yatar, bir de red cevabı alırsınız. Futbol artık böyle ve bunu Türk kulüplerinin aç gözlülüğüyle açıklama devri kapandı.
Okay Yokuşlu'yu tekrar tekrar anlatmayacağım ama oyun görüşü, top hakimiyeti ve zekasıyla bence Nuri Şahin ve Arda Turan'la birlikte son dönemde gelmiş en becerikli oyuncu. Musa Çağıran, Altay, Galatasaray denkleminden çıkarımlar yapıp bunu Okay'a mal etmek gülünç ve stoperden orta sahaya devşirilmiş Musa ile fiziği düzgün, hücum kökenli saf bir orta saha olan Okay arasındaki farkı da Kayserispor ile çıktığı ilk maçta görecektir herkes. Süleyman Hurma'nın tavırları, konuşmaları iticilikte sınır tanımayabilir ancak yönetim kademesinde bulunan birçok kişinin arasında oyuncu görüşüyle yadsınamayacak bir farklılık koyduğu da ortada. Bence Okay transferiyle birlikte en büyük balığını da tutmak üzere...
Hadi Gökhan Zan'ı Gönderdik, Yerine Kimi Alacağız?
"Soruyorum size, bu takımdaki yerlilerin üstüne Türkiye’de alabileceğiniz kaç isim var? Hadi gönderdik, yerlerine kimi alacağız? Sizce Semih mi, Baros mu? Zaten Türkiye’de yıldız yetişmiyor. İşte Arda, dünya çapında bir yıldız. F.Bahçe’de Emre var, Gökhan Gönül, Volkan gibi isimleri de konuşabiliriz. Trabzon’da Selçuk ve belki 1-2 isim daha. Eldeki takım boş değil. 20 oyuncu gönderip 20 tane alamayız." 11 Mayıs 2011 / Ali Dürüst
"Profesyonel Futbolcumuz Gökhan Zan ile sözleşmemiz 2011-2012 sezonundan başlamak üzere 3 futbol sezonu için uzatılmıştır."
27 Haziran 2011 / Galatasaray Spotif AŞ
2011 Yaz Dönemindeki Belli Başlı Yerli Transferler
Ersan Gülüm | Adanaspor / Beşiktaş
Egemen Korkmaz | Trabzonspor / Beşiktaş
Serdar Kesimal | Kayserispor / Fenerbahçe
Ömer Toprak | Freiburg / Leverkusen
Sinan Osmanoğlu | Galatasaray / Orduspor
Semih Kaya | Belli Değil
***
Gökhan Töre | Chelsea / Hamburg
Tunay Torun | Hamburg / Hertha
Engin Bekdemir || Porto / Kayserispor
Cem Sultan | Galatasaray / Kayserispor
Yasin Pehlivan | Rapid Wien / Gaziantepspor
Taşkın Çalış | Mönchengladbach / Gaziantepspor
Sakıb Aytaç | Dardanelspor / Gençlerbirliği
Taner Yalçın | Köln / İstanbul BB
Okay Yokuşlu | Altay / Kayserispor (Bu transfer hakkında ilerleyen saatlerde bir yazı gelecek)
Okan Derici & Galatasaray
Galatasaray'ın hali hazırda çürümeye yüz tutmuş yerli iskeletini yenileme zorunluluğu malumken geçen ay atılan Selçuk İnan adımı olumludan da öteydi lakin o kadar uzun süredir elden geçmemiş bir kadro yapısı var ki bunu orta vadeye yaymadan başarılı olmak pek mümkün değil. Çok övündüğü altyapısından faydalanma becerisini çoktan yitirmiş olan Galatasaray'ın bu yapıyı daha önce yapmaktan kaçındığı üzere 17-20 yaş arası genç oyuncularla takviye etmeliydi ki bu tarife uygun olarak kabul edilebilecek ilk isim belli oldu: Franfurt altyapısından yetişen, 1993 doğumlu Okan Derici...
Artık klişeleşmiş reflekslerle gerek yazılı gerek sosyal medyada "Yeni Mesut Özil" safsatalarıyla tanıtılmaya çalışılan Okan, aslında o kadar yabancı bir isim değil. Geçen yıl U-17 Avrupa Şampiyonası'nda yarı final gören Türkiye'de düzenli oynayan bir oyuncuydu ve takımın dikkat çeken isimlerinden biriydi. Şu sıralar Hacettepe'de kiralık olarak forma giyen takım kaptanı Artun Akçakın, bu ay Gaziantepspor'a imza atan Taşkın Çalış ve orta sahayı kuvvetlendirmesi için 94'lü olmasına karşın turnuvaya davet alan Okay Yokuşlu'yla birlikte öne çıkmıştı. Buna karşın 93 jenerasyonunun aldığı dereceye paralel bir kalibrede olmadığını, 92 ve 94'lülere göre zayıf denebilecek bir nesil olduklarını da söylemem lazım.
Frankfurt çıkışlı bir hücum elemanı olması sebebiyle Cenk Tosun akıllara gelebilir lakin Okan, asla bir 9 numara değil. Zaten milli takımda da bu görevi Artun üstleniyordu. Okan ise daha çok yüzü dönük olarak topla buluşan ve Artun'a destek veren bir roldeydi. Sol ayağına daha hakim ve topla becerikli bir oyuncu lakin bu becerisi fark yaratacak düzeyde değil. Antep'in aldığı Taşkın, bu açıdan daha gösterişli bir oyuncuydu, fiziksel açıdan ise profesyonel futbola en uygun isim Artun'du. Teknik becerisine doğru bir yatırımla katkı verecek bir oyuncuya dönüşebilir ancak son izlediğim Okan'ın Galatasaray'da oynayabilmesi için belli bir süreye ihtiyacı var ve rekabetin epey kızgın olduğu bir bölgede oynayacağının farkında olması gerekiyor. İlk sene ağırlıklı olarak A2 takımında şans bulacağını düşünüyorum.
Okan'ın U-17 düzeyinde İngiltere'ye attığı golü de bulunduran maç özeti yukarıda mevcut. Kafa vuruşunun kalitesine diyecek yok. Lakin uzak/demarke forvet rolüne talip bir oyuncu olan Okan'ın Frankfurt U-19'da bu sezon oynadığı 22 maçta sadece 1 gol atabildiğini de akıllardan çıkarmayalım. Kısacası "bi' Okay Yokuşlu değil" ancak yatırım itibariyle hiçbir götürüsü olmayan, Galatasaray'a faydalı olabilecek bir isim. Hoşgelmiş...
Artık klişeleşmiş reflekslerle gerek yazılı gerek sosyal medyada "Yeni Mesut Özil" safsatalarıyla tanıtılmaya çalışılan Okan, aslında o kadar yabancı bir isim değil. Geçen yıl U-17 Avrupa Şampiyonası'nda yarı final gören Türkiye'de düzenli oynayan bir oyuncuydu ve takımın dikkat çeken isimlerinden biriydi. Şu sıralar Hacettepe'de kiralık olarak forma giyen takım kaptanı Artun Akçakın, bu ay Gaziantepspor'a imza atan Taşkın Çalış ve orta sahayı kuvvetlendirmesi için 94'lü olmasına karşın turnuvaya davet alan Okay Yokuşlu'yla birlikte öne çıkmıştı. Buna karşın 93 jenerasyonunun aldığı dereceye paralel bir kalibrede olmadığını, 92 ve 94'lülere göre zayıf denebilecek bir nesil olduklarını da söylemem lazım.
Frankfurt çıkışlı bir hücum elemanı olması sebebiyle Cenk Tosun akıllara gelebilir lakin Okan, asla bir 9 numara değil. Zaten milli takımda da bu görevi Artun üstleniyordu. Okan ise daha çok yüzü dönük olarak topla buluşan ve Artun'a destek veren bir roldeydi. Sol ayağına daha hakim ve topla becerikli bir oyuncu lakin bu becerisi fark yaratacak düzeyde değil. Antep'in aldığı Taşkın, bu açıdan daha gösterişli bir oyuncuydu, fiziksel açıdan ise profesyonel futbola en uygun isim Artun'du. Teknik becerisine doğru bir yatırımla katkı verecek bir oyuncuya dönüşebilir ancak son izlediğim Okan'ın Galatasaray'da oynayabilmesi için belli bir süreye ihtiyacı var ve rekabetin epey kızgın olduğu bir bölgede oynayacağının farkında olması gerekiyor. İlk sene ağırlıklı olarak A2 takımında şans bulacağını düşünüyorum.Okan'ın U-17 düzeyinde İngiltere'ye attığı golü de bulunduran maç özeti yukarıda mevcut. Kafa vuruşunun kalitesine diyecek yok. Lakin uzak/demarke forvet rolüne talip bir oyuncu olan Okan'ın Frankfurt U-19'da bu sezon oynadığı 22 maçta sadece 1 gol atabildiğini de akıllardan çıkarmayalım. Kısacası "bi' Okay Yokuşlu değil" ancak yatırım itibariyle hiçbir götürüsü olmayan, Galatasaray'a faydalı olabilecek bir isim. Hoşgelmiş...
Yeni Oyuncu: Anzhi Makhachkala

1991'de kurulmuş, Rusya Premier Ligi'nde tarihinin en başarılı sezonu dördüncülük olan, zirve lige geçen yıl terfi etmiş bir takım Anzhi Makhachkala ama transfer sezonuna gelince Avrupa'nın en güçlü ekiplerinden birine dönüştüler. Bu etkinin kısa bir açıklaması var: Parayı veren düdüğü çalar...Henüz 45 yaşındaki Dağıstan doğumlu bir Rus milyardari olan Süleyman Kerimov, kulübün bugünlerde adının futbol piyasasında geçiyor oluşunun sebebi. Ocak 2011'de teslim aldığı Anzhi'yi Avrupa'nın en iyilerinden biri haline getirmek isteyen Kerimov, 5.5 milyar dolarlık servetinden (Forbes listesine göre dünyanın en zengin 136.ismi) hatrı sayılır bir payı kulübe ayırmaya hazır ve bazı transferlerle bu yolda adımları attı bile.
Fenerbahçe'de kimine göre başarılı, kimine göre tartışmalı iki buçuk sezon geçirip köyüne geri dönen Roberto Carlos'a yöresel kıyafetler giydirmenin ötesine geçen Anzhi, bu transfer döneminde PSV'nin önüne tam 14 milyon avro koyup Hollanda'nın en iyilerinden olan Balazs Dzsudzsak'ı kadrolarına kattılar. Kendi de bol sıfırlı bir kontrata imza atmaktan mutlu görünen yetenekli Macar, "Kariyerim açısından büyük bir adım" diyerek yeni kulübünün gururunu okşadı ama adımın ne tarafa olduğu bakış açısına göre değişiyor.
Dzsudzsak gibi ligin en kaliteli isimlerinden biri olacağı şimdiden belli olan bir adamın yanını da süslemeyi bildiler. Corinthians'tan Jucilei'yi 10 milyon avro, Anderlecht'in en gözde oyuncularından Mbark Boussoufa'yı 8 milyon avro, Atletico Minerio'dan Brezilya Milli patentli Diego Tardelli'yi 5 milyon avro ödeyerek sıkı bir kadro oluşturdukları kesin. Bu sükseli transferler de yetmiyormuş gibi Andrei Arshavin, Gennaro Gattuso, Felipe Caicedo gibi oyuncuları da Dağıstan yerel giysilerini giydirmeye niyetliler.
Bu tip proje takımlarından ilk birkaç sezonda yatırıma paralel bir başarı beklemek zor ancak önce Chelsea, sonra Manchester City örneklerinden görüldüğü üzere zamanla bu yatırım kulübün büyümesini ve başarı geleneği yaratmasını sağlıyor ve Rusya Premier Ligi de bu tarz ekiplere ev sahipliği yapmaya alışkın. Anzhi şüphesiz hem Avrupa transfer piyasasında hem de Rusya'da ciddiye alınması gereken bir oyuncu ve şuursuzca bahsi arttırmaya, rest çekmeye gönüllü gibiler...
Gheorghe Hagi vs Kolombiya
Austria Wien'e karşı Figo All-Stars takımıyla birkaç bel kırsa da şov maçında ona doyamamıştık. Dün Gheorghe Hagi'nin ABD 94'te Kolombiya ağlarını havalandırdığı, turnuvaya damga vurduğu anın yıldönümüydü. Kutlu olsun...
Son top: Galatasaray CC'nin Hikayesi
Basketbol izlemeyi, takip etmeyi severim ama hiçbir zaman iyi bir salon seyircisi olmamışımdır. Salonda, statta yer almak büyük ölçüde aidiyet işi. Hayatınızdan bir zaman yaratmanız gerek. Bu sene Oktay Mahmudi'nin Galatasaray Cafe Crown'ı beni o salona getirdiyse ve belki de uzun süredir Ali Sami Yen'de dahi harcamadığım enerjiyi onlar için sarfetmemi sağladıysa bireysel olarak teşekkür etmem gerekiyor her şeyden önce...
Bu takım sezon başında Avrupa kupalarında dahi yer almayacağı göz önüne alınarak kurulmuş bir takımdı ancak net olarak Türkiye'nin en iyisi olan Fenerbahçe'nin karşısına finalde dikilmeyi başardı. Yetmedi, birisi Sinan Erdem'de olmak üzere iki de maç kazandı. Neresinden bakarsak bakalım, başlı başına bir başarı hikayesi bu ve gelecek yıl farklı oyuncular yer alsa da, almasa da bu ekip Galatasaraylıların ve basketbolseverlerin unutmayacağı, tebessümle anacağı bir takım olarak anılacaklar. Son iki maçta Fenerbahçe'ye evinde kaybederken dahi kendilerini alkışlatan, bizlere İngiliz futbolsever hissiyatını yaşatan bu ekibin, "son topa kadar" zaferi kovalayanların hikayesi artık unutulmaz. Ermal Kuqo'dan Jerry Johnson'a, Luka Andric'ten Preston Shumpert'a kadar... Kadro kalitesi ve gücüyle şampiyonluğu hak eden ve alan Fenerbahçe'yi de tebrik ederim kendi adıma.
Bütçesi artmış, hedefini Eurolig olarak belirlemiş bir Galatasaray'ı takip etmek büyük keyif verecek. Fenerbahçe'nin yeni salona geçişiyle rekabet dozunun harlanacağı bir basketbol ortamı olacak gelecek sezon BBL'de. Salonda yaşanan olayları bir kenara bırakarak güzel bir salon rekabeti yaşandı. Galatasaray adına da Abdi İpekçi'de yeni bir aidiyet doğdu bu sene. Spor kulübü olgusunun altını daha güçlü bir şekilde doldurmak dileğiyle...
Bu takım sezon başında Avrupa kupalarında dahi yer almayacağı göz önüne alınarak kurulmuş bir takımdı ancak net olarak Türkiye'nin en iyisi olan Fenerbahçe'nin karşısına finalde dikilmeyi başardı. Yetmedi, birisi Sinan Erdem'de olmak üzere iki de maç kazandı. Neresinden bakarsak bakalım, başlı başına bir başarı hikayesi bu ve gelecek yıl farklı oyuncular yer alsa da, almasa da bu ekip Galatasaraylıların ve basketbolseverlerin unutmayacağı, tebessümle anacağı bir takım olarak anılacaklar. Son iki maçta Fenerbahçe'ye evinde kaybederken dahi kendilerini alkışlatan, bizlere İngiliz futbolsever hissiyatını yaşatan bu ekibin, "son topa kadar" zaferi kovalayanların hikayesi artık unutulmaz. Ermal Kuqo'dan Jerry Johnson'a, Luka Andric'ten Preston Shumpert'a kadar... Kadro kalitesi ve gücüyle şampiyonluğu hak eden ve alan Fenerbahçe'yi de tebrik ederim kendi adıma.
Bütçesi artmış, hedefini Eurolig olarak belirlemiş bir Galatasaray'ı takip etmek büyük keyif verecek. Fenerbahçe'nin yeni salona geçişiyle rekabet dozunun harlanacağı bir basketbol ortamı olacak gelecek sezon BBL'de. Salonda yaşanan olayları bir kenara bırakarak güzel bir salon rekabeti yaşandı. Galatasaray adına da Abdi İpekçi'de yeni bir aidiyet doğdu bu sene. Spor kulübü olgusunun altını daha güçlü bir şekilde doldurmak dileğiyle...








